Detroit Pistons son şampiyon olduğundan bugüne tam 9 yıl geçti. Yakın tarihte süperstara sahip olmadan yüzük takan tek takım oldular. O kadro dağıldı ve bir daha da toparlanamadılar. Tabii bunda çok ilginç kontratların da etkisi var. Ancak bu sezon play-off için ilk adımı attılar. Ve gerçekten ilginç bir kadroya sahipler...
Neler Değişti?
Yaz sezonunu oldukça hareketli geçiren ekiplerden biri oldu Detroit Pistons. Jose Calderon ve Brandon Knight ayrılanlardan. Takıma katılanların en önemlileri ise: Josh Smith, Brandon Jennings ve 2004 şampiyonluğunun en kilit ismi C. Billups oldu. Gidenler ile gelenleri tarttığımızda, Drummond ve Monroe'nun da bir sezon daha tecrübe kazandıklarını da düşünürsek, takımın seviye atladığı açık.
Tamamı ise şu şekilde:
Gelenler: Josh Smith, Brandon Jennings, Chauncey Billups, Kentavious Caldwell-Pope, Luigi Datome, Josh Harrellson, Tony Mitchell, Peyton Siva
Gidenler: Jose Calderon, Brandon Knight, Jason Maxiell, Kim English, Viacheslav Kravtsov, Khris Middleton
Büyük Frountcort
NBA'i geçtiğimiz sezon yakından takip edenler anımsayacaktır. Her tanıtım videosunda geçen bir kelime vardı: Big(Büyük). Bu kadro geçtiğimiz sezon kurulsaydı o reklamlar için oldukça fazla malzeme çıkabilirdi. Çünkü Drummond, Greg Monroe ve Josh Smith'ten oluşan bir ön alana sahipler. Biraz zihnimi zorladım ancak yakın zamanda böyle bir frountcourt anımsayamadım. Zaten günümüz basketbolunda bulmak neredeyse imkansız gibi. Bu önalan bir çok soru işareti ve dezavantaja sahip ama önce hangi konularda pozitif etkiler doğuracaktır onlara bir bakmak lazım. İlk olarak en büyük verim oyunun savunma kısmına yansıyacaktır. Bu kadar büyük 3 adamın savunduğu bir boyalı alana girip yeteri kadar sayı bulmak hiç de kolay değil. Böylelikle takım savunmada önemli bir seviye atlayacaktır. İkinci olarak ise yine savunmanın bir kolu olan ribaundlar. Takım kadrosu bu şekilde kaldığı sürece muhtemelen ligin en çok ribaund toplayan ekibi olabilirler. En azından ilk sıralarda yer alacaklardır. Bunun içine hücum ribaundları da dahil tabii. Zaten oyunlarının temelinde ribaund yer alacak. Çünkü bu oyuncu topluluğunun yaşaması için net ribaund çekmesi şart. Zaten hücumda önalandan dolayı yaşayacakları alan paylaşımı sıkıntısının yanında topu emanet edecekleri isim de oyun kurma yönü ligin en az olan guardlarından Brandon Jennings olacak. Yani sete set hücum ve düşük tempo Pistons'ın en büyük düşmanı olacak. Koşmayı bilen uzunlarıyla sürekli tempoyu zorlayacaklardır. Tempo zorlamak için de ribaundu net almak gerek. Bunu başarmak için de bu takım biçilmiş kaftan.
Takımın genel halinden sonra kısaca gelen oyuncuların artı/eksilerine bakmak yerinde olacaklardır. Pistons yaz sezonunda Free Agent olan en iyi 2. oyuncuyu Josh Smith'i kadrosuna kattı. Kendisi lige adım attığında smaç yapan ve sadece atletik özellikleriyle öne çıkan bir oyuncu figürü yarattığından bu zamanlarda ne kadar iyi bir savunmacı, iyi bir pasör olduğu geride kalan özelliklerden. Savunmaya getireceği büyük artı zaten takıma seviye atlatan özelliği olacaktır. İyi bir pasör olması ise burada çok önemli. Çünkü bu önalana rakiplerin gömülmekten başka çaresi kalmayacak. Bu durumda iyi saha görüşüyle Josh Smith'in dış oyuncuları bulması hücumdaki alan paylaşımı sıkıntısını bir nebze olsun çözmek için gerekli. Yine tempoyu zorlayacakları için Josh Smith'in bu konuda uzman olması avantaj sağlayacaktır.
Detroit Pistons'ın bir diğer önemli transferi Brandon Jennings. Dış şut özelliği, tempolu oyunu becerebilmesi bu takım için avantaj. Dezavantaj yaratacağı konular da var zaten buna değineceğim ama onun dışarıdan istikrarlı şut sokması Detroit Pistons için hayati bir konu. Onun için en büyük soru işareti olan takımı oynatma yönünü biraz daha ön plana çıkarmaya çalışırsa her şey düşünülenden biraz daha iyiye gidebilir. Ancak bunu yapması gereken adam Brandon Jennings sonuçta ne kadar bekleyebilirsin ki?
Diğer eklemeler ise Datome, Billups ve adı güzel çaylak Kentavious Caldwell-Pope şeklinde. Hepsinin bir ortak özelliği var o da şut ki Pistons için en gerekli olan. Datome'yi Avrupa'dan biliyoruz. Isındığında 3 sayı çizgisinden oldukça etkili oluyor. Uyum sorununu atlatmayı başarırsa, Avrupa'ya göre NBA'de daha çok boş şut bulacağı için önemli bir çıkış yakalayabilir. Billups artık eski günlerine yakın bile değil. Ama sanırım hala şut atma özelliğini kaybetmemiştir. Onun da bu tarafından yararlanılması yanında Pistons'ın tarihinde yer aldığı ve çok iyi bir profesyonel olduğu için takımdaki abi görevini üstlenecektir. Daha fazla katkı vermesini beklemek biraz iyimser kalır. Adıgüzel ise skor ve şut yönüyle öne çıkan bir çaylak. Hakkında uzun uzun yazmaya gerek yok. Öncelikle NBA arenasında izlemek lazım. Ancak bu şut özelliğini az çok yansıtmasının bile önemli bir avantaj olacaktır.
Ve tabii ana rotasyonda son olarak Drummond ve Monroe var. İki çok iyi ve sürekli gelişen uzun. İkisi de all-star kapasitesine sahip ve olacaklar da. İkisi de çok atlet ve koşmayı seven uzunlar. Burada Drummond savunma özellikleriyle bir adım öne çıkıyor. Ancak kesin olan şu ki bu yapı bozulmazsa önümüzdeki 1-2 sezon içerisinde en iyi pota altına sahip takım haline gelebilir Pistons. Zaten şu haliyle bile rahatlıkla ilk 5 takım arasına girip yukarıyı bile zorlayabilirler.
Pistons potansiyele sahip olsa da, geçtiğimiz sezondan çok daha iyi bir takım haline gelse de ortada bir kaç tane tıpkı ön alanları gibi büyük soru işaretleri var.
Alan Paylaşımı
Yaşayacakları en büyük problem bu: Alan Paylaşımı. Son günlerde içinde Ömer Aşık'ın da olduğu için çok gündemde olan Howard-Ömer'in konusunun bir benzeri burada yaşanıyor. Ancak Pistons kararlı ve Josh Smit, Monroe ve Drummond üçlüsünü aynı anda oynatacak. Bu da hem bildiğimiz hücum basketbolunun temeline hem de değişen, kısaların daha çok ön plana çıktığı basketbola biraz aykırı gibi duruyor. Öncelikle bu üç oyuncunun boyalı alan dışında sayı üretimi yerlerde. Josh Smith bu konuda o üçlüden ön plana çıkan oyuncu. O bile vasatın altında bir şutör ve maç içerisinde cidden berbat seçimleri var. Böyle bir ön alanla hücum etmek için gerekli olan, kusursuz bir top paylaşımı sonucu boş dış adamları bulmak ya da Monroe veya Drummond'tan birini iyi yerde topla buluşturmak. Tabii bunu yapmak için top paylaşımına uygun bir guard'a sahip olmak elzem. Pistons'ın guardlarından hiçbirinin bu tarz özelliği yok. Hele geçtiğimiz sezonlarda Bucks'ta izlediğimiz Brandon Jennings aynı kafada devam edecekse bu kadroda Pistons için intihar olur. Ya da o büyük ön alandan dayak yer. Çünkü içeride sürekli beslenmesi gereken iki büyük pota altı oyuncusu + Josh Smith var. Aslında Jennings pas yönünü zaman zaman ortaya çıkardığında gördük ki bu konuda hiç de fena değil. Özellikle ikili oyunlarda da oldukça etkili olabiliyor. Ancak bugüne kadar Bucks'ta bunu çok az gördük. Tabii bu takımın içinde bulunduğu durumla da ilgili olabilir. Koç Cheeks, Brandon Jennings'in skorer ve oyun kurucu özellikleri dengelemesini vereceği telkinlerle bir şekilde sağlamalı. Pistons, bu başarılması halinde bile zor işleyecek bir hücuma sahip olacakken Jennings aynı devam ederse tüm plan çöker ve takım dengesiz hücumlara mahkum olur. Bir diğer çözüm de Jennings'in 2 numaradan süre almasını sağlamak. Bu şekilde yine belli oranda Jennings'e özgürlük vermek. Onun dış şut özelliğinden yararlanmak. Ancak burada Will Bynum ya da Stuckey'e ne kadar güvenilebilir orası da şüpheli. Zaten onların da herhangi bir organizasyon sağlayan özelliklerinin olmadığını biliyoruz.
Toparlayacak olursak Josh Smith, Monroe ve Drummond boyalı alan dışında etkili olamayan uzunlar. Söylediğimiz gibi bu kadronun hücumunu işletebilmek için çok iyi top paylaşımına ihtiyaç var. Ancak organizasyonu sağlayacak bir guardları yok. Mesela bir Jose Calderon şu yapıda çok başarılı olabilirdi. Ancak elde tutmadılar. Böyle bakınca yürümesi zor bir plana benziyor. Normal sezonda bir şekilde devam ettirip ilk 8'e girebilirler. Ancak play-off'lar başladıktan, tempo düşüp rakipler savunmaları sertleştirdikten sonra bir anda dibe vurabilirler. Bunun tehlike sinyallerini zaman zaman normal sezonda görebiliriz. Fakat eğer ki bu sistemin işlemediği yönünde hemfikir olunursa ellerinde çoğu takımda olmayan Greg Monroe gibi bir takas kartı var. Pistons, Monroe karşılığında oldukça değerli parçalar alıp ve istemedi kontratlardan da kurtulabilir. Nitekim sonucun böyle olacağını düşünüyorum. Sezon ortasına kadar bu kadro ve yapı denenecektir. Bana göre bu sistemin işlemesi, işlememesine göre daha düşük ihtimal. Bu yaşanırsa veya yaşandığında Joe Dumars, Monroe kartını ortaya sürecektir. Karşısında alacağı iyi bir ya da birkaç parçayla bir anda kendilerini kafaya oynarken de bulabilirler. Ancak Brandon Jennings bambaşka bir oyun kurucu haline döner, Josh Smith dış şutunu istikrarlı hale getirir ve yanlış tercihler yapmaz, yeni gelenlerden Datome, adıgüzel, tecrübeli Billups yeterli seviyede şut sokar ve diğer bench oyuncuları katkı verirse her şey başka olabilir. Ama gördüğünüz gibi 'her şeyin başka olması' için bir çok değişkenin Pistons'ın istediği şekilde gelişmesi gerekiyor....
Beklenti
Pistons elindeki bu takımla sakatlık yaşamazsa muhtemelen play-off yarışı içerisinde olacaktır. Ancak onlar Wizards ve Hawks'ın biraz gerisinde yer alıyor. Muhtemelen Cavs'le 8. sıra için çekişecekler. Hangisinin play-off'a kapak atacağını şimdiden söylemek zor. Ancak Cleveland Cavaliers sakatlık açısından problem yaşamazsa onların daha dengeli olduğu için avantajlı. Her şeyi bir kenara bırakırsak Blake Griffin geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı: 'Lob City bitti' diye. Fakat bizim de yeni bir tanesine ihtiyacımız var. Hoşgeldin Yeni Lob City!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder