3 Ekim 2013 Perşembe

Yeni Tur, Yeni İsim, Yeni Şans... (NO Pelicans 13-14)

Yeniden başlamak için, pazartesi seçilebilir ya da ayın ilk günü, hatta yakınsanız yeni senenin birinci günü beyaz sayfa açmak için yeterlidir. Ancak hazır olduğunu hissettiğinde sıfırdan başlamak adına yeni dönemde yepyeni bir isim en sağlamı olabilir. New Orleans Hornets artık hatıralarda, şimdiyse New Orleans Pelicans'ın zamanı....



Neler Değişti?

Öncelikle en önemli değişiklik takımın adında oldu. Artık Pelicans var. Fırtınanın vurduğu bir şehrin organizasyonundan bahsediyoruz. Saha dışında yaralar bir şekilde sarıldı ve takım New Orleans'ta kaldı. Chris Paul'le belki de gelecek hayalleri kurulurken, süperstarın takımdan ayrılmak istemesi sonucu Los Angeles Clippers'a takas edilmesiyle geride tıpkı kendi şehirleri gibi toparlanması gereken bir takım kaldı. Evet, CP3'le de belli bir başarı yoktu ancak yanına katılacak bir yıldız oyuncuyla her şey farklı olabilirdi. Fakat elden gelen bir şey olmadığından rebuilding en mantıklı seçim oldu. Chris Paul ayrıldıktan sonra yapılan takaslar, draftler, takıma katılan oyuncularla Pelicans'ın, 2013-2014 sezonuna artık play-off hedefi olan bir ekip halinde girdiği kesin.

Bu durumun alt yapısını geçtiğimiz sezondan beri oluşturmaya başlayan Pelicans öncelikle 2012 draftının en potansiyelli oyuncusu Anthony Davis'i ilk sıradan seçme şansına erişti. Ardından Orlando Magic'te 'En çok gelişme gösteren oyuncu' ödülünü kazanan Ryan Anderson'ı takıma katmayı başardılar. Chris Paul sonrası bir diğer önemli isim ise Eric Gordon'ın Pelicans'a gelmesi oldu. Bu sezonun başındaysa takımı play-off yarışının içine sokacak en önemli oyuncu New Orleans'a getirildi. Bahsettiğim isim tabii ki Jrue Holiday. Son iki sezondur gözlerimizin önünde sürekli gelişen, karma karışık durumdaki Sixers'ta oynaması nedeniyle kapasitesini tam yansıtamadığını düşündüğüm genç oyuncuyu neredeyse bedavaya aldılar diyebiliriz. Draftta 6. sıradan seçilen Nerlens Noel (henüz nasıl bir oyuncuya dönüşeceğiniz kimse bilemez) ve 2014'ten birinci tur draft hakkı karşılığında Jrue Holiday'ı kaptılar. Çok açık söylüyorum böyle bir takası Los Angeles Lakers yapsaydı başta Marc Cuban olmak üzere herkes ayağa kalkardı. Ancak Pelicans sessiz ve sedasız şekilde kelepir fiyata benim açımdan 1-2 sezon içerisinde -bu daha da erken olabilir- bir süperstara dönüşecek oyuncu aldı. Sixers'ın GM'i o takasa onay verirken ne düşünüyordu bilmiyorum. Pelicans'a bu sezon katılan bir diğer isim Tyreke Evans oldu. Sacramento Kings performansı nedeniyle kafalarda bazı soru işaretleri olabilir. Ancak şunu bilmelisiniz ki, geçtiğimiz sezonun Kings'inde CP3 bile (basketbol ıq'su en yüksek adamlardan biri) ne yapacağını bilmez hale gelebilirdi. Bu nedenle Evans'ın içinde bulunduğu durumun biraz da için de bulunduğu kadroyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Ama Jrue Holiday gibi yeteneklerini sınırlı ve karışık bir düzen içinde sergileyemediği için insanların Evans'a şüpheyle yaklaşması normal. Bu arada Evans'ın çok da berbat sezon geçirmediğini, sadece çaylak yılından dolayı istenilenlerin üst seviyeye çıktığını söylemekte fayda var. Neden bu düzeyde olamadığı sorusunun cevaplarından biri belki de en önemlisi içinde bulunduğu ekibin haliydi. Kısacası Tyreke Evans bu sezon şüpheyle bakanların beklentileri geçecektir


Gelenleri, gidenleri toparlayacak olursak: New Orleans Pelicans, Jrue Holiday, Tyreke Evans ve Eric Gordan'dan oluşan bir arka alana sahip oldu. Ancak büyük bir fırsatı bir Free Agent kalan ve sonrasında Warriors'la anlaşan Andre Igoudala'yı kaçırarak tepti. Şayet Igoudala da bu takıma katılsaydı hedefler sadece play-off yarışı içerisinde olmaktan öteye taşınabilirdi. Tüm bunların dışında geçtiğimiz sezonun flaş oyuncusu G. Vasquez, Sacramento Kings'e, pota altının önemli ismi Robin Lopez ise Portland Trail Blazers'a gitti.


Nasıl Bir Sezon Bekliyor?

Öncelikle New Orleans Pelicans'ın pozitif yönlerini ele almakta fayda var. Yukarıda da belirttiğim gibi çok derin bir guard daha doğrusu arka alan rotasyonuna sahip. Jrue Holiday, Eric Gordon ve Tyreke Evans kağıt üzerinde önemli bir güç gibi duruyor. Aminu gibi çok iyi dış savunmacıyla beraber kenardan gelen Anthony Morrow ve geçtiğimiz sezon her ne kadar bekleneni veremese de Austin Rivers'a sahipler. Pota altında geleceğin en önemli yıldızlarından Anthony Davis bulunuyor. Kadro bütününe baktığımızda Pelicans, tempoyu sonuna  kadar zorlayan bir yapıda olacak. Açık alanda Jrue Holiday, Evans gibi delici oyuncularla, keskin şutu olan Eric Gordon ve mükemmel bir atletizme sahip aynı zamanda koşabilen uzun Anthony Davis'le rakip savunmayı dengesiz yakalamaları muhtemel. Günümüz değişen basketboluna uygun, kısaların oyuna hükmettiği ve yüksek tempoya ayak uyduracak bir kadroya sahipler. Tabii en önemlisi bu basketbol felsefesini parkeye yansıtacak enerjiyi bulmak. Bunu da çok genç bir takım olmalarından dolayı elde edeceklerdir.

Pelicans şayet istediği oyunu sahaya yansıtabilirse rakiplerinin maçtan sonra oldukça yorulacakları kesin. Tüm bunlarla birlikte Pelicans'ın handikapları ve soru işaretlerinin de en az arka alan rotasyonları kadar derin olduğunu söylemek lazım.


Kafamda Deli Sorular

Pelicans'ın play-off  resmi içerisinde bulunmasındaki en büyük engel hiç kuşku yok ki savunmaları. Eğer amaç rekabetin içinde olmak hatta play-off yapmaksa defansif verimlilik sırasını oldukça yukarı çekmeliler. Geçtiğimiz sezon 28. sırada sadece Bobcats ve Kings'ten daha iyi oldukları, savunmanın ne kadar kötü olduğunun göstergesi. Üstüne pota altında Robin Lopez'i kaybetmek işin savunma yönünde gelecek adına hiç de iç açıcı bir görüntü koymuyor. Jrue Holiday, Tyreke Evans, sağlıklı kalırsa Eric Gordon'un hücum anlamında neler verebileceği üç aşağı beş yukarı belli. Savunma tarafına geçtiğimizde ise takıma seviye atlatacak isimler Aminu ve Davis olacak. Yine Aminu'dan beklenenler elde edilecektir ancak net olan şu ki: Pelicans ilk 8 istiyorsa yolu Anthony Davis'ten geçiyor. Genç oyuncunu ne kadar atletik olduğu aşikar ancak fiziğinin de NBA'de oynadığı pozisyon itibariyle henüz yeterli olmadığı açık. Davis'in bu yaz dönemini nasıl geçirdiği ve göstereceği gelişim Pelicans için anahtar olacak. Karşımızda koşmak isteyen bir takım var ve tempo yapmak için net ribaund çekmek zorundasınız. Anthony Davis'in ribaundlarda, zayıf olan arka alan savunması bekçiliğinde ve ikili oyunlara karşı tam konsantreyle oynaması şart. Bu önemli sorunun cevabı olumlu olur ve Davis sağlıklı kalırsa Pelicans önümüzdeki günlere daha iyi bakabilir.

Bir diğer önemli konu da geniş guard rotasyonunda rollerin ve dakikaların nasıl dağıtılacağı. Burada Monty Williams devreye giriyor. Kadrodaki herkesin sağlıklı olduğunu düşünürsek: 1 ve 2 numaralı pozisyonlar için üç aday var: Jrue Holiday, Tyreke Evans ve Eric Gordon. Zaman zaman bu üçünün kısa aralıklarla yan yana oynaması muhtemel. Ancak hem üç oyuncunun da iyi savunmacı olmaması hem de size olarak küçük kalmaları daha fazla dakika almaları durumunda savunmada büyük handikap yaratacaktır. Sonuç olarak Tyreke Evans ya da Eric Gordon'dan biri benchten gelmeli. Yazıyı yazdığım sırada Eric Gordon'un sakatlandığını ve sezon öncesi çalışmalarında iki haftayı kaçıracağını öğrendiğim için en azından ilk günlerde Tyreke Evans'la başlayacaklarını varsayabiliriz. Bundan sonrası Tyreke Evans'ın neler verebileceğine ve rolü benimsemesine kalıyor. Çünkü kağıt üzerinde Jrue Holiday ve Eric Gordon ikilisi çok daha iyi. Birisi (Jrue) delici, topu elinde isteyen bir oyuncuyken, diğeri çok fazla topla haşır neşir olmayan keskin bir şutör. Tyreke Evans ise tıpkı Jrue Holiday gibi topu kendinde isteyen ve sürekli boyalı alana penetre eden bir anlayışa sahip. İşte en büyük soru işaretlerinden birisi de Jrue Holiday ve Evans'ın top paylaşımını nasıl yapacağı? Burada olması gereken topunda daha çok Jrue Holiday'de kalması ve hücumun onun üzerinden dönmesi. Tabii bunu da Tyreke Evans'ın kabul etmesi. Açıkçası kendi kariyerini umursuyorsa etmek de zorunda. Ancak Jrue Holiday-Gordon'un ilk 5 başlaması, Tyreke Evans'ın benchten gelip topa sahip olması en iyi senaryo gibi duruyor.

 İşte tam burada da Koç devreye giriyor. Monty Williams takımda beklentileri karşılayan ve en önemlisi oyuncular tarafından çok sevilen bir koç olması nedeniyle avantajlı. Ancak geçtiğimiz sezondan farklı olarak Pelicans'ın artık bir hedefi var. Bazı çalıştırıcılar hedefleri olmayan takımlardan iyi verim alabilirler, fakat yine aynı çalıştırıcılar ellerinde daha iyi kadro olmasına rağmen hedef odaklı ekiplerde aynı başarıyı gösteremezler. İşte Monty Williams da bunun sınavını verecek. Net olan bir şey şu ki: elinde artık çok daha iyi oyuncular, bir hedef ve bolca soru işaretleri var. Yapacağı rotasyon, takıma empoze edeceği savunma anlayışıyla Pelicans'ın sezondaki yerinin neresi olacağı konusunda koçun da hamleleri büyük önem taşıyacak.

Beklenti

Sonuç olarak, karşımızda adıyla, oyuncularıyla bu sezon için çıta yükseltmiş bir ekip var. Pelicans organizasyonundan yapılan açıklamalarda hedefin play-off olduğu vurgulanıyor ama yukarıda bahsettiğim handikapların dışında bir çok soru işareti daha var. Evet, çok yetenekli bir guard ve geleceğin en önemli uzunlarından biri takımda. Yan rollerde de önemli işler yapacak isimler Pelicans'a katıldı. Fakat, tecrübesizlik ve savunmadaki yetersizlik nedeniyle güçlü Batı konferansında henüz play-off yapacak seviyede olduklarını düşünmüyorum. Benim beklentim Pelicans'ın 9 ya da 10. sırada konferansı tamamlaması. Bunun altı başarısızlık olacakken, şayet play-off yaparlarsa sorunların üstesinden gelerek önemli bir işe imza atarlar. Pelicans'ın sezonu nerede bitirebileceği pek bilinmez ama kesin olan şu ki maçları izlenmesi zevkli, ligin renkli takımlarından biri olacaklar. Açıkçası merakla bekliyorum...

Son olarak o beyaz forma olmamış...
















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder