29 Ekim 2013 Salı

Arkana Yaslan, Nefes Al ve Tekrar Ayağa Kalk (LA Lakers 13-14)

Hayatında ilk defa terk edilme acısını bu kadar derinden yaşamış bir takım. Ağır sakatlığı bulunan bir süperyıldız, geçen zaman sonrası yavaşlayan dizler... Her şey Los Angeles Lakers'ın karşısında büyüyen birer zorluk gibi... Ancak Kobe'nin yazdığı mektubun sonu kenara not olarak düşülmeli 

''Beni bir ayıyla kavga ederken görürseniz, ayı için dua edin...''



Neler Değişti?

Yaz döneminde en çok konuşulan takımlardan biri hiç şüphesiz Los Angeles Lakers'tı. Geçtiğimiz yıllara kadar eğer Los Angeles Lakers transfer/takasların gerçekleştiği yaz döneminde konuşulduysa genelde bu pozitif yönde olurdu. Ancak işler beklenildiği gibi gitmedi ve Dwight Howard kariyerine Houston'da devam etmeye karar verdi. Ayrıca artık takıma yarar vermediğini düşündüğüm Metta World Peace de ayrılanların arasında. Onunla beraber Antawn Jamison, Earl Clark, Chris Duhon, Goudelock ve nihayet Darius Morris gidenlerde... Gelenlerde ise yine ilginç isimler var. Mesela aynı kafada devam etmesi durumunda Kobe'nin küçük çapta saldırısına uğrayacağı Nick Young, yoklukta fena olmayacak Kaman da takıma katıldı.

Hepsini toparlayacak olursak tablo şu:

Gelenler: Ryan Kelly, Nick Young, Jordan Farmar, Wesley Johnson, Chris Kaman, Ellias Harris, Xavier Henry, Marcus Landry

Gidenler: Dwight Howard, Metta World Peace, Earl Clark, Antwan Jamison, Chris Duhon, Darius Morris, Andrew Goudelock

Tek Hikaye, İki Son ve Saygı

Aslında bu sezon Los Angeles Lakers'tan bahsederken çok fazla işin taktik ve teknik yönlerine girmeye pek gerek yok sanırım. Çünkü Howard'ın ayrılışı sonrası tamamen takımın, bu sezonu öylesine geçirelim, Kobe'nin olmayacağı dönem için bir iki adam bulalım kafasındaymışçasına transferler yaptığı açık. Zaten mevcut ekip Lakers'ın bu sezon olmasa da tarihinde bulunan amaçlarına hizmet edebilecek kapasitede değil. Ancak forması play-off'a oynar felsefesiyle bunu kovalayacaklar gibi. Her ne kadar önümüzdeki sezonun draftı çok derin olsa da Lakers kültüründen dolayı her zaman kazanmak için oynadığından drafta yatma yolunu tercih edilmedi. Peki ilk 8'e kapak atmayı başaracaklar mı? Açıkça söylemek gerekirse işleri neredeyse geçtiğimiz yıllarda kazandıkları bazı şampiyonluklar kadar zor diyebilirim. Geçtiğimiz sezon yaşadıkları yumuşaklık sıkıntısı ortadayken üstüne takımın savunma anlamındaki temelleri olan Howard ve MWP'yi kaybettiler (her ne kadar zarar verse de savunma anlamında düşüş yaşanacaktır). Yani bir önceki sezona göre işleri daha zor olacağını söylemek gerek, üstüne geçtiğimiz sezonun da hatıraları canlanınca durum pek de iç açıcı değil sanki... Kısaca takımdaki her oyuncunun kapasitelerinin en üst seviyesinde performans vermeleri gerekecek. Ancak nasıl sezonun gidişatında sahada olsa da olmasa da en çok konuşulacak isim Kobe olacaksa tabii ki bu yazıda da öyle olacak...

Geçtiğimiz sezon geçirdiği ağır sakatlık zaten bilinen bir konu. Bununla ilgili bir kaç şey söylemiştim ama tekrarlayayım. Öncelikle bu sakatlığı 35 yaşında olup da Kobe'den başka biri yaşasa büyük ihtimalle kariyeri sona ererdi. Çünkü geçirdiği sakatlık genç bir oyuncunun bile kolay kolay atlatabileceği tarzda değil. Ancak bahis yapacaksam asla Kobe'nin karşına oynamam. Bence herkes de öyle yapmalı. Bu yazdığımdan kesinlikle Lakers gelir önümüzdeki sezon çatır çatır play-off yapar, rakibini de zorlar çıkmasın. Ben de Lakers'ın play-off yapamayacağına inanlardanım ama inceden de bir 'ulan Kobe döner de...'' ihtimali de kafayı kurcalamıyor değil. Zaten bunu sağlaması bile Kobe'nin ne kadar büyük bir oyuncu olduğunun kanıtı. Geçtiğimiz günlerde kendisinin ESPN'e karşı kabul ettiği challenge'tan haberiniz vardır. ESPN'in her sezon öncesinde yaptığı takım sıralamasında Lakers'ı Batı'da 12, Kobe'yi ise oyuncular arasında 25. sırada göstermesine Kobe de kendince bir tepki verdi. Belki böyle şeyler profesyonel oyuncuların çok da kafalarına takacağı cinsten değil. Ancak Kobe bunları alıp kendini pozitif yönde motive etmek için kullanıyor, kullanabiliyor. Tıpkı Mark Cuban'la girdiği 'Amnesty That' muhabbeti gibi... Sonuç olarak Kobe Twitter'daki avatarını 12 ve 25'i simgeleyen 1225 yaparak açıkçası bir meydan okudu. Bu meydan okuyuş belki de ESPN özelinde benim gibi Lakers'ın play-off yapamayacağına inanan herkese karşı... Lakers ilk 8'e girer, giremez bir görüşüm olsa da bundan çok net emin değilim, fakat emin olduğum bir şey var ki süreci belirleyecek ana karakterin oynamadan kaybetmediği... Evet, Kobe Bryant çok fazla zaferler başarılar kazanmış olabilir, bunun yanında yenilgiler de yaşadı ancak hiç bir zaman oynamaktan kaçmadı. Kısaca Black Mamba ya da Vino siz nasıl derseniz yine çıkıp oynayacaktır, kazanacaksa da öyle kazanacak, kaybedecekse de öyle kaybedecektir. Ve yine spor tarihinde yerini alacak bir hikayenin altına imzayı atacaktır. Bu ya 'Kobe büyük bir sakatlıktan döndü ve takımını hiç beklenmeyen bir şekilde play-off'a taşıdı' şeklinde ya da  'Kobe yaşadığı büyük sakatlık sonrası döndü, sahada sonuna kadar savaştı ve öyle kaybetti' şeklinde olacak. Kimse bilemez... Zaten kahramanlar her zaman kazanmayabilir, ancak hikayenin sonu nasıl biterse bitsin 'saygı' kavramı en baştan beri olduğu yerden aşağıya inmeyecektir....





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder