29 Ekim 2013 Salı

Arkana Bakmadan... ( 76'ers, Suns, Magic, Jazz, Bobcats, Kings 13-14)

Sıra geldi onlara. Önümüzdeki sezon draftın en güzel yerinden seçecek 6 takım. Bunları pek önemsemiyorsunuz ama dikkat edin sezon içerisinde alacakları saçma galibiyet ve handikapta kalmalarıyla kuponlarınızı tek maçtan yatıracaklar. Sonra bildiğimiz isyan...

Tarihin En Kötü Kadrosu? (Philadelphia 76'Ers)

Gerçekten herhangi bir abartma yok. Philadelphia'nın kadrosu muhtemelen tarihin en kötülerinden bir tanesi. Düşünün ki Darius Morris'i bile aldılar!! Draft için önümüzdeki sezonunun en çok şansına sahipler. Durum Evan Turner ve T. Young'ın ellerine kalmış durumda. Nasıl oynayacaklarını ya da felsefelerini konuşmaya gerek yok. Tek merak edebileceğimiz Nerlens Noels ve Michael Carter Williams. Nerlens Noels'in sezona sakat girdiğini hatırlatalım. Sadece en büyük eleştiri Jrue Holiday'i gönderip karşısında çok da değerli draft hakları alabilirlerdi. Denk getirdikleri anda Evan Turner ve T. Young'ı da takaslamaktan kaçınmazlar. Bir kaç sezon uzak durulası takımların başında geliyorlar....



Neler Değişti

Gelenler: Nerlens Noel, Michael Carter-Williams, Darius Morris, Royce White, Tony Wroten Jr., Darius Morris

Gidenler: Jrue Holiday, Andrew Bynum

Beklenti

NBA sonunculuğu hatta en az galibiyet alma rekoru...

Son Anda Dibe Vurdular (Phoenix Suns)


Evet son anda bilerek isteyerek dibe vurdular. Geçtiğimiz günlerde yaptıkları takasla Gortat'ı gönderip karşılığında draft hakkı aldılar (ilk 12 korumalı). En kısa zamanda denk getirebilirlerse Dragic'i de takaslamak isteyeceklerdir. İzlemek için bir neden istiyorsanız Eric Bledsoe'nun gelişimini bir göz atabilirsiniz. Aslında bunu da hak ediyorlar. Alex Len de bakalım neler yapacak kafasıyla takip edilebilir. Ancak onların toparlanışı muhtemelen 76'ers'a göre daha kolay olacak çünkü baya bir draft hakkı topladılar.



Neler Değişti

Gelenler: Eric Bledsoe, Archie Goodwin, Gerald Green, Viacheslav Kravtsov, Malcolm Lee, Alex Len, Alex Oriakhi, Miles Plumlee

Gidenler: Wesley Johnson, Jared Dudley, Hamed Haddadi, Jermaine O’Neal, Luis Scola, Michael Beasley

Beklenti

Philadelphia 76'ers'in bir üstü. O kadar...


O Takasın En Karlısı (Orlando Magic)

Dwight Howard takasından tek karlı çıkan takım. Evet ironik çünkü o takasta yer değiştirern 3 önemli oyuncu sezon sonunda takımlarından ayrıldı (Howard, Rockets'a, Igoudala Warriors'a, Bynum Cavs'e) ve bu üç oyuncunun ayrıldıkları takımlar Philadelphia, Lakers ve Nuggets muhtemelen son zamanların en kötü sezonlarını geçirecekler. Magic ise yetenekli bir kaç gençle tekrardan yapılanmaya çalışıyor. Oladipo'ya dikkat edilmesi gerektiği yazılıp çiziliyor. Muhtemelen fırsatını bulduklarını anda Afflalo ve Davis'i takasla gönderecekler. Afflalo gideceği takımda çok önemli işler yapar onu da belirtmek lazım. Onlar da draft kovalayacaklar. Daha önlerinde uzun zamanları var...



Neler Değişti?

Gelenler: Victor Oladipo, Jason Maxiell, Ronnie Price, Romero Osby

Gidenler: Al Harrington, Beno Udrih, DeQuan Jones

Beklenti

Onlar da sezonu Suns ve 76'ers'la aynı seviyede belki bir tık üstünde bitireceklerdir.


Güzel Gelecek (Utah Jazz)

Bir kaç sezondur Utah Jazz ikilemin içinde kalmış gibiydi. All Jefferson ve Millsapp'le play yarışı içinde olmak mı yoksa Favors ve Enes'le rebuilding mi? Sonunda doğru kararı verip rebuilding'e yöneldiler. Artık ortam Favors ve Enes'in. Özellikle Favors'ın yapacağı çıkış oldukça etkileyici olabilir. Tabii Enes'in de öyle. Parmağı kırık olmasına rağmen Trey Burke gibi bir çaylakları var. Yazılanlardan okuduğum kadarıyla çok iyi bir guard geliyor. Üstüne Jazz de guard yok. Sakatlıktan döndükten sonra izlemek lazım. Ve tabii Hayward. En çok beklediğim de onun neler verebileceği. Şu son 6'lı arasında en eli yüzü düzgün takım kesinlikle Utah Jazz



Neler Değişti

Gelenler: Trey Burke, Richard Jefferson, Andris Biedrins, Brandon Rush, John Lucas III, Rudy Gobert, Jerel McNeal, Ian Clark

Gidenler: Paul Millsap, Al Jefferson, Mo Williams, Randy Foye, Jamaal Tinsley, Kevin Murphy, Earl Watson, DeMarre Carroll

Beklenti

Bu 6'lı arasında ligi nerede bitirecekleri bilinmez. Gerçi Suns, 76'ers ve Magic'ten yukarıda olacaklardır ancak net olan bir şey var ki draftta iyi bir yerden seçecekler ve geleceği en parlak takım Jazz...


Bir Şeyler Yap Majesteleri (Charlotte Bobcats)

Tam belki bu drafttan iyi bir oyuncu bulup artık yavaş yavaş yanına geleceklerle play-off yarışına girerler mi derken ilginç bir hamle yaptılar. Al Jefferson. Ne gerek vardı ki? Bırak bu sezon da dibe oynayın drafttan biri gelsin sonra yüklenin. Tamam taraftarlar artık iyiden iyiye isyan etmesin diye yapılmış olabilir ama gereksizdi. Jefferson'ın bu sezon getireceği tek şey onların drafttan daha kötü bir yerden seçmelerine neden olmak... Takımda ilgi çekenler ise iyiden iyiye gelişen Kemba Walker ve gelişmeye başlayacağını beklediğimiz MKG bir de Cody Zeller...



Neler Değişti

Gelenler: Al Jefferson, Cody Zeller, Anthony Tolliver, Jannero Pargo

Gidenler: Reggie Williams, Byron Mullens, Tyrus Thomas

Beklenti

Charlotte Bobcats bu 6'lı arasında en iyi ilk ya da ikinci yerde bitirecektir...


Kaos Ortamı (Sacramento Kings)

Gerçekten şu anda Kings'in kadrosu karmakarışık. Kadro dengesi, oyuncuların birbirine uyuşması, kimya falan gerçekten tutarlı değil. En önemli oyuncuları da Cousisns. Ben Mclemore dikkat çeken guard ama o kadar dolu pozisyonda nasıl süre alıp kendini geliştirecek hiç bir fikrim yok. Bu kadroyla Kings nereye kadar yine hiç bir fikrim yok. Ancak Washington Wizards tarzı bir son ya da yeniden başlangıç onları bekliyor sanki. Sorunlu oyunculardan kurtul ve her şeyi sıfırdan al...



Neler Değişti

Gelenler: Greivis Vasquez, Luc Mbah a Moute, Carl Landry, Ben McLemore, Ray McCallum, Coach Mike Malone, GM Pete D’Allesandro

Gidenler: Tyreke Evans, Cole Aldrich, James Johnson, Toney Douglas


Beklenti

Büyük ihtimal bu 6'lının en başında yer alacaklardır. Ama daha ötesi yok. Gelecek ise pek aydınlık değil. Ve kim sadece bu 6'lının üstünde yer almak ister ki?

Onlar Bildiğimiz Gibi İşte (Milwaukee Bucks 13-14)

Yıllardır Milwaukee Bucks hep aynı. Bu sezon isimler değişti, amaç yine belli. Ortalama kalalım, play-off'a girelim. Ne uzayalım ne de kısalalım... Gerçekten böyle olmasını mı istiyorlar ya da taraftarların sabrını mı sınamak için sosyal bir deney mi yapıyorlar? Hiç bir fikrim yok...



Neler Değişti

Öncelikle süper! ikili Brandon Jennings ve Monta Ellis'ten kurtulduklarını belirtelim. Kurtulmak kelimesi biraz fazla kaçabilir. İkisi ayrı ayrı doğru organizasyonlarda katkı da verebilir fakat beraber mi? Asla... Onların yerlerini Brandon Knight ve OJ Mayo'yla doldurdular. Bir de adı oldukça uzun çaylak kardeşimiz var. Ben ona kısaca Giannis yazmayı düşünüyorum. Ayrıca tüm yaz dönemini de oldukça hareketli geçirdiler.

Tablo şu şekilde

Gelenler: Caron Butler, O.J. Mayo, Brandon Knight, Gary Neal, Zaza Pachulia, Luke Ridnour, Carlos Delfino, Giannis Antetokounmpo, Nate Wolters, Khris Middleton, Miroslav Raduljica.

Gidenler: Brandon Jennings, Monta Ellis, J.J. Redick, Samuel Dalembert, Mike Dunleavy, Luc Mbah a Moute, Marquis Daniels, Gustavo Ayon, Joel Przybilla, Ish Smith.


Ersan ve Zaza

Bir gün birisi sizi Milwaukee Bucks maçını izlerken yakalar ve bana tek bir neden söyle derse ''Ersan ve Zaza burada oynuyor'' diyebilirsiniz. Bunun dışında herhangi bir argüman ortaya sürmeniz zor. Hatta yok denecek kadar az. Belki Milwaukee Bucks taraftarı olabilirsiniz. Ama bunun bile geçerli bir sebep olacağını sanmıyorum. Tüm yapılan değişikliklere teker baktığımızda bir adım geri atmış gibi gözüküyorlar. Ancak kesinlikle daha dengeli olduklarını söyleyebiliriz. En azından ''Miami'yi 6. maçta eleriz'' diyen biri yok. Denge önemli! Brandon Knight daha çok takımı oynatmaya niyetli bir oyuncu. Yanında OJ Mayo'nun hala kanıtlaması gerekenler var fakat bundan sonra pek de başaracağını sanmıyorum. İçeride Sanders gelişmeye açık. Ayrıca bildiğimiz gibi Ersan. Bu arka alanın değişmesi bir nebze de olsa Sanders ve Ersan'ın maçta daha sıcak kalmasını sağlayacaktır. Luc Mbah a Moute'nin gitmesi tabii önemli. JJ Reddick zaten geçtiğimiz sezon o takıma neden alındı anlamak mümkün değil. Belki de en son ihtiyacı oldukları oyuncu tipiydi. Şimdi yine ona benzer biri daha var Gary Neal ancak dediğim gibi takım daha dengeli. Zaza, Dalembert'in yerini dolduracaktır. Carlos Delfino ve Caron Butler da 3 numarayı paylaşacaklar. Ancak oyunun savunma yönünde bir adım geri attıklarını söylemek gerek. Giannis haricinde de gelişime açık, merakla beklediğimiz bir oyuncu yok. Belki biraz Brandon Knight biraz da Sanders....

Sıkıntılara gelince yazının başında biraz salladık ama tabii ki Monta Ellis ve Brandon Jennings'in ayrılması vasat olan hücum performansları daha da aşağıya çekecektir. Bu durum da onları play-off yarışından daha doğrusu ilk 8'den uzaklaştıracaktır. Fakat benim değinmek istediğim kısaca başka bir konu var.

Biliyorsunuz NBA'de ya yukarıya oynamak ya da dibe vurmak iyidir. Bucks yıllardır hep aynı seviyede oynamaya devam ediyor. Önümüzdeki sezon çok önemli bir draft olmasına rağmen neden sadece gençleri tutup kadroyu boşaltmazlar anlamam? Ya da buna uğraşmazlar... Üstelik bu yıl play-off'a kalmaları da benim açımdan zor gibi görünüyor. Merakla bu gidişatı ne zaman değiştireceklerini bekliyorum. Ancak kısa zamanda başaramayacaklarmış gibi duruyor...

Beklenti

Onlar play-off yarışı içerisinde olmayı bekliyorlar. Evet sezonun 3'de 2'lik bölümünde o potada olabilirler ancak sonrası için pek de olumlu görmüyorum. Çünkü dediğim gibi onlar bir adım geri attı Doğu Konferansı'ndaki rakipleri Bucks'a göre 2 adım ileri. Onların arasından çıkıp ilk 8 yapmaları çok zor. Ersan ve Zaza'ya sabır ve başarılar dilerim...







Nice Yıllara (San Antonio Spurs 13-14)

San Antonio Spurs NBA'de yakın geçmişin, son 15 yılın en iyi organizasyonu, takımı... Yine yukarılarda bir yerlerde olacaklar. Yine oynadıkları oyunlarıyla mest edecekler. Belki yine kaybedecekler ama ne olursa olsun sonucu Popovich ve öğrencileri belirleyecek...



Neler Değişti

Son yıllarda olduğu gibi San Antonio Spurs bu yazı da sessiz sakin ve küçük kayıpların yerini doldurarak geçirdi. Buna rağmen yukarıda kalabilmeleri bir kat daha saygıyı hakkettiklerinin göstergesi. Bunu da araya sıkıştırayım dedim. Hemen yeni eklemelere geçersek, Bulls'ta iyi bir sezon geçiren Belinelli takıma katıldı. Üstüne Pandergraph ve geçtiğimiz günlerde de Josh Howard'la imzaladılar. Takımdan ayrılanlar ise Gary Neal, Dejuan Blair ve neredeyse hiç oynamayan ve emekliye ayrılan T-mac oldu. Gidenlerin yeri de dolduruldu hatta çok az da olsa artıdalar diyebiliriz


Gelenler: Marco Bellineli, Jeff Pendergraph, Josh Howard

Gidenler: Gary Neal, DeJuan Blair, Tracy McGrady.


Klasik

Çok iyi filmler, çok iyi müzikler asla değerlerini yitirmezler. Uzun süreler boyunca aynı zevkle, keyifle izlenir. Bunlar da 'klasik' kavramı altında toplanır. Tabii Spurs bir organizasyon ve sürekli devinim halinde olduğu için bu anlamı pek karşılamasa da bana hep klasik hissi vermiştir. Belki de uzun zamandır bir arada kalmalarının, aynı ekibi korumalarının getirdiği bir algı olabilir bu.  Girişte de bahsettiğim gibi son 15 yılın en başarılı takımı. Arka arkaya 14 sezon %50 galibiyet üzerine çıkarak NBA rekorunu ele geçirdiler. Ve bu takımın küçük marketlerden biri olduğunu hatırlatalım. Daha bir çok dezavantajlarına rağmen hala tepedeler. Ama Spurs için ilginç olan geçtiğimiz sezon o 6. maçta şampiyonluk gitmese bugün çok farklı şeyler konuşmayacaktık. Yine ne kadar iyi olduklarından, kusursuz oyunlarından bahsedecektik... Kaybettiler aynı şeyleri konuşuyoruz. Son yıllarda sürekli bunu yapıyoruz... Her zaman yukarılara oynamalarının çok etkeni vardır ancak en önemlileri, saha içinde basketbol tarihinin en iyi 4 numaralarından kimlerine göre(ben) en iyisi (Tim Duncan), sahanın hemen kenarında yeryüzündeki en iyi koça(Gregg Popovich) ve biraz yukarı çıkınca çok başarılı bir karar verici, GM'e (RC Buford) sahipler... Uzun vadede bu kadar doğru kararların verildiği başka bir takımı inanın yakın tarihte hatırlamıyorum...Tabii bunlar sizin ve herkesin bildikleri ancak değinmeden geçmek olmazdı. Kısaca yine herkesin farkında olduğu saha içine de bir bakalım...

Tim Duncan geçtiğimiz sezon hiç 37 yaşındaymış gibi değil de en iyi dönemlerindeki Duncan'mışçasına oynadı. Bu biraz olağanüstü bir durumdu açıkçası. Bütün sezon ağzım açık izledim desem yeridir. Bunca yıldır en yüksek rekabette oynamasının yanında bu yaşa rağmen bu performans biraz insan üstüydü. Bu sezon o seviyelerde beklemiyorum. Eğer oynarsa ne ala ancak olmasa da normalinin bile hala her takımda yer alabilecek ve etkili olabilecek kapasitede olduğunu söyleyelim. Spurs zaten Duncan'daki oluşabilecek bu durumu Kawhi Leonard ve Dany Green'in gelişimiyle kapatacaktır. Unutmayın 3. sezonlarına giriyorlar. İlk yıllarında konferans finali, ikinci yıl NBA finali yaşadılar. Oyunları sürekli ve durmadan gelişiyor. Zaten geçtiğimiz iki sezonda takımın oralarda olmasının nedeni kaybettikleri gençlik enerjisini ve atletizmi bu iki isimde bulmasıydı. Tony Parker yine bildiğimiz Parker gibi çıkacaktır parkeye. Fransa'da yaptığı gibi şampiyonluk için varını yoğunu ortaya koyacaktır. Tabii sakatlık olmazsa. Ginobili'de biraz şüphelerim yok değil. Sezonun sonunu iyi getirememişti. Onu biraz izlemek gerek ama sonuçta bahsettiğimiz adam Ginobili. Son iki sezondur sürekli bahsediyoruz ancak Splitter, sürekli yapamadığı gelişimi, atlayışı artık gerçekleştirmeli. Çünkü Spurs'ün en büyük problemlerinden biri bu. Tim Duncan'ın yanına adam bulamamak. Splitter bir dönem bunu başarır gibi oldu ancak play-off özellikle finallerde yine eski haline döndü. Onun artık Tim Duncan'ın yanındaki adam olması gerek. Bir de Belinelli'den bahsetmek lazım. Saf bir şutör, geldiği takım olan Spurs de tam ona göre bir sistem var. Biraz izlemek gerek ama en iyi 6. adam veya MIP ödüllerinde açıkçası benim sürprizim. En azından bir çıkış içinde olacağını ve sistem içerisinde faydalı olacağını düşünüyorum.

Yalandan Problem

Evet bir problem var ancak bunu yıllardır söylediğimiz için artık sıkıldım. Ve yıllardır da gerçek çıkmadığı için yalandan problem dedim. Tamam yaşlılar bu insanı düşünmeye sevk ediyor. Ancak bu durum onları etkilemiyor. Bu da en az yaşlandıkları kadar gerçek. Yalandan probleme yalandan değinelim geçelim derim.... Yaşanabilecek en büyük problem sakatlık olur ki umarım böyle bir şey de başlarına gelmez...

Beklenti

Geçtiğimiz sezon NBA Finali oynadılar. Ama diğer takımdaki sakatlıklar da derken zaten herkesin önünde yer alıyorlardı. En azından benim için öyleydi. Bu sezon ilk 6'da zaten yer alacaklardır. İkinci tura geçerler. Sonrası için kesin konuşmak zor ama ben yine konferans finali bekliyorum. Gerisini o gün geldiğinde konuşuruz... O zamana kadar kendinizi oyunun, Popovich'in maç içerisinde yapacağı röportajların keyfine bırakın....






Biraz Daha Sabır (Toronto Raptors 13-14)

Vince Carter sonrası sancılar oldukça uzun sürdü. O yıllardan itibaren Raptors ne iddialı bir kadro kurdu ne de ümit veren... Tam da bu sezon belki play-off olur ihtimalleri konuşulurken bir süre daha beklemeleri gerekebilir...



Neler Değişti?

Raptors'ın yaz döneminde yaşadığı geleceğe umutla bakmalarını sağlayan üç hamle oldu: 1- Sonunda Bargnani'den kurtuldular 2- Sonunda Bryan Colengelo'dan kurtuldular 3-Geçtiğimiz sezon en iyi GM seçilen Masai Ujiri'yi göreve getirdiler. Ayrıca gidenler arasında başlıcaları Alan Anderson, Brooklyn Nets'e, Kleiza da Fenerbahçe'ye gitti. Takıma katılanlardan dikkat çekenler iki  Pacerslı Hansbrough ile DJ Augistin ve Novak olarak gözüküyor...

Net tablo ise şu şekilde:

Gelenler: D.J. Augustin, Tyler Hansbrough, Dwight Buycks, Austin Daye, Steve Novak

Gidenler: Andrea Bargnani, Alan Anderson, Linas Kleiza, John Lucas III, Mickael Pietrus, Sebastian Telfair


Gelecek Daha Aydınlık

Aslında Toronto Raptors GM görevine Masai Ujiri'yi getirmese ve o da bu takımla yola devam edilmeyeceğinin sinyallerini vermese daha çok saha içinde kalabilirdik. Şimdiyse ne kadar gerek var bilmiyorum çünkü kuvvetle muhtemel Ujiri, Valanciunas ve Ross hariç eğer yapabilirse herkesi postalayacak gibi. Tabii bunlar olmadan önce takımı genel olarak kısa bir şekilde incelemek de lazım.

Öncelikle geçtiğimiz sezon Rudy Gay takası yapıldığında Doğu Konferansı'nın genel durumuna da baktığımda artık play-off'ta yer alacaklarını düşünmüştüm. Zaten bu kadro da play-off yarışı içerisinde bulunacaktır. Kyle Lowry, Derozan, Gay, Amir Johnson ve Valanciunas gibi ilk 8 rekabetini kaldırabilecek bir 5'e sahipler. Gay ve Derozan hücum yönü oldukça kuvvetli bir oyuncu. Bu arada Gay konusuna gelmişken hep söylediğimi tekrarlayayım, kendisi sürekli eleştiriliyor. Haklılık payı olsa da o kadar büyük değil. Çünkü tenkitler genelde aldığı kontratla oyununun aynı seviyede olmadığı. Kesinlikle doğru. Ancak Gay kimseden o kontratı zorla almadı. İyi bir oyuncu fakat kontratı kadar değil... Tek sıkıntı bu. Diğer yandan oyununu çok beğendiğim Kyle Lowry'e sahipler. Guard olmasına rağmen fizikli bir oyuncu. Dış şutu da önemli. Sayı, asist, ribaund rakamları eğer oynamaya karar verirse gerçekten etkileyici oluyor. Ama oynamaya karar verirse... Saha içinde ne kadar iyiyse parkeden dışarı çıktığı anda bir anda her şey tersine dönüyor. En azından yazılıp çizilenler öyle. Koçla problemler, soyunma odasında problemler ve sakatlık sıkıntıları vs. gibi. Kendisi bu yönden soru işareti barındırıyor. Pota altı gelişmeye açık hem play-off yarışı verecek hem de gelecek için bulundurulabilecek ikiliye sahip. Özellikle Valanciunas ne olursa olsun bu takımda önemli bir rol alacaktır. Mükemmel olmasa da iyi bir 5'e sahip olduklarını söyleyebiliriz...

Boş Bench

Sıkıntının büyük bölümü ise ilk 5'ten sonrası yani bench'e ait. Yeterince derin değil Ross hariç ki o da gelişim sürecinde olan bir oyuncu Raptors ligin en kötü bench'ine sahip takım. Bu da uzun maratonda her zaman büyük bir engel.

Fakat en başta da bahsettiğim gibi Masai Ujiri'nin icraata başlamasıyla bu boşa çıkacak bir yazı haline gelebilir. Muhtemelen de öyle görünüyor. İlk haftalarda o da takımı izleyip öyle hamlelerini belirleyecektir ancak sezon ortası geldiğinde takımlar hamle yapmak için etrafa bakındığında, şayet başarabilirse teker teker: Lowry, Derozan, Gay gibi oyuncuları elden çıkarabilir. Böylece drafta yatıp Raptors'ta oynamaktan mutluluk duyacağını söyleyen Wiggins'e yönelmek isteyeceklerdir. Bu da Toronto Raptors taraftarlarının biraz daha sabretmesi anlamına gelir. Ancak iyi bir GM olduğu kanıtlanan Ujiri karar verici pozisyonda olduğundan tünelin sonu aydınlık gibi görünüyor...


Beklenti

Toronto Raptors'ın önünde iki yol var. Ya dibe vuracaklar ya da play-off yarışı içerisinde olacaklar. Açıkçası Doğu Konfreansı'ndaki takımların yaptığı hamlelerden sonra Raptors'ın play-off yapacağını pek sanmıyorum. Bunu muhtemelen Ujiri de görecektir. Böylelikle bu durum bizi ikinci senaryoya, takasla takımın boşaltıldığı drafta yatılan bir sezona doğru götürüyor.

Özledik Seni Nowitzki (Dallas Mavericks 13-14)

Geçtiğimiz sezon lanet sakatlıkların başını yediği takımlardan biri de Dallas Mavericks oldu. Uzun süre Dirk Nowitzki'den yaralanamadılar. Böylelikle play-off treni de kaçtı. Lige sakatlığından kurtulmuş olarak giren isimlerden biri de Alman yıldız... Peki Nowitzki'nin fade away'leri yeterli olacak mı? Monta Ellis'le nasıl anlaşacaklar? Vahşi Batı'da ilk 8'e kapak atacak kadar iyiler mi? Gördüğünüz gibi bir çok soru mevcut...



Neler Değişti?

Aslında bu yaz döneminde Dallas Mavericks'i çok fazla konuşabilirdik. Amaçları Chris Paul ve Dwight Howard'ı alıp Nowitzki'yle birleştirmek ve şampiyonluğa yürümekti. Ancak olmadı. Daha arkadaki seçeneklere gittiler. Guard pozisyonuna Jose Calderon, 2 numaraya Monta Ellis, Pota altına da Dalembert'i getirdiler. Üstüne eski göz ağrıları Devin Harris ve Spurs'ün düşünmediği Dejuan Blair kadroya katılanlar arasından başlıcaları. Bununla birlikte Monta Ellis, Darren Collison ve Kaman gibi önemli isimlerin de yer aldığı oyuncu grubuyla yollar ayrıldı.

Tablo şöyle:

Gelenler: Jose Calderon, Monta Ellis, Samuel Dalembert, Wayne Ellington, Shane Larkin, DeJuan Blair, Devin Harris, Ricky Ledo, Gal Mekel.

Gidenler: Darren Collison, Elton Brand, Roddy Beaubois, Chris Kaman, Mike James, O.J. Mayo, Jared Cunningham, Anthony Morrow.


Yeteri Kadar İyiler mi?

Dallas Mavericks'in amacını ilk baştan söyleyelim bir şekilde play-off'a kalmak. Bu gelecek sezondan önce takımın çehresi değişmeden son kez rekabetin içinde bulunmak demek. Çünkü bu sezon bittiğinde Nowitzki'yle beraber bir çok kontrat da bitecek. Cap'te büyük bir yer açılacak ve Mark Cuban için işe koyulma vakti gelecek. Nowitzki de yaptığı açıklamada Dallas Mavericks'in vereceği her karara saygı duyacağının mesajını verdi. Hatta bu uğurda kendisini takas edilmesini bile anlayacağını belirtti. Yeni rekabetçi bir takım için çalışmalar da şimdiden başlayacaktır.Yani geçiş döneminde olan Mavericks az da olsa rekabetin içinde bulunmak, eldeki oyuncuları test etmek amacında.

Peki yukarıda sorduğum suale dönecek olursak yeteri kadar iyiler mi? Öncelikle geçtiğimiz sezon Darren Collison ve OJ Mayo'dan oluşan arka alan değişti. Zaten Nowitzki'yle oynarken kurulabilecek en kötü arka alandı. Şimdi hücum açısından Mavericks için daha uygun, daha dengeli olan Calderon ve Ellis ikilisi var. Bir kere Calderon tamamen takımı oynatmaya ve boş üçlük atmaya kodlanmış bir guard. Bu bakımdan Nowitzki'ye alçak posta daha çok top inecektir. Zaten birebirde durdurması çok zor olan Nowitzki varken üçlük çizgisinin arkasında Ellis gibi hem şutu hem de penetre etme özelliği olan bir oyuncunun yer alması iç-dış dengesi, alan paylaşımı bakımından çok önemli. Ayrıca çok ipin ucunu kaçırmadan -mesela Bucks'taki gibi yapmadan- kendi başına sayı üretebilme tarafı da olduğu için Mavericks hücumda farklı ve etkili bir opsiyon daha kazanmış olacak. Bu anlamda bir adım ileri gittikleri açık. Bu Dallas Mavericks'in avantajlı olduğu noktadan bir tanesi, diğeri ise hiç şüphesiz Koç Rick Carlise...

Ligin en tecrübeli, en iyi koçlarından bir tanesi. Oyuncuların kapasitesinden yararlanmayı ve rotasyonu kullanmayı çok iyi beceriyor. Oyuncuların koça güven duyması başta Nowitzki olmak üzere çok değerli. Takımı play-off'a sokması durumunda yılın koçu ödülünün en büyük adaylarından birisi olacağını da düşünüyorum. Yani Mavericks taraftarının teknik ekipten yana kafası oldukça rahat. Ancak Rick Carlise ne kadar büyük bir çalıştırıcı olsa da elinde sihirli değnek yok ve bazı sorunlar da mevcut.


Tutamıyorum Zamanı...

Genellikle şarkılara da konu olan zamanın akıp gitmesi Dallas Mavericks'in en büyük düşmanlarından bir tanesi. Takımın ana rotasyonunda alan oyunculardan: Dalembert 32, Jose Calderon 32, Shawn Marion 35, Dirk Nowitzki 35 yaşında, Vince Carter 36 yaşında. Carter hariç ki o da önemli süreler alıyor diğer 4 oyuncu ilk 5 çıkacak. Sezon çok uzun üstüne rakipler çok daha dişli. Ve bunun sonucunda sakatlıklar da her an uğrayabilir. San Antonio Spurs de yaşlı ama final oynadı diyebilirsiniz ancak orada Green ve Leonard gibi atletizm, sertlik getiren oyuncular var. Üstüne o takımın iskeleti uzun yıllardır beraber. Dallas Mavericks'in en atletik oyuncusu, savunmada sertlik getirecek adam ilk 5'te Shawn Marion o da 35 yaşında. Bu anlamda kenardan gelecek Crowder'ın bu sezon sürelerinin daha fazla artacaktır. Ancak onun da daha verimli bir hal alması şartıyla. Kısaca dizler artık daha yavaş ve yaşlı. Uzun maratona dayanabilecekler mi? Orası büyük muamma....

Bir diğer sıkıntı da tabii ki savunma. Kurulan arka alan hücum için dengeli olabilir ancak işin savunma yönüne gelirsek ortada hem nicelik hem de nitelik olarak büyük bir boşluk var. Jose Calderon ve Ellis'in hayatı boyunca savunmayla alakası yoktu. Yıllar sonra onlardan savunma yapmalarını bekleyemeyiz. E Nowitzki de hiç bir zaman bu yönüyle çok fazla ön planda olmadı hele yaşı 35'e gelmişken... Mavericks'in, arka alanın boşluklarını toparlamasını beklediği kişi ise Samuel Dalembert. Mümkün mü? Pek sanmıyorum. Şöyle bir örnek vereyim bu arka alan geçtiğimiz sezon Lakers'ın arka alanıyla savunma anlamında eşit derecede. Orada Dwight Howard bile savunmada etkili olamamıştı, burada Dalembert'in yapması çok zor. Marion'ın da artık eski Marion olmadığını kabul etmeliyiz. Bir de ligdeki guardları düşünün. Çoğu çok hızlı ve delip geçen isimler. Bu ikili onların karşısında kesinlikle duramaz.

Bunlarla beraber bench'in bu sezon play-off yapacak kadar derin olmadığını düşünüyorum. Devin Harris, Vince Carter, Crowder, Dejuan Blair, Gal Mekel rakiplerin bench'ine göre az da olsa geride. Ayrıca Güneybatı'da yer alan Dallas: San Antonio, Houston, Memphis, New Orleans'la çekişecek. Bu da diğer sıkıntıların yanında büyük olmasa da başa dert açacak cinsten....

Beklenti

Dediğim gibi amaç yine play-off yapmak. Batıda ilk 6'da yerler büyük bir sakatlık olmazsa şimdiden ayrılmış durumda. Son iki yer için de 4-5 tane aday var. O adaylar arasında Dallas'ın play-off yapacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Gerçi zaten asıl hedefleri de bu sezon değil diğer sezon şampiyonluğa yürüyecek bir takım oluşturmak....






Sıfırdan Bir Proje İçin Her Şey Hazır Gibi (B. Celtics 13-14)

2007'de şampiyonluk için oluşturulan ve normalden 3 yıl uzun süren başarılı proje artık sona erdi. Yenisinin temelleri öncekine göre farklı ve acımasız şekilde atıldı. Amaç belli: Bu sezon biraz geride durulacak, yeni hedefler için altyapı hazırlanacak ve tüm bunlar yapılırken işin başında basketbolun dahi çocuğu Brad Stevens olacak....



Neler Değişti?

Boston Celtics de bu yaz döneminde köklü değişik yaşayan takımlardan. 2007 yılında oluşturan temel taşların hepsi artık takımda değil. Bundan bir sezon önce zaten Ray Allen, Heat'in yolunu tutmuştu, bu sezon da Paul Pierce ve Kevin Garnett, Jason Terry'le birlikte Brooklyn'e taşındılar.  En önemli kayıplardan biri de hiç şüphesiz Koç Doc Rivers oldu. Tabii takaslar sonrası gelen isimler de var, Gerald Wallace,  Humphries gibi ancak bunların hiçbiri -belki Marshon Brooks ve çaylaklar dışında- Celtics'in önümüzdeki yıllarda planlamanın içerisinde yer almayacaklar. Zaten takımdaki yeni yüzlerden en heyecan verici ismin Koç Brad Stevens olması her şeyi de açıklıyor.

Baya bir oyuncu grubunun yer değiştirdiği Celtics'in yaz dönemi hareketleri şu şekilde:

Gelenler: Kelly Olynyk, Gerald Wallace, Kris Humphries, Keith Bogans, MarShon Brooks, Vitor Faverani, Phil Pressey

Gidenler: Kevin Garnett, Paul Pierce, Jason Terry, Fab Melo, D.J. White


Yolunu Belirle

Boston Celtics'in elindeki yapının temelleri Rondo hariç, uzun zamandır çalışan, bu süre içerisinde verimli olan ancak artık zamanın da getirdiği etkiyle gitgide düşen bir grafiğe sahipti. Bu büyük takasın yapıldığı gün de söylemiştim Danny Ainge bir GM'in yapması gereken takası gerçekleştirdi. Eleştirilecek hiç bir tarafı yok çünkü onun görevi bu organizasyonun ayakta kalmasını sağlamak. Bunun yolu da Celtics'in hızlı bir şekilde rebuilding'e girmesiyle olurdu nitekim bu da gerçekleşiyor. He keşke Kevin Garnett ve Paul Pierce bu sezonunun sonunda Celtics'te emekliye ayrılsalardı, unutulmayacak bir veda olurdu. Ancak basketbol oynamaya ve yüzük takmaya niyetleri vardı. Buna da kimse karşı çıkamaz. Böylece isteyerek ya da istemeyerek Brooklyn Nets'in yolunu tuttular. Celtics de elindeki Rondo'yla beraber bir kaç değerli parçayla yola devam etmeye karar verdi. Takımın önümüzdeki sezon saha dışında yapacağı hamlelere kafa yormak saha içinde kalmamak en doğrusu olacaktır. Önlerinde ise gidebilecekleri iki yol var:

Öncelikle seçtikleri her yolda yapacakları ilk şey, geçtiğimiz sezon ağır bir sakatlık geçiren Rajon Rondo'nun dönüşü aceleye getirmemek, mümkünse daha da geçe bırakmak olacaktır. Daha sonra sezon içerisindeki gerçekleştirecekleri ya da gerçekleştirebilecekleri hamleler onların yönünü belirleyecek. Öncelikle belirtmeliyim ki bir kaç 'Wiggins gelir, dertler biter' şeklinde yorumlar gördüm. Bu kadro, hele ligde Suns, 76'ers, Magic hatta Bobcats gibi takımlar varken 1. sıradan drafta katılacak kadar kötü değil. Hatta ortalamaya yakın bir takım durumundalar ki bu da Celtics'in yeni oluşumuna gölge düşürebilir. Fakat kafalarında bir kaç kontrattan daha kurtulalım, cap'te yer açıp önümüzdeki sezon büyük Free Agent pazarından bir tane süperstar çalalım varsa iyi bir çekirdeğe sahipler. Sonuçta elde Rajon Rondo, Avery Bradley, Jeff Green ve Brandon Bass gibi şampiyonluğa oynayacak takımların ana ve yan rollerini oluşturacak oyuncular bulunuyor. Fakat bunu yapmak için dediğim gibi cap'te biraz daha boşluk gerekebilir. Mesela Gerald Wallace'ı bir şekilde takaslamak gibi... Bu Celtics için bir senaryo. Yani: eldeki parçaların çoğunu koruyalım, gelecek sezon da bir süperstarla yine kafaya oynayalım...

Bir diğer senaryo ise şu anda Suns ve 76'ers'ın yolundan gitmek. Buna karar verilirse eldeki tüm değerli oyuncular Rondo dahil çıkartılabilir mi? Mümkündür... İşte ancak böyle bir durumda drafttan Wiggins'i ya da çok iyi bir oyuncu alma fırsatı ortaya çıkar. Tabii bunun doğal sonucu olarak da tekrar yukarıları hedefleyebilecek hale gelmenin süresi daha da uzayabilir. Bu negatif sonucu, pozitif olan ise iyi kararlar verilirse çok daha uzun yıllar yukarılarda kalacak bir takımın kurulması olacaktır. Boston Celtics önümüzdeki sezon bu iki yoldan birini seçecek. Benim daha yakın olduğum versiyonu ilki olan bu sezon ortalama kalıp, iskeletin çoğunu elde tutup, drafttan iyi bir oyuncu artı süperstar'la tekrar contender takım olmak. Tabii ikincisi olan sıfıra vurmaya karar verirlerse çok fazla eleştirilmez. Çünkü zıplayıp en yükseğe çıkmak için bazen en aşağıya inmek iyi bir çözüm olabiliyor.

Her iki halde de Boston Celtics'i play-off mücadelesi içerisinde görmeyeceğimiz oldukça yüksek bir ihtimal... NBA'de son yılların en rekabetçi sezonunun oynanacak olması ancak bunun içinde Celtics ve Lakers'ın yer alamayacak olması biraz da ironik geliyor açıkçası....

Son olarak Boston Celtics'in yeni Koçu Brad Stevens'tan bahsetmek gerekiyor illa ki... Kendisi Butler'la şu 'peri masallarından' birini yazdı hem de arka arkaya. 10 sene sonra belki daha yakın bir zamanda filmi çıkmaya aday spor-dramalarından olur. Bizde bir hafta sonu oturur çatır çatır izleriz kanımca. Bilen bilir Butler gibi düşük bütçeli, sınırlı bir takıma arka arkaya final oynatmayı başardı. Evet kazanamadılar ancak bu bile mucizeydi. Zaten bu nedenle basketbolun dahi çocuğu yakıştırmaları yapılıyor. Kendisine oldukça uzun süreli bir kontrat verildi. Yani rebuilding'in başında sen olacaksın mesajı net şekilde ortada. Tabii kolejde geleceklerin yıldızlarıyla ilgilenmekle NBA'de milyon dolarlarla oynayan bunların arasında ilginç karakterlere sahip Rondo gibi adamlarla ilgilenmek arasında çok büyük fark var. Stevens o iletişimi sağlıklı gerçekleştirebilecek mi? Bu onun için şimdilik önemli bir soru işareti. Umarım başarılı olur, çünkü gerçekten basketbolun en yüksek seviyesinde olması gereken bir adam. Hatta Rondo ile arkadaş gibiyiz açıklamalarında bulunmuş... Bu güzel bir iletişim ilk adımları olabilir ancak Stevens hocam sen yine de dikkatli ol çünkü bu Rondo değişik, çözülmesi zor bir adam....


Beklenti

Sezonun sonunu belirleyecek olan Celtics'in seçeceği yol. Eğer bu kadroyla devam edeceklerse ne dibe ne de play-off'a yakın ortalarda bir yerlerde tamamlayacaklardır. Yok kadroyu boşaltırlarsa aşağılara doğru yolculuk başlar....





Arkana Yaslan, Nefes Al ve Tekrar Ayağa Kalk (LA Lakers 13-14)

Hayatında ilk defa terk edilme acısını bu kadar derinden yaşamış bir takım. Ağır sakatlığı bulunan bir süperyıldız, geçen zaman sonrası yavaşlayan dizler... Her şey Los Angeles Lakers'ın karşısında büyüyen birer zorluk gibi... Ancak Kobe'nin yazdığı mektubun sonu kenara not olarak düşülmeli 

''Beni bir ayıyla kavga ederken görürseniz, ayı için dua edin...''



Neler Değişti?

Yaz döneminde en çok konuşulan takımlardan biri hiç şüphesiz Los Angeles Lakers'tı. Geçtiğimiz yıllara kadar eğer Los Angeles Lakers transfer/takasların gerçekleştiği yaz döneminde konuşulduysa genelde bu pozitif yönde olurdu. Ancak işler beklenildiği gibi gitmedi ve Dwight Howard kariyerine Houston'da devam etmeye karar verdi. Ayrıca artık takıma yarar vermediğini düşündüğüm Metta World Peace de ayrılanların arasında. Onunla beraber Antawn Jamison, Earl Clark, Chris Duhon, Goudelock ve nihayet Darius Morris gidenlerde... Gelenlerde ise yine ilginç isimler var. Mesela aynı kafada devam etmesi durumunda Kobe'nin küçük çapta saldırısına uğrayacağı Nick Young, yoklukta fena olmayacak Kaman da takıma katıldı.

Hepsini toparlayacak olursak tablo şu:

Gelenler: Ryan Kelly, Nick Young, Jordan Farmar, Wesley Johnson, Chris Kaman, Ellias Harris, Xavier Henry, Marcus Landry

Gidenler: Dwight Howard, Metta World Peace, Earl Clark, Antwan Jamison, Chris Duhon, Darius Morris, Andrew Goudelock

Tek Hikaye, İki Son ve Saygı

Aslında bu sezon Los Angeles Lakers'tan bahsederken çok fazla işin taktik ve teknik yönlerine girmeye pek gerek yok sanırım. Çünkü Howard'ın ayrılışı sonrası tamamen takımın, bu sezonu öylesine geçirelim, Kobe'nin olmayacağı dönem için bir iki adam bulalım kafasındaymışçasına transferler yaptığı açık. Zaten mevcut ekip Lakers'ın bu sezon olmasa da tarihinde bulunan amaçlarına hizmet edebilecek kapasitede değil. Ancak forması play-off'a oynar felsefesiyle bunu kovalayacaklar gibi. Her ne kadar önümüzdeki sezonun draftı çok derin olsa da Lakers kültüründen dolayı her zaman kazanmak için oynadığından drafta yatma yolunu tercih edilmedi. Peki ilk 8'e kapak atmayı başaracaklar mı? Açıkça söylemek gerekirse işleri neredeyse geçtiğimiz yıllarda kazandıkları bazı şampiyonluklar kadar zor diyebilirim. Geçtiğimiz sezon yaşadıkları yumuşaklık sıkıntısı ortadayken üstüne takımın savunma anlamındaki temelleri olan Howard ve MWP'yi kaybettiler (her ne kadar zarar verse de savunma anlamında düşüş yaşanacaktır). Yani bir önceki sezona göre işleri daha zor olacağını söylemek gerek, üstüne geçtiğimiz sezonun da hatıraları canlanınca durum pek de iç açıcı değil sanki... Kısaca takımdaki her oyuncunun kapasitelerinin en üst seviyesinde performans vermeleri gerekecek. Ancak nasıl sezonun gidişatında sahada olsa da olmasa da en çok konuşulacak isim Kobe olacaksa tabii ki bu yazıda da öyle olacak...

Geçtiğimiz sezon geçirdiği ağır sakatlık zaten bilinen bir konu. Bununla ilgili bir kaç şey söylemiştim ama tekrarlayayım. Öncelikle bu sakatlığı 35 yaşında olup da Kobe'den başka biri yaşasa büyük ihtimalle kariyeri sona ererdi. Çünkü geçirdiği sakatlık genç bir oyuncunun bile kolay kolay atlatabileceği tarzda değil. Ancak bahis yapacaksam asla Kobe'nin karşına oynamam. Bence herkes de öyle yapmalı. Bu yazdığımdan kesinlikle Lakers gelir önümüzdeki sezon çatır çatır play-off yapar, rakibini de zorlar çıkmasın. Ben de Lakers'ın play-off yapamayacağına inanlardanım ama inceden de bir 'ulan Kobe döner de...'' ihtimali de kafayı kurcalamıyor değil. Zaten bunu sağlaması bile Kobe'nin ne kadar büyük bir oyuncu olduğunun kanıtı. Geçtiğimiz günlerde kendisinin ESPN'e karşı kabul ettiği challenge'tan haberiniz vardır. ESPN'in her sezon öncesinde yaptığı takım sıralamasında Lakers'ı Batı'da 12, Kobe'yi ise oyuncular arasında 25. sırada göstermesine Kobe de kendince bir tepki verdi. Belki böyle şeyler profesyonel oyuncuların çok da kafalarına takacağı cinsten değil. Ancak Kobe bunları alıp kendini pozitif yönde motive etmek için kullanıyor, kullanabiliyor. Tıpkı Mark Cuban'la girdiği 'Amnesty That' muhabbeti gibi... Sonuç olarak Kobe Twitter'daki avatarını 12 ve 25'i simgeleyen 1225 yaparak açıkçası bir meydan okudu. Bu meydan okuyuş belki de ESPN özelinde benim gibi Lakers'ın play-off yapamayacağına inanan herkese karşı... Lakers ilk 8'e girer, giremez bir görüşüm olsa da bundan çok net emin değilim, fakat emin olduğum bir şey var ki süreci belirleyecek ana karakterin oynamadan kaybetmediği... Evet, Kobe Bryant çok fazla zaferler başarılar kazanmış olabilir, bunun yanında yenilgiler de yaşadı ancak hiç bir zaman oynamaktan kaçmadı. Kısaca Black Mamba ya da Vino siz nasıl derseniz yine çıkıp oynayacaktır, kazanacaksa da öyle kazanacak, kaybedecekse de öyle kaybedecektir. Ve yine spor tarihinde yerini alacak bir hikayenin altına imzayı atacaktır. Bu ya 'Kobe büyük bir sakatlıktan döndü ve takımını hiç beklenmeyen bir şekilde play-off'a taşıdı' şeklinde ya da  'Kobe yaşadığı büyük sakatlık sonrası döndü, sahada sonuna kadar savaştı ve öyle kaybetti' şeklinde olacak. Kimse bilemez... Zaten kahramanlar her zaman kazanmayabilir, ancak hikayenin sonu nasıl biterse bitsin 'saygı' kavramı en baştan beri olduğu yerden aşağıya inmeyecektir....





27 Ekim 2013 Pazar

Bir Tane Daha Spurs Nasıl Olurdu? (A. Hawks 13-14)

En son ne zaman -eğer taraftarı değilseniz- 'ya bir Hawks maçını açayım da izleyeyim' dediniz? Çok değerli uykunuzu hangi Atlanta maçı için böldünüz? Hatta geçtiğimiz sezon Pacers serisini az da olsa izlediniz mi? Eğer cevabınız 'hayır' ise şanslısınız. Ama artık farklı bir yola girdiler ve sanırım bir fırsatı daha hak ediyorlar. Şimdi Atlanta Hawks'la barışma vakti...



Neler Değişti?

Yaz dönemini en hareketli geçiren takımların başında geldi Hawks. Aslında buna bir bakıma temizlik operasyonu da diyebiliriz ve işin öncesi de var. Yeni GM Danny Ferry'nin takıma geldiği anda ilk icraatı yüksek kontratlı Marvin Williams ve Joe Johson'dan kurtulmak oldu. Nitekim bunu da başardı. Devam eden yaz döneminde ise yeni yolcu Josh Smith oldu. Free Agent kalan oyuncuyla anlaşılmadı veya anlaşılamadı ancak bu operasyon devam etti. Ve Josh Smith'le birlikte içinde Zaza'nın da bulunduğu bir oyuncu grubuyla yollar ayrıldı. Gidenler kadar başta Paul Millsapp olmak üzere yine önemli bir oyuncu grubu da takıma katıldı. yerinde isimlerin alındığını da belirtmek gerek.

Tablo ise şu şekilde oluştu:

Gelenler: Pero Antic, Gustavo Ayon, Elton Brand, DeMarre Carroll, Jared Cunningham, Cartier Martin, Paul Millsap, Dennis Schroeder.


Gidenler: Devin Harris Ivan Johnson, Dahntay Jones, Zaza Pachulia, Johan Petro, Josh Smith, DeShawn Stevenson, Anthony Tolliver

Gördüğünüz gibi oyuncu sağlam bir oyuncu sirkülasyonu yaşandı. Ancak asıl önemlisi olan değişen genel felsefe oldu.


Atlanta Hawks'la Barışmak

Atlanta Hawks son 6 sezondur Play-off yapıyor. Ancak NBA'in genel izleyici kitlesi tarafından pek tutulmaz. Daha doğrusu izlenmek için tercih edilmez, en azından benim etrafım böyle. Peki 6 sezon arka arkaya play-off'a katılarak ciddi başarı elde eden bir takımdan neden uzak durulur? Sebebi belli; yıllardır zevksiz bir oyun sergilemelerinin dışında, Atlanta Hawks'ın sezonunu takip etmek, ortalama üstü ancak sonunu daha önceden bildiğiniz ya da tahmin edebildiğiniz bir filmi izlemek gibi. Hawks play-off'a kalacak ilk turda ya da ikinci turda elenecek... Yıllarca bunu tahmin ederek izledik. Ne yazık ki hep de doğru çıktı. Ve maalesef kimse de sonunu tahmin edebileceği bir filmiz sürekli 6 kere izlemek istemez. En fazla iki kere, haydi arkadaş ortamında açtılar çok dikkat etmeden üç... Fazlası olmaz. İşte Hawks organizasyonu, bunu değiştirmek için geçtiğimiz sezonun ortasında kolları sıvadı. GM görevine Danny Ferry getirildi. Sezon sonunda ise koçluk görevi Mike Budenholzer'e verildi. İkisinin de San Antonio Spurs gibi başarılı bir tedrisattan yetişmiş isimler olması önümüzdeki yıllarda neye hizmet edeceklerini gösteriyor. Evet, bir çok basketbolcu geldi, gitti ancak en önemli, etkili değişiklik GM ve Koç koltuklarında oldu. Çünkü mantaliteyi, felsefeyi, durgun gidişatı değiştirecek isimler onlardı. Sonuç olarak yıllardır göz ucuyla izlediğimiz film yeniden çekiliyor. Üstelik yönetmen ve senarist koltuğunda eski tarzın doğru, ilgi çekici olmadığını düşünen ve birbiriyle uyumlu iki isim var. Yenisi durağan olmayan, akıcı, zaman zaman insanı şaşırtacak, heyecanlandıracak bir yapım. Bu organizasyonda başrol bundan böyle Al Horford'un, yardımcı oyuncu rolünde Paul Millsapp ve her zaman çıkış yapan birine de ihtiyacınız vardır o da Jeff Teague. Sizi bilmem ama benim açımdan izlemeye değer bir işe benziyor...

Gelelim takımın ilerleyen yıllarda ve bu sezon nasıl bir anlayış içerisinde olacağına. Aslında fikir başlıkta açıkça belli. San Antonio Spurs tedrisatından çıkmış iki kişi Koç ve GM olarak karar verici konumundalar. Ve sanki yeni bir Spurs'un temelleri atılıyormuş gibi bir his var içimde. Çünkü elde bunu yapmaya uygun bir oyuncu malzeme de mevcut. Sakın yanlış anlaşılmasın hemen bu sezon ya da diğer sezon Spurs olacaklar demiyorum ama yavaş yavaş bu işe girişiyorlar gibi. Sizce de çok benzerlik yok mu? Mesela Spurs'te 'Big Fundamental' lakaplı Tim Duncan var. Lakabının nereden geldiğini çok anlatmaya gerek yok. Geçtim uzunları bir çok kısa ve dış oyuncudan bile basketbolun temelini daha iyi biliyor Duncan. Peki ondan sonra ligde bu konuda en iyi olan uzun kim olabilir? Bir kaç isim sayarsınız bunların içinde hatta en başında Al Horford yer alır. Oyun anlayışları, pota altında topu aldıklarında birebir oynarken ayak hareketleri, vücudunu kullanmaları, orta mesafe şutları vs. gibi bir çok özellikleri benziyor. Yeni bir Spurs için ihtiyacınız olan Duncan tarzı bir oyuncu ki o da ellerinde.

 Guard konusunda ise bir yanda Tony Parker; topla beraber içeri giren, boşta gördüğü arkadaşlarını bulan, delici, şutu da olan bir isim. Diğer yanda Jeff Teague. Evet geçtiğimiz sezon beklenen çıkışı yapmadı ancak bunda Hawks'ın tercih ettiği oyun anlayışının da oldukça etkili olduğunu söyleyebiliriz. Fakat hepsini bir kenara bıraktığımızda bu iki oyuncunun birbirine benzer tipte olduklarını ifade etmek mümkün. Teague de tempolu oyunu seven, içeri penetre eden, boşta gördüğü isimleri topla buluşturan bir guard. Çok rakama girmek istemediğim için istatistikleri vermiyorum ancak Parker ve Teague'in birbirlerine yakın olduğunu söyleyebilirim.

Tüm bunların dışında Horford'u tamamlayacak iyi bir 4 numara da ellerinde mevcut: Paul Millsapp. Gerçekten underrated ve hak ettiği değeri görmüyor. Hücumda çok yönlü, atlet, koşmayı seviyor. Yani Hawks'ın istediği oyuna çok uygun. Tabii konu Spurs gibi bir temelin yapılarını kurmaksa en önemlisi dış şutörler. Onlar da var. Kyle Korver tabii öne çıkan isim ancak Jenkins'in de gerçekten çok iyi bir şutör olduğunu hatırlatalım. Çabuk gelip boşta onları bulduğunuzda rakipleri sıkıntıya sokacağınız kesin. Carrol gibi iyi bir dış savunmacı mevcut. Tek yönlü olsa da şu anda Hawks'ın amacına hizmet edebilecek durumda. Açıkçası benim de savaşçı oyuncu olarak çok beğendiğim isimlerden biri. E tabii bir de oyun sıkıştığında ortalığı karıştıracak, biraz başına buyruk hareket edecek birisi lazım. Her ne kadar sakat olsa Lou Williams'ın da görevi bu olacak. Biraz Ginobili gibi yani. Şutun yaratacak, tıkanan hücumu açacak, sistemin dışına çıkacak...

Açıkçası büyük resme baktığımda dediğim gibi, yeni bir Spurs sisteminin oluşturulmaya başlandığını düşünüyorum. Tabii ne kadar başarılı olur bilemem ancak gaye bu yönde. Tekrar edeyim karşılaştırdığım oyuncular için hangisi iyi hangisi kötü gibi bir düşüncem yok. Sadece oyuncu özelliklerinin aynı veya birbirine benzer nitelikte olduğunu ifade etmek istedim o kadar....

Kısaca önümüzdeki sezon küçük, fakat büyümek isteyen bir Spurs izleyebiliriz. Ancak ne olursa olsun yeni Hawks çok daha keyifli olacak...

Beklenti

Atlanta Hawks'tan ne beklediğimi söylemek gerekirse gelecek sezon da play-off resminin içerisinde olacaklarını tahmin ediyorum. Şayet sakatlık çıkmazsa yukarıdaki 5'liden sonra Wizards, Cavs, Pistons ve Atlanta Hawks var. Bunlardan biri dışarıda kalacak ancak o Hawks olmayacak. Yani Hawks'ı Cavs, Wizards ve Pistons'tan küçük de olsa yarım adım önde görüyorum. Kuvvetle muhtemel 6 ya da 7. sıradan play-off yapacaklardır. Ancak o saatten sora gerisi gelmez ve önümüzdeki sezonlara bakılır....


Kurt Gibi Açlar (Minnesota Timberwolves 13-14)

Kevin Garnett sonrası toparlanmaları zor oldu. Sakatlıklar takımın peşini bırakmadı. Bu sezon ise iddialılar. Kevin Love gibi bir süperstarları var, yanda Rubio ve Pekovic yardım için hazırlar. Amaçları yıllar sonra play-off'a kapak atmak...




Neler Değişti?

Minnesota Timberwolves yaz dönemini bir nebze de olsun hareketli geçiren ekiplerden bir tanesi. Takıma katılanlar arasında en önemli isim Kevin Martin. Ondan sonra da oyunun her yönüne katkı veren Corey Brewer. Gelenler arasında Shabazz Muhammad de dikkat çekenlerden. Bu sezon draft edilen oyuncunun basketbol yetenekleri üzerine söylenecek çok fazla söz yok ancak yaşadığı basketbol dışı nedenler ve mental durumu muamma. Timberwolves bu kumarı kazanırsa Shabazz bir anda en önemli takviye olarak görülebilir. Gidenlerde de yine kritik isimler var. Andrei Krilenko'nun kaybedilmesi takım savunması açısından hiç de iyi olmadı. Üstüne kenardan gelip yüzdeli orta mesafesi ve dengeli oyunuyla katkı sağlayan bir Ridnour da önümüzdeki sezon Timberwolves formasyı giymeyecek.

Tüm tablo ise şu şekilde

Gelenler: Kevin Martin, Corey Brewer, Shabazz Muhammad, Gorgui Dieng ve Ronny Turiaf


Gidenler: Andrei Kirilenko, Luke Ridnour, Brandon Roy, Greg Stiemsma, Malcolm Lee ve Mickael Gelabale


Love'un Dönüşü

Girişte de değinmişti Kevin Garnett sonrasında takımı toparlamak hiç de kolay olmadı. Ancak play-off'a olan hasretleri ondan da öncesine 2004'e dayanıyor. Timberwolves, Garnett'in yanına Sam Cassell ve Sprewell'le kurduğu kadronun Konferans Finali oynamasından sonra bir daha büyüklerin sahnesine çıkamadı. Daha sonra Garnett'in ayrılışıyla dibe çöküş başladı. Ancak o günden itibaren ilk defa play-off için bu kadar iddialılar.

Öncelikle yaz dönemindeki gelen oyuncuların profillerine baktığımızda nokta transferle diyebiliriz. İlk olarak Kevin Martin'den bahsetmek lazım. Geçtiğimiz sezon Thunder'da beklentileri karşılayamadı ama bunun iki geçerli sebebi vardı: 1- Yerini doldurması gereken adam James Harden'dı 2- Kendisinin oyunuyla Harden'ınkinin alakası olmamasıyla beraber Thunder da Martin için hiç de uygun bir yapı değildi. Geçtim süperstar oluşunu sürekli içeriye penetre eden Harden'ın boşluğunu Martin gibi kendine hazırlanan pozisyonları bitirebilen birinin doldurması imkansıza yakındı. Öyle de oldu. Ancak yeni takımı Minnesota Timberwolves'ta işler aynı değil. Bir kere takımın en çok ihtiyacı olan sorununa ilaç gibi. Timberwolves geçtiğimiz sezon üçlük çizgisinden %30'larda oynadı. Kevin Love ve Pekovic'li pota altına sahip bir takım için çok kötü bir yüzde. Martin bu sorunu çözmek adına en ideal adamlardan biri. Ayrıca Thunder daha çok birebirlere dayanan fazla top paylaşımı olmayan bir yapıya sahipti. Minnesota tam tersi hücumda top paylaşımını seven, sürekli boş adamları bulmaya çalışan bir felsefesi var tabii bunda da Rick Adelman'ın etkisi çok. Zaten koçun eski takımlarına baktığımızda her zaman önemli bir şutör ya da şutörleri görürüz. Peja Stojakovic gibi... Şimdi de bu görevi üstlenecek kişi Martin. Açıkçası sakatlık yaşamazsa tekrar eski günlerini yakalama hatta geçme imkanı var. Yahoo Fantasy'de üçlük atan adama ihtiyacınız varsa düşünmeyin seçin!

Diğer transferlerden Corey Brewer ise iyi ancak Krilenko'nun gidişinden sonra takım savunması için zorunlu yapılan bir transfer. Artı dışarıdan bulduğu üçlüklerle de takıma hücum anlamında katkı sağlayacaktır. Krilenko sonrası orayı en iyi doldurabilecek adamlardan birini aldıklarını söyleyebilirim. Drafttan gelen Shabazz Muhammad ve Gorgui Dieng için ise bir süre beklemek lazım. Turriaf ise çok büyük etkileri olmasa da bench'ten tempolu oyunu devam ettirecek ve heyecan getirecek bir uzun....

Her şeyden önce oyuncu sirkülasyonundan çok Minnesota Timberwolves'un güvendiği ana iskeleti. Bekledikleri en önemli şey Kevin Love, Pekovic ve Rubio'nun sağlıklı kalması. Bu tabii onların elinde değil. Sağlıktan sonra Love'dan alışkın olduğumuz performansını devam ettirmesi önemli. Ve kafaca sezona iyi girmesi adına önemli bir değişiklik yaşandı. Love'un pek uyuşmadığı GM Kahn yerine Flip Saunders'ın gelmesi onu da mutlu edecektir. Öte yandan Love  sağlık sorunu yaşamazsa kendisinden yine sayı ve ribaund canavarı tarzında sezona devam edip, son 1-2 yılda geliştirdiği üçlüklerini daha da yukarıya taşıyarak hücumda tamamen komple bir oyuncu haline gelmesi isteniyor. Özellikle üçlük çizgisinin arkasından belli bir istikrar yakalarsa takımın play-off'a girmesi yönünde büyük avantaj olur. Çünkü söylediğim gibi üçlük Minnesota'nın en büyük problemi olduğu için, Kevin Love'ın yakalayacağı küçük bir istikrar takım adına çok büyük faydalara dönüşebilir.

Ana parçanın diğer bir ismi Pekovic de geçtiğimiz sezonki performansından sonra kontratı kaptı. Çok fazla gördüğümüz, imza sonrası yatan bir profile sahip olduğunu düşünmüyorum. Bu bakımdan performansını devam ettirecektir. Zaten pota altında iyi bir hücum silahı. Onun birebir oyunları, hücum ribaundları avantaj sağlayacaktır. Belirtmem gerekiyor ki Kevin Love'la birlikte gerçekten hücum anlamında oldukça uyumlu bir ikili. İkisi de boyalı alandan etkili üstüne Love boyalı alan dışında da efektif. Pekovic hücumdaki performansını geliştirirse ne ala ancak yapması gereken pota altı savunmasında çıtayı yükseltmek. Minnesota'nın bir diğer problemi de bu. Ve Pekovic takımının pota altını savunmayı başarırsa oyuncu profili olarak çok daha büyür ve Timberwolves'a bir kademe daha atlatır. Önümüzdeki sezon savunmaya da en az hücum hatta hücumdan fazla konsantre olması çok değerli bir kazanım olacaktır.

Ve Ricky Rubio. NBA'e geldikten sonra oyunuyla ve sürekli çıkışıyla herkesin beğenisini kazandı. Avrupa'da olduğu genç ve yetenekli oyuncu seviyesinden bir anda yıldız oyuncuya dönüştü. Nedeni ise çok açık NBA'de çok daha tempolu bir oyunun olması ve bunun da tamamen Rubio'ya uygun olması. Açık alanda koşacak ve boştaki arkadaşını bulacak. Zaten beklenen ve muhtemelen de gerçekleşecek olan bu. Ancak hala şut yüzdesi %34'lerde ve çok sıkıntılı. Bir anda bunu %48'lere çekmesini beklemiyorum ama bir nebze de olsun yüzdeyi artırmalı. Hücumdayken rakip tarafından şutu tamamen riske atılacak bir oyuncu haline gelmemeli. Bu onu tek yönlü yapar ve kendi kariyeri için de hiç iç açıcı değil. İstikrarlı bir şut performansı beklemiyorum ancak Rondo'nun yaptığı gibi şut yüzdesinde bir gerçekleştireceği yükseliş de gerekli.

Takımın iskeleti ve transferleden sonra bir bench'ten de bahsetmek lazım. Geçtiğimiz sezona göre daha derin rotasyona sahip oldukları açık. JJ Barea kenardan gelip tempo ve sertlik getiren bir guard. Shved de Avrupa sonrası NBA'e gelen, geçtiğimiz sezon çıkış göstermiş bunu muhtemelen devam ettirecek bir oyuncu. Corey Brewer'ın oyunun her yönüne katkısı, bench'ten gelip yararlı olduğu açık. Derrick Williams hala çıkış içinde aslında umut da yok değil. Üstüne Turiaf, Cunningham ve draftan gelen oyuncularla hedefleri doğrultusunda oldukça derin bir bench'e sahipler diyebiliriz...

Ancak çok büyük olmamakla beraber bir iki probleme de sahipler.

Savunma ve 3!

Yukarıda az çok bahsetmiştim ancak problemler arasında göstermemiz gereken önemli bir sorun pota altı savunması. Pekovic ve Love ribaundlarda önemli üstünlük gösterseler de savunma anlamında özellikle birebirlerde özellikle Love yumuşak kalan oyuncular. Önümüzdeki sezon harika birer savunmacıya dönüşmelerini beklemek hayalcilik olur. Ancak hızlı bir şekilde onlara yardım getirerek bu handikap biraz olsun giderilebilir. Tabii her şeyden önce bu sezon iki oyuncunun da özellikle Pekovic'in belirtmiştim ama tekrarlayayım savunmaya çok daha konsantre olmalı.

Bir diğer problem 3 rakamından çıkıyor. Öncelikle üçlükler. Bu Timberwolves için önemli sıkıntı. Ancak bunu çözmek için atılan adımlar var ve bu sorunu tamamen kökünden çözmese bile büyük oranda bitebileceğini düşünüyorum. Diğer bir sorun ise 3 numarada yaşanan boşluk. Budinger'ı oraya düşünüyorlardı fakat ciddi bir sakatlık yaşadı. Derrick Williams'tan çıkış beklense de kendisi ne 3 numara ne de 4 numara ortada bir yerde ki geçtiğimiz sezon daha çok 4'ten süre aldı tabii Love'un olmayışı da etkiliydi bunda. Orada şimdilik öne çıkan Corey Brewer ya da Shabazz Muhammad. Budinger gelene kadar o bölümü bir şekilde idare edeceklerdir ama takımdaki tek gerçek 3 numaranın Budinger olduğunu ve onun da sakat olduğunu söyleyelim.

Beklenti

Bu sezon herhangi bir sakatlık yaşamazlarsa play-off yarışı içinde olmak ve ilk 8'in içine girmek onların beklentisi. Batı'da ilk 6 sıra ekstrem bir durum yaşanmazsa zaten dolu. Son iki sıra için Blazers, Mavericks ve Lakers'la oraya adaylar. Açıkçası önümüzdeki sezon 7-8'den play-off yapacaklarını düşünüyorum. Zaten bunu başarmak zorundalar çünkü yıldızları Kevin Love'ın takıma inancının artması için ve geleceğin daha güzel olması için şart...







25 Ekim 2013 Cuma

Bir Milyon Soru İşareti (New York Knicks 13-14)

1993-94 sezonundan bugüne New York Knicks ilk defa Atlantic'i lider, Doğu Konferansı'nı ise ikinci sırada tamamladı. Geçtiğimiz 2 sezonun öncesinde öyle bir kontrat çöplüğü bırakılmıştı ki temizlemesi de haliyle uzun sürdü. Knicks bu sezon yapıyı korudu hatta üstüne da koydu ancak hem bununla beraber hem konferansın gücü hem de takımdaki soru işaretleri de arttı...



Neler Değişti?

Konu New York Knicks olunca herhangi bir yaz sezonun -imkan varsa- hareketsiz geçmesi pek de mümkün değil. Saha içine çok fazla etki edecek büyüklükte sansasyonel bir ekleme olmadı. 'saha içi'ni özellikle kullandım çünkü Metta World Peace'in parkede olmasa da saha dışında yarattığı bir sansasyon var. Maç içi yaptıklarıyla kendisiyle ilgili konuşulduğunda ise bu pek de basketbolla ilgili olmuyor son yıllarda.Yaz döneminde en önemli takviyeyse kuşkusuz Andrea Bargnani oldu. Öte yandan basketbolu bırakan Jason Kidd yerine de Beno Udrih monte edildi.

Gelenler: Andrea Bargnani, World Peace Artest, Beno Udrih, Tim Hardaway Jr., Jeremy Tyler, C.J. Leslie

Gidenler: Jason Kidd, Marcus Camby, Steve Novak, Chris Copeland, Kurt Thomas, Rasheed Wallace, James White

Ayrılanlar arasında ise göze çarpan Copeland ve Steve Novak oldu. Ancak +/- şeklinde bakacak olursak Knicks'in kadrosunda çok fazla olmamakla beraber bir ilerleme var.


Topu Dolaştır ve Üçlüğü At

Bu bölümün başlığı New York Knicks'in oyunun temeli. Peki bunu başarabiliyorlar mı? Normal sezonda evet. Zaten geçtiğimiz sezon attıkları 847 üçlük, planın işlediğinin göstergesi. Ki bu rakam 2009-10 sezonunda Orlando Magic'in 841 üçlüğünü geçerek NBA'de yeni rekoru elde etmelerini sağladı. Önemli olan ise Magic'in o kadrosundan daha fazla üçlük isabeti bulmayı, çok daha fazla üçlük deneyerek değil sadece 10 üçlük fazla atarak başardılar (cümlede geçen üç üçlük kelimesi biraz fazla oldu, farkındayım). Bu da oldukça önemli bir veri. Oyun anlayışlarını devam ettirmek yeni sezonda Knicks'in temel prensibi olacaktır. Zaten Bargnani de tarzıyla bu oyun felsefesine uygun 4 numaraların başında geliyor. Kısaca onun transferine değinirsek; ben de ilk duyduğumda pek sıcak bakmadım bu hamleye. Ancak şu anda nötr durumdayım. Öncelikle dediğim gibi Bargnani bu yapıya uyuyor. Evet, savunmada anlamında büyük dezavantaj olduğu açık. Fakat ondan beklenen Knicks'in normal sezonda gösterdiği efektif hücumu play-off'larda da devam ettirmesine katkıda bulunmak. Hatırlayacaksınız Pacers serisini. Belki  hücum anlamında izlediğim en kısır geçen seriydi ve Knicks'in hücumu tıkanınca tutunamadı. Pacers da o seride büyük tutukluk yaşadı ama onların elinde Knicks'te olmayan savunma gibi bir avantaj olunca bir adım öne çıkıp tur atladılar. İşte Bargnani'den istenen işlerin sıkıştığı anlarda hücumda artı bir opsiyon olup hazırlanan şutu atarak takımı rahatlatmak ve alan açmak. Ayrıca Bargnani'nin alan açma özelliği Carmelo ile yan yana da oynayabilme fırsatı veriyor.

Konu Carmelo'ya gelince Knicks'in zaten en büyük silahı. Geçtiğimiz sezonu sayı krallığıyla noktaladı. Kendisinden istenileni tamamen veriyor. Oyununun ne kadar iyi olduğuyla ilgili yazarak zaman kaybetmeye gerek yok. Onun için en önemli olan ise sezonun başından sonuna kadar konsantre bir şekilde kalması. Bu konuda son iki sezondur çok görmesek de zaman zaman sıkıntılar yaşadığını biliyoruz. Şimdi ise ortam onun mental olarak dağılmasına daha müsait. Sezon sonunda serbest kalacak ve Knicks için açık konuşmak gerekirse şampiyonluk hedefinin pek de gerçekçi olmadığı aşikar. Melo'nun ise artık iyiden iyiye yüzüğü takmayı istediğini biliyoruz. Ayrılacağı dedikodular her yerde, kendisi de 'ayrılmayı düşünmesem de Free Agent olacağım'' dedi. Tüm bunlar onu kafaca hazır tutmak bakımından engel. Mental bütünlüğünü kaybettiği anda Knicks için iyi sonuçlar doğurmayacağı açık (umarım böyle bir şey olmaz çünkü kendisini fantasy'de ilk turda seçtim). Önümüzdeki sezon ne olur bilinmez. Melo kalır mı gider mi konusunda bazı fikirlerim var ama bu yazının konusu değil. Gerekli olan ise onu tüm sezon boyunca konsantre tutmak...

Takımın genelini ele aldığımızda amacın hücumdaki etkinliği devam ettirmek olduğunu biliyoruz. Zaten aşağı yukarı o seviyelerde dolaşacaktır. Hedeflere yürümek daha yukarı taşımak için savunmayı da belli bir seviyeye çıkarmak şart. Bunun için Metta World Peace transferi gerçekleştirildi. Ancak Lakers'ta izlediğim MWP artık takıma zarar veriyordu ve onun arada sırada oyundan kopup hücumda sorumluluk almaya çalıştığını biliyoruz. Bunu yapması tabii ki hiç de iyi bir tercih değil. Hücumda dizginlenebilirse Knicks'in savunmasına katkı sağlayacaktır. Tabii bunun için MWP'nin bir aydınlanma yaşaması gerekiyor (ben de son yazdığıma inanmadım). Knicks ve savunma deyince akla ilk gelen isim Tyson Chandler. Bir önceki sezon NBA'de yılın savunmacısı ödülünü almıştı, o performansı beklemek biraz hayalcilik olur çünkü sakatlıklar yaşadı ve artık yaş geçiyor. Ancak o performansa yaklaşması bile Knicks için çok değerli olacaktır. Iman Shumpert yaşadığı ciddi sakatlıktan kurtuldu. Knicks'in tek genç oyuncusu diyebiliriz. Oyunun her yönüne özellikle savunmaya yaptığı katkı devam edecektir. Ayrıca boş 3'lükleri değerlendirmesi hem kendisi hem de takımı için seviye atlatır. Raymond Felton, yüksek tempoda potaya giden guardlardan. Ancak Knicks'in büyüklüğünü ya da hedeflediğini kaldıramadığı açık. Aslına bakılırsa Felton, kenardan sayı ve enerji getiren rolde Knicks'te çok iyi bir yedek guard olabilirdi ama ilk 5 için kesinlikle yeterli değil. Sorun ise takımda ondan sonraki en iyi guard Beno Udrih... Ve tabii JR Smith. Bu sezon kontratı kaptı. Onun için en büyük korkum bu. Yatışa geçer mi bilmem ama şüphelerim de yok değil. Önümüzdeki sezon bunu daha rahat değerlendirebiliriz. Ancak kazandığı en iyi 6. adam ödülü onu motive edeceğini düşünüyorum. Geçtiğimiz sezon kadar yüksek olmasa da yine kenardan gelip katkı verecek ilk isim...

Cevapsız Sorular

New York Knicks normal sezonda çok iyi hücum etti. Bu bir gerçek ve ayrıca istatistikler de destekliyor. Üçlük rekoru ayrıca hücum verimliliği sıralamasında 3. olmaları vs. Ancak bu rakamların biraz da yanıltıcı olduğu play-off'ta ortaya çıktı. Şayet Knicks berbat bir savunmayla Pacers'a elenseydi anlayabilirdim. Fakat ligin rakamlara göre en iyi hücum eden 3. takım olup, play-off'ta hücumlarının tıkanması sonucu elenmenin tek açıklaması normal sezonun aldatıcılığı. Bu da bizi Pacers serisinde artık iyiden iyiye ortaya çıkan organizasyon sıkıntısına götürüyor. Geçtiğimiz sezonu hatırlayın Knicks, seriye tutunmak için artık Melo ve JR Smith'le sürekli zorlama şutlar atıyordu. Tüm sezon boyunca rakibi üçlük yağmuruna tutan, sürekli alan açan Knicks'in yerine bambaşka bir takım gelmiş gibiydi. Ve Knicks bu problemi çözmek için herhangi bir önemli takviye yapmadı. Yanlış anlaşılmasın hücumu çeşitlendirmek için Bargnani geldi ama hücumda organizasyonu sağlayacak birisi getirilmedi. Bunu yine Felton'dan yapması bekleyecekler fakat dediğim gibi Felton o guard değil. Yeni bir takas olur mu bilmem ama normal sezonda olmasa bile play-off'ta Knicks'in karşısına çıkacak en büyük handikap bu.

Ayrıca oldukça fazla kafaları kurcalayan soru işareti var. Bir kere sakatlıklar bu takımı nasıl etkileyecek? Tyson Chandler savunmayı ayakta tutan performansına yaklaşacak mı? Carmelo Athony kafaca sezona hazır olacak mı? Amare'nin durumu ne olacak? Bargnani'den beklenen verim alınacak mı? JR Smith geçtiğimiz sezonki performansı devam ettirecek mi? Raymond Felton yine bu yükün altında ezilecek mi? Metta World Peace zaten kendi başına bir soru işareti. Ve en önemlisi Knicks yeni sezonda organizasyon sorununu çözecek mi? Soru işaretleri her takımda mevcut kabul ediyorum ancak Knicks'te biraz daha çok, biraz daha fazla düşündürüyor açıkçası. Bu sezon Doğu Konferansı çok daha güçlü olması ise ayrı bir konu. Knicks şayet ileri bir adım attıysa rakipleri üç adım birden attı ve alttan da gelenler var... Kısaca işler geçtiğimiz sezonki kadar kolay olmayacak.

Beklenti

New York Knicks hala Doğu Konferansı'nın en önemli takımlarından. Play-off'a ilk 5 sıradan girecektir. Benim isteğim mümkün olursa Nets'le bir şekilde eşleşmeleri. Çünkü hem bu iki takımın arasında bir rekabet mevcut hem de Garnett, Pierce ve Terry'nin Knicks'le kapanmamış bir hesapları olabilir. Tüm bunlar da içinde hikaye barındıran bir seriyi izlememesi sağlar. Peki Knicks play-off'ta ne yapar? Şayet normal sezonu ilk 3'te tamamlayamazlarsa ki pek ihtimal vermiyorum bunu başaracaklarına, 2. tura geçmeleri düşük ihtimal....



24 Ekim 2013 Perşembe

Çılgınlar Gibi... (Denver Nuggets 13-14)

Gecenin köründe yarı uykulusunuz. NBA maçı izlemek istiyorsunuz. Çarşamba gecesi ve 13 tane karşılaşma mevcut. Amacınız sadece eğlenmek, öylesine bir maç, olağan dışı işler... Bu durunda tabii ki de sürekli koşan bir takımı seçersiniz. Ancak aralarından bir tanesi Nate Robinson ve Javale McGee'yi aynı takımda buluşturdu. Üstelik, Lawson ile Farried de var. Hiç beklemeyin, Denver Nuggets'ı gördüğünüz kutucuğa tıklayın. İstediğinizi alacaksınız...





Neler Değişti?

Genellikle bu bölümde daha çok oyuncular üzerinden giderdim ancak önemli bir değişiklik koç sandalyesinde oldu. Uzun zamandır Nuggets'ın başında yer alan George Karl takımdan ayrıldı yerine çaylak koç Brian Shaw geldi. Öte yandan giriş cümlesinde de bahsetmiştim. McGee ve Nate Robinson aynı takımda buluştu. Nate yeni geldi McGee ise artık ilk 5'te hem de yanında Kenneth Farried'le. Bench'e garantici JJ Hickson'ı monte ettiler. Randy Foye ve Darrel Arthur da diğer eklemeler. Önemli kayıplar da var tabii... En başında oyunun her yönüne etki eden Andre Igoudala'nın yerini doldurmak mevcut kadroyla imkansıza yakın. Ayrıca zaman zaman bench'ten zaman zaman da ilk 5'te savunmaya akıl getiren Koufos ekipten ayrılanlardan. Corey Brewer'ı da atlamamak gerek...

Tamamına bakacak olursak tablo şu şekilde

Gelenler: J.J. Hickson, Darrell Arthur, Randy Foye, Nate Robinson.

Gidenler: Andre Iguodala, Corey Brewer, Kosta Koufos, Julyan Stone.


Yükseklerde Koşmak

Denver Nuggets önümüzdeki sezon da bildiğimiz Denver Nuggets olacak. Çok koşan, sürekli tempoyu zorlayan anlayışlarını yine sahaya yansıtacaklar. Zaten bu grupla herhangi bir başka oyun felsefesinde olmak hata olurdu. İlk 5'ten guard Ty Lawson ve pota altındaki isimler Farried ile McGee'nin tam bir açık alan oyuncuları olması nedeniyle temel de bu şekilde olacaktır. Zaten rakipleri bayıltan bu sistem ve yıllardır muhabbetini yaptığımız Denver'ın yüksek rakımı en büyük avantajları.

Anlayacağınız gibi tüm bu sistemin temelinde hücum yatıyor. Nuggets'ı ofans olmadan düşünmek imkansız gibi. Bu sezon takımın kendilerine has hücum yönü çok daha keskinleşti. İlk 5'in tamamına göz atacak olursak, geçtiğimiz sezondan Ty Lawson yerini koruyor. Ligin yüksek tempo oynamayı seven ve bu derece yararlı olan en önemli guardlarından biri. Kendisi hücumun başını çekecek ve kafa kafaya giden maçların son anında kararı yine o verecek. Andre Igoudala'nın ayrılmasından sonra 2 numaraya kendisi guard olsa da benim en büyük adayım Randy Foye. Orası için Fournier adı da geçiyor ancak Ty Lawson gibi bir oyuncunun yanına koyabileceğiniz ona en iyi uyabilecek isim bu takımda Foye gibi geliyor. Net ve tertemiz bir şutör. Lawson ise içeri sürekli penetre eden bir guard. Üstüne pota altı oyuncuları Farried ve McGee'nin en çok ihtiyacı olan da alan. Onlara bu alanı açacak en önemli adam ise Foye olabilir. 3 numaraya geldiğimizde sezonun yarısına kadar orayı Wilson Chandler'la götürecekler. Size olarak büyük, dış şutu olan, potaya da gidebilen bir oyuncu. Sezonun yarısından sonra dönmesi beklenen Gallinari o pozisyonun asıl sahibi. Chandler'a göre daha iyi bir skorer olması avantaj. Gallinari geldiğinde o pozisyon için zaman zaman büyük rekabet içine girecekler, bazen de beraber süre alacaklardır. Pota altında ise, iki tane çok büyük atlet, koşan, uçan ve kaçan adam var: McGee ve Farried. İhtiyaçları olan açık alan ve koşmak. Zaten Denver Nuggets'ın da ana felsefesi bu olacağından tam da arzuladıkları ortamı bulacaklar. Anlayacağınız gibi geçtiğimiz sezona göre bu ilk 5, iyi oldukları hücum tarzlarının daha keskin hale gelmelerini sağlayacak. Yine en büyük güvenceleri kendi kaleleri olan Pepsi Center olacak. Geçtiğimiz sezon burada sadece 3 maç kaybettiklerini hatırlatalım.

Tüm bunlar bardağın dolu tarafı bir de boş tarafı var ve biraz fazla boş gibi...


Bardağın Boş Tarafı

Bir üstteki bölümün sonu başlığın adı oldu çünkü Denver Nuggets için durum böyle. Bunu oluşturan ise hücum ile savunma arasındaki ayrılık, tıpkı bir bardağın boş ve dolu olan tarafı kadar kesin, net bir şekilde ortada. Evet, Denver Nuggets'ın hücumu Kenneth Farried ve McGee'nin beraber ilk 5'e yerleşmesiyle çok daha belirginleşti ancak bu iki takviye, takımı savunmadan bir o kadar da uzaklaştırdı. Farried ve McGee ikilisinin istatistiklerine açıp bakarsanız bir çok savunma için önemli rakamlar göreceksiniz ribaund, blok gibi. Ancak pozisyonu savunmak ve topu savunmak arasında çok büyük, takımı etkileyen fark var. McGee ve Farried tamamen topu takip eden, hatta blok yapmak için pozisyonlarını kaybeden, dağınık ve alanı savunmayı pek beceremeyen uzunlar. Bireysel olarak etkileyici rakamlara sahip olsalar da bu ikili takım savunmasını geriye götürecek. Sadece onlar değil Denver Nuggets'ın savunmasını ayakta tutan üç oyuncu Igoudala, Brewer ve Koufos takımdan ayrıldı. Hep söylerim Andre Igoudala savunma anlamında büyük underrated. Brewer da yine ligin en önemli dış savunmacılarından bir tanesi. Koufos'a gelince Koç George Karl onu terci etmesinin nedenini anlatırken pota altında nerede duracağını ve alanı savunmasını iyi bildiğinden bahsetmişti. İşte Koufos'un bu yaptığını McGee ve Farried'in ortaya koyacak durumda olmaması nedeniyle savunmada ciddi bir düşüş bekliyorum. Geçtiğimiz sezon Nuggets, hücum verimliliği sıralamasında 5. sırada, savunmada ise 10. sırada yer aldı. Onlara play-off yaptıran da hücum ve savunma performansının birbirine yakın olmasaydı. Bu değişiklikler sonrası hücum olarak yine aynı seviyede gitseler de savunmanın durumu hiç de iç açıcı gibi görünmüyor.

İşte tam da bu nedenle Brian Shaw'ın takımın başına getirildiğini düşünüyorum. 2005'ten bu yana Asistan Koçluk dönemini Lakers (6 yıl) ve Pacers'ta geçirdi (2yıl). Aslında çaylak dediğime bakmayın bench'e hiç de yabancı değil ve otoriteler tarafından NBA'in gelecek vaad eden koçlarından gösteriliyor. Hatta üçgen hücum sistemine olan yatkınlığı nedeniyle Phill Jackson'dan sonra Lakers'a aday gösterilmişti olmadı, Pacers'a gitti. Dikkat edeceğiniz gibi sürekli savunma kökenli takımlarda çalışmış biri. Aslında yetiştiği ve çalıştığı sistem hiç de Denver Nuggets'ın oyun yapısına uymuyor. Ancak George Karl'ın bıraktığı sisteme çok da fazla karışacağını düşünmüyorum. Onun görevi daha çok bu genç oyuncu grubuna basketbol ve savunma aklı empoze etmek. Evet işi zor, ciddi bir sınavdan geçecek ama kendisinden beklenen; McGee'ye -artık ne kadar verebiliyorsa- oyun zekası aşılamak... McGee örneği içinde bulunduğu durumun zorluğunu anlatmak içindi. Ne olursa olsun çaylak bir koç. Yanda asistan olarak oturmakla tek adam olarak orada kalmak ve oyuncularla iletişim kurmak çok daha başka gelişecektir. Ve bence Denver Nuggets'ın hedefi bu sezondan çok önümüzdeki yıllara bakmak olacak. Buradan Brian Shaw'ın yönetebildiği, yetiştirebildiği oyuncularla beraber kendisinin de ilerleme kaydetmesiyle önümüzdeki 1-2 sezon içerisinde yeni hedefler konuşulmaya başlanacakmış gibi bir tahminim var. Bu sezon ise amaç belli gibi; koşalım, oynarken zevk verelim, bol hızlı hücum ve smaç yapalım, tüm bunların içinde kalabildiğimiz kadar play-off yarışı içinde yer alalım...

Beklenti

Geçtiğimiz sezon 57 galibiyetle organizasyon rekoru kırdılar. Bu sezon oralara pek yaklaşamazlar. 40-45 arası galibiyet alacaklarını sanıyorum. Bunun da Batı Konferansı'nda herhangi bir ekstrem durum yaşanmazsa play-off için pek de yeterli olacağını düşünmüyorum. Rakipleri, Portland, Timberwolves hatta Dallas'tan yarım adım geride bulunuyorlar...



Her Şeyin Başı Sağlık (Washington Wizards 13-14)

''Muhtemelen NBA'de tüm zamanlarda imzalanmış en kötü kontrat'' bu sözlerin sahibi Gilbert Arenas, bahsettiği kontrat ise Washington Wizards'ın kendisiyle imzaladığı 6 yıl için 111 milyon $'lık anlaşma. Kim Arenas'a haksızsın diyebilir ki? Sadece o da değil A. Blatche, Brendan Haywood ve Javale McGee ilk anda akla gelenler... Wizards için enkazı kaldırmak hiç de kolay olmadı ancak yeni yarattıkları bir iki kötü kontrat dışında başardılar. Önümüzdeki sezon için ise ispatlamaları gerekenler var...



Neler Değişti?

Yaz dönemi fazla hareketli geçmedi Wizards için. Daha doğrusu gelen giden oyuncu çoktu ancak değişkenleri etkileyecek seviyede biri listede yok. Hamleler daha çok ayrılan bir iki bench oyuncusunun yerini doldurup, hücum gücünü az çok artırmak yönünde oldu. Yapılan değişiklikler üzerinde bir kaç cümleyle durmadan önce hepsine bakacak olursak:

Gelenler: Eric Maynor, Al Harrington, Otto Porter Jr., Glen Rice Jr., Josh Childress, D'or Fischer, Pops Mesah Bonsu, Marc Eversley, Tony DiLeo, Frank Ross

Gidenler: Jason Collins, A.J. Price, Cartier Martin, Leandro Barbosa, Pat Connelly, Milt Newton.

Takıma katılanlar arasında en dikkat çeken hiç kuşkusuz Al Harrington. Forvet pozisyonunda oynayan ve 3'lük çizgisinden etkili olan uzunlardan. Wizards için kağıt üstünde yapılması gereken bir hamle olarak görülebilir. Çünkü hem tıkanan hücumlarını (çok kötü hücumlarını) açmak hem de içeride oynayan Nene ve sürekli içeriye penetre eden Wall'a alan yaratmak adına önemliydi. Diğer yandan dikkat ederseniz takımda Childress, D'or Fischer, Pops Mensah Bonsu, Seraphin gibi Avrupa'da oynamış oyuncusu sayısı fazla. Bu da her ne kadar dakikaları kısıtlı olacaksa da oyun zekası demek....


Kendini Gösterme Zamanı

Wizards yaz sezonunu söylediğim gibi pek hareketli geçirmedi. Çünkü kendilerini hedeflerine götürecek John Wall'a yöneldiler. Beklentiler çok yüksek olduğu için de sadece gösterdiği bir kaç performansına ve potansiyeline 90 milyon $'lık bir kontrat verdiler. Gilbert Arenas'tan sonra elleri titremiş olabilir ancak yapmak zorunda oldukları da kesindi. Hazır kontrat mevzusu açılmışken, evet enkazı temizlediler ama Okafor (14 Milyon) ve Ariza'ya (7 milyon) verilen paraları da eksi hanesine yazmak gerek. Ancak bir anlamda Wizards yönetiminin de kendine göre haklı yönleri var. Çünkü uzun zamandır play-off'a hasretler ve imkan olduğunda yakalamak için bu ücretleri ödeme kararı aldılar. Fakat kuşkusuz Onları ilk 8'e taşıyacak en önemli adam yazın anlaşmaya vardıkları John Wall. Geçtiğimiz sezonun büyük bölümünü sakatlıklarla geçirdi. Ne kadar önemli bir oyuncu olduğu döndüğünde takımın artan istatistiklerinde saklı. Lige geldiği günden bu yana henüz tam anlamıyla kendini ispat edebilmiş durumda değil. Önünde artık bu şans var. Geçtiğimiz sezonun son bölümlerinde gösterdiği performansı devam ettirmesi şart. Çünkü kadro bir sağlık sorunu yaşamazsa play-off yarışı içinde olacak ve ekibi büyüklerin arenasına atma görevini ise John Wall üstlenecek. Başarılı olursa kendisinden beklenen seviyeye çıkmak için de büyük bir adım atmış olacak. Tabii Wall'a bu konuda yardım edecek en önemli isim Bradley Beal. Geçtiğimiz sezon draft edildi ve anında verim alındı. Gelişimini bu şekilde sürdürürse NBA'de ortaya çıkan 2 numara boşluğunu da düşünürsek önümüzdeki yıllarda all-star olması yüksek ihtimal. Ayrıca John Wall'la beraber de iyi bir guard ikilisi oluşturuyorlar. Kendisinin şut özelliği, Wall'ın içeri penetreleriyle tam uyum halinde. İşin savunma yönünde de hiç fena değil. Savunma demişken Wizards'ın bu konudaki gelişimine ayrı parantez açmak gerekir.

Bir önceki sezonda baş koç olan Randy Witmann hiç şüphesiz takıma bu konuda saygı duyulması gereken bir seviye atlattı. Wittman'dan önce savunma verimliliği sıralamasında 18. sırada bulunan Wizards, Witmann'ın dümene geçmesiyle bu kategoride 4. sıraya kadar tırmandı. Her ne kadar takımdan ayrılanların yerine saha içinde daha derli toplu bir oyuncu grubunun yer alması etkenlerden biri olsa da Witmann'ın bu başarısı gözardı edilmeyecek cinsten. Sürekli rakibe ve topa baskı yapan, her şeye el uzatan, dinamik bir savunmaya sahipler. Önümüzdeki sezon da bunu devam ettirmelerinin hedeflerine yürürken yoldaki engelleri aşma konusunda büyük yardımı olacaktır. Ancak savunmanın bu seviyelerde devam etmesinde en önemli isim olan Okafor daha sezon açılmadan sakatlık yaşadı ve durumu şu an için belirsiz. Ligin başlarında Wizards bir şekilde idare edebilecek olsa da Okafor'un sakatlıktan kurtulup takımdaki yerini alması boyalı alan savunması açısından çok önemli. Orası için bir diğer kritik isim de Nene. Denver Nuggets'tan geldikten bugüne kesinlikle istenilen seviyede değil. Nene'nin bir şekilde eski günlerindeki performansına yaklaşması, en azından sezon boyunca sağlıklı kalması şart... Ancak Wizards'ın en büyük iki sorunundan biri zaten: sağlıklı kalamamak

Sağlık Önemli

Evet, hücum edilir, savunma yapılır ama her şeyin başı sağlık. Wizards da sakatlıklardan en çok çeken takım. Çünkü bu sakatlıklar sürekli takımın en önemli oyuncularını vurdu. John Wall, Nene, Okafor  hatta Bradley Beal bile sakatlık sıkıntısı çekti. Yani geçtiğimiz sezon Wizards'ın bir arada oynayamama gibi sorunu vardı. Sakatlığın olmadığı kısa aralıklarda ise takımın geleceği açısından oldukça pozitif veriler alındı. Mesela; John Wall - Bradley Beal ve Nene'nin aynı anda oynadığı dönemlerde Wizards'ın 15-7 gibi bir galibiyet oranı var. Bir diğer istatistikte baktığımızda yine Wall, Beal var ancak diğer isim Martell Webster. Bu üçlü yan yana geldiğinde ise takım 100 pozisyon üzerinden 107.6 sayı üretiyor. Tüm sezonda ise 100.2. Oldukça önemli bir artış. Ancak bu istatistik de Wizards'ın bir diğer büyük problemini ortaya çıkarıyor: Hücum.

Washington Wizards her ne kadar işin savunma yönünde oldukça etkileyici rakamlara sahip olsa da oyunun diğer tarafında tıpkı bir kabus gibi. Hem de görüp görebileceğiniz en kötü kabus... Wizards, off rtg sıralamasında ligin en dibinde 30.'lukta bulunuyor. Bu sıra, Wizards'ın hedeflerinin yanından geçmesine bile yeterli olmaz. Sonuç olarak basketbolda hücum ve savunmayı birbirinden ayrı düşünemezsiniz. Wizards geçtiğimiz sezon bırakın hücum etmeyi düşünmeyi  sanki öyle bir kavramın var olduğundan habersiz maça çıkmış gibi. Ve evet bunda sakatlıkların büyük etkisi oldu ancak ligdeki diğer takımları ve kadrolarını düşünürsek bunun temelinde hiç bir bahane olamaz. Witmann'a işin savunma yönünde ne kadar övgü verilmesi gerekiyorsa hücum için de o kadar eleştiri yapılmalı. Tabii Wall, Nene ve geri kalanlar sağlıklı bir sezon geçirirse sıralamada yukarılara tırmanacaklardır. Ancak bu yapıya sadece Wall'u ekleyip 'tamam hücumu da böylece hallettik' demek büyük bir hata olur ve sezon hüsranla sonuçlanır. Wizards teknik kadrosunun bu konunun üzerine net bir şekilde eğilmesi şart...

Beklenti

Aslında az çok yazıda da beklentimi belli ettim. Doğu Koferansı her ne kadar geçtiğimiz sezonlara göre daha rekabetçi olsa da hala Wizards gibi takımların play-off yapma ihtimali var. Şayet sağlıklı kalınırsa ki ilk şart bu çünkü takımın bu konuda hiç de iyi bir geçmişi yok play-off yarışında kesinlikle olacaklardır. Onları play-off'a atacak olan ise hücumda gösterecekleri verimlilik ve John Wall'un artık beklenen John Wall olması. Wizards'ın Doğu'da play-off yapacak ekiplerden birisi olacağına inanıyorum. Ancak bu sezon için ekstrem bir durum olmazsa gerisi gelmez.



23 Ekim 2013 Çarşamba

Şans Yanınızda Olsun (Portland Trail Blazers 13-14)

Portland Trail Blazers, şanssızlığın somut hali. Neden mi? Hatta nedenler de diyebiliriz... İlk anda akla gelenler; Brandon Roy'un basketbol hayatının bitmesi, Greg Oden NBA'e damga vuracakken bugün sakatlığı nedeniyle minimum kontratlarda kendini ispatlamaya çalışması, hatta sakatlıktan dolayı oyuncu kalmadığı için antrenmana katılan koçun bile sakatlanması. Bunlar yaşanmasa tarih farklı yazılabilirdi. Bu sezon sil baştan başlıyorlar. Aynı şeylerin yaşanmaması için biraz şans hiç de fena olmazdı...



Neler değişti?

Geçtiğimiz sezon Portland Trail Blazers'ı takip edenler, takımın çok iyi ilk 5'e ancak bomboş bir bench'e sahip olduğunu bilir. Luke Babbit'in rotasyonun 6. oyuncusu olduğunu söylesem yeterli olur sanırım (bu arada Luke Babbit'e en iyi 6. adam ödülünde oy veren hala ortaya çıkmadı). Bununla beraber yaşadıkları savunma sıkıntısı da aşikardı. Yaz döneminde tüm hamleler bu bölümlere yapıldı.

Gelenler: Thomas Robinson, Robin Lopez, Dorell Wright, Mo Williams, C.J. McCollum, Thomas Robinson, Allen Crabbe, Earl Watson

Gidenler: J.J. Hickson, Eric Maynor, Luke Babbitt, Jared Jeffries, Sasha Pavolvic, Ronnie Price

Yukarıdaki tablonun tamamına bakıldığında bench'in ve savunmanın önümüzdeki sezon daha elle tutulur bir hale geldiğini söyleyebiliriz. Peki yeterli olacak mı?

Derin Rotasyon

Girişte de bahsettim iyi bir 5'e sahipler: Damian Lillard geçtiğimiz sezon yılın çaylağı seçildi. Üçlük çizgisinin gerisinden adeta parladı. Neredeyse all-star seviyesinde oynadı, çıtayı yükseltecektir. Şayet savunmasını geliştirirse önümüzdeki yıllarda süperstar olma ihtimali çok yüksek. Wesley Matthews oyunun her yönüne katkıda bulunan bir isim. Hem hücumda hem de savunmada sürekli maçın içinde yer alıyor. O da üçlükleriyle fark yaratanlardan biri. Nicolas Batum. Mükemmel bir atletizme sahip. Hem potaya penetre eden hem de dipten üçlükleriyle NBA'de ön plana çıkan oyunculardan biri. Ligde her şampiyonluğa oynayan takımın kadrosunda görmek istediği bir rol oyuncusu. Ancak Blazers'ın bu sezon hiç şüphesiz  onun yaratıcılığına daha çok ihtiyacı var. Lamarcus Aldridge. Franchise oyuncusu. Hak ediyor da. Benim açımdan dünyada alçak post'u en iyi oynayan adam. Orta mesafe şutlarında da harika bir istikrarı var. İlk 5'teki tek değişiklik JJ Hickson yerine Robin Lopez'in katılması. Giden Hickson'ın hücum yönü daha ön tarafta ancak Robin Lopez'in savunmada getireceği sertliğe takımın daha çok ihtiyacı var. O bakımdan Robin Lopez - Hickson karşılaştırmasında Hickson daha iyi diyebilirsiniz ancak Blazers için Robin Lopez daha uygun. Ve bu takım artık geçtiğimiz sezonu düşünürsek iyi bir bench'e sahip. Öncelikle Mo Williams'la Damian Lillard'ı dinlendirme imkanı bulacaklar. Ayrıca Mo'nun bench'ten gelip skoru sürüklemesi önemli bir kazanım. Dorrel Wright. Bir kaç sezondur düşüşte. Fakat ne kadar iyi bir şutör olduğunun da farkındayız. Çıkış arıyor ve bench'ten gelmeyi sorun etmeyeceğini söyledi. Bildiğimiz Wright dönerse sadece second unit için değil ilk 5'te de iç-dış dengesini yaratmak, alan açmak adına zaman zaman kritik bir noktada yer alabilir. Thomas Robinson'ın ise kenardan gelip pota altında ribaund çekerek sert savunma yaparak bench'ten katkı sağlanması beklenecektir. Çaylak CJ McCollum maalesef lanete yakalanarak ayağını kırdı. Blazers için bunun devam etmemesi en içten dileğim.

Kısaca geçtiğimiz sezon çok ama çok dar olan rotasyon bu sezon genişledi Meyers Leonard, Joel Freeland, Victor Claver ve Barton rotasyonda olan oyuncular artık dakika bulmak için gelişim gösterip çok çalışmak durumundalar.

Bir diğer önemli konu ise savunmada adım atmalarını sağlayacak transfer Robin Lopez. Yukarıda az çok bashettim. Robin Lopez'in Blazers'ın geçtiğimiz sezon en çok çektiği ikili oyunları savunma anlamında iyi olması büyük bir kazanım. Yani onun getirdikleri istatistik kağıdından çok görünmeyen işlerde olacak. En azından takımın isteği bu yönde. Diğer yandan bench'te oyuncuların artması, rotasyonun derinleşmesi otomatikman savunmayı da etkileyecektir. Çünkü savunma açısından önemli olan oyuncular Matthews, Batum ve Robin Lopez dinlenme imkanı bulup savunma yapacak gücü bulma imkanları olacak.

Takımın tamamını incelersek, üçlük özelliği üst seviye iyi bir guard'a, çok iyi iki dış oyuncuya, all-star bir forvete, savunma yapabilen bir pivota ve dolu bir bench'e sahipler. Ama bunun yanında iki önemli problem de var...

Adridge Karmaşası

Herhangi bir Blazers taraftarının bu sezon ortalama beklentisi takımın 7 ya da 8. sıradan play-off'a adım atmak. En kötü ihtimalle sezonun sonuna kadar bu yarışın içinde olmak. Ancak Lamarcus Aldridge'in durumun getireceği sonuçlarla bir anda lotarya takımına da dönüşebilirler. Yakından takip ediyorsanız biliyorsunuzdur Aldridge'in takasını isteyerek ayrılma niyetinde olduğu sürekli konuşuluyor. Kendisinin kontratı 2014-2015 sezonun sonunda bitiyor. Gönülsüz bir şekilde oynamasının kimseye yararı olmayacaktır. Aldridge'in artık winner bir takımda yer almayı ya da takımının winner olmasını arzu ettiği konuşuluyor. Blazers en azından şu haliyle winner değil. Önümüzdeki sezonun ortasında bu isteğinde diretir takası da yapılırsa yanında Batum ve Matthews da gönderilir ve Lillard'ın üzerine tekrar bir takım yapılır. Ancak ben bu pek de ihtimal vermiyorum. Büyük ihtimalle planları bu sezon play-off yarışının içinde kalmak olursa ilk 8'e girmek. Önümüzdeki sezon ise bir süperyıldızı daha takıma katarak artık şampiyonluğu konuşmaya başlamak. Öyle ya da böyle şu anda Blazers'ın küçük mü büyük mü artık onlar kendi içlerinde olsa da bir Aldridge problemi var.

Blazers'ın bir diğer sıkıntısı savunmada. Geçtiğimiz sezon savunma verimliliği sıralamasında 25. oldular. Bu hiç de kabul edilebilir bir veri değil. Özellikle Lillard ve Aldridge'in savunmada önemli handikapları var. Yapılan ikili oyunları sadece Robin Lopez'le çözmeyi düşünmek pek akıllıca olmaz. Damian Lillard'ın savunmaya daha çok konsantre olması kritik. Bu hem kendi kariyeri için hem de takımı için bir basamak daha yukarı çıkmak anlamına geliyor. Savunmadaki gelişim Blazers'ın önümüzdeki sezon yerini belirleyecek. Ancak dediğim gibi bu konuda hamleler yapıldı ve ne kadar verim alınacak onu göreceğiz. Kesin olan şu ki geçtiğimiz sezon gibi kötü bir sıralama elde etmeyeceklerdir.

Beklenti

Portland Trail Blazers'ın da en büyük şanssızlığı batıda olması. Doğu konferansında rahatlıkla play-off yapar diyeceğimiz bir takımın batıda işi kolay olmuyor. Geçtiğimiz sezon bir yere kadar bu yarışı sürdürmüşlerdi şimdi ise sonuna kadar kovalayacaklardır. Play-off'a 8. sıradan da olsa girmek önemli. Bence Dallas, Lakers, Minnesota'dan çok az da olsa daha şanslılar.

Karşınızda Yeni Lob City! (Detroit Pistons 13-14)

Detroit Pistons son şampiyon olduğundan bugüne tam 9 yıl geçti. Yakın tarihte süperstara sahip olmadan yüzük takan tek takım oldular. O kadro dağıldı ve bir daha da toparlanamadılar. Tabii bunda çok ilginç kontratların da etkisi var. Ancak bu sezon play-off için ilk adımı attılar. Ve gerçekten ilginç bir kadroya sahipler...



Neler Değişti?

Yaz sezonunu oldukça hareketli geçiren ekiplerden biri oldu Detroit Pistons. Jose Calderon ve Brandon Knight ayrılanlardan. Takıma katılanların en önemlileri ise: Josh Smith, Brandon Jennings ve 2004 şampiyonluğunun en kilit ismi C. Billups oldu. Gidenler ile gelenleri tarttığımızda, Drummond ve Monroe'nun da bir sezon daha tecrübe kazandıklarını da düşünürsek, takımın seviye atladığı açık.

Tamamı ise şu şekilde:

Gelenler: Josh Smith, Brandon Jennings, Chauncey Billups, Kentavious Caldwell-Pope, Luigi Datome, Josh Harrellson, Tony Mitchell, Peyton Siva

Gidenler: Jose Calderon, Brandon Knight, Jason Maxiell, Kim English, Viacheslav Kravtsov, Khris Middleton


Büyük Frountcort

NBA'i geçtiğimiz sezon yakından takip edenler anımsayacaktır. Her tanıtım videosunda geçen bir kelime vardı: Big(Büyük). Bu kadro geçtiğimiz sezon kurulsaydı o reklamlar için oldukça fazla malzeme çıkabilirdi. Çünkü Drummond, Greg Monroe ve Josh Smith'ten oluşan bir ön alana sahipler. Biraz zihnimi zorladım ancak yakın zamanda böyle bir frountcourt anımsayamadım. Zaten günümüz basketbolunda bulmak neredeyse imkansız gibi. Bu önalan bir çok soru işareti ve dezavantaja sahip ama önce hangi konularda pozitif etkiler doğuracaktır onlara bir bakmak lazım. İlk olarak en büyük verim oyunun savunma kısmına yansıyacaktır. Bu kadar büyük 3 adamın savunduğu bir boyalı alana girip yeteri kadar sayı bulmak hiç de kolay değil. Böylelikle takım savunmada önemli bir seviye atlayacaktır. İkinci olarak ise yine savunmanın bir kolu olan ribaundlar. Takım kadrosu bu şekilde kaldığı sürece muhtemelen ligin en çok ribaund toplayan ekibi olabilirler. En azından ilk sıralarda yer alacaklardır. Bunun içine hücum ribaundları da dahil tabii. Zaten oyunlarının temelinde ribaund yer alacak. Çünkü bu oyuncu topluluğunun yaşaması için net ribaund çekmesi şart. Zaten hücumda önalandan dolayı yaşayacakları alan paylaşımı sıkıntısının yanında topu emanet edecekleri isim de oyun kurma yönü ligin en az olan guardlarından Brandon Jennings olacak. Yani sete set hücum ve düşük tempo Pistons'ın en büyük düşmanı olacak. Koşmayı bilen uzunlarıyla sürekli tempoyu zorlayacaklardır. Tempo zorlamak için de ribaundu net almak gerek. Bunu başarmak için de bu takım biçilmiş kaftan.

Takımın genel halinden sonra kısaca gelen oyuncuların artı/eksilerine bakmak yerinde olacaklardır. Pistons yaz sezonunda Free Agent olan en iyi 2. oyuncuyu Josh Smith'i kadrosuna kattı. Kendisi lige adım attığında smaç yapan ve sadece atletik özellikleriyle öne çıkan bir oyuncu figürü yarattığından bu zamanlarda ne kadar iyi bir savunmacı, iyi bir pasör olduğu geride kalan özelliklerden. Savunmaya getireceği büyük artı zaten takıma seviye atlatan özelliği olacaktır. İyi bir pasör olması ise burada çok önemli. Çünkü bu önalana rakiplerin gömülmekten başka çaresi kalmayacak. Bu durumda iyi saha görüşüyle Josh Smith'in dış oyuncuları bulması hücumdaki alan paylaşımı sıkıntısını bir nebze olsun çözmek için gerekli. Yine tempoyu zorlayacakları için Josh Smith'in bu konuda uzman olması avantaj sağlayacaktır.

Detroit Pistons'ın bir diğer önemli transferi Brandon Jennings. Dış şut özelliği, tempolu oyunu becerebilmesi bu takım için avantaj. Dezavantaj yaratacağı konular da var zaten buna değineceğim ama onun dışarıdan istikrarlı şut sokması Detroit Pistons için hayati bir konu. Onun için en büyük soru işareti olan takımı oynatma yönünü biraz daha ön plana çıkarmaya çalışırsa her şey düşünülenden biraz daha iyiye gidebilir. Ancak bunu yapması gereken adam Brandon Jennings sonuçta ne kadar bekleyebilirsin ki?


Diğer eklemeler ise Datome, Billups ve adı güzel çaylak Kentavious Caldwell-Pope şeklinde. Hepsinin bir ortak özelliği var o da şut ki Pistons için en gerekli olan. Datome'yi Avrupa'dan biliyoruz. Isındığında 3 sayı çizgisinden oldukça etkili oluyor. Uyum sorununu atlatmayı başarırsa, Avrupa'ya göre NBA'de daha çok boş şut bulacağı için önemli bir çıkış yakalayabilir. Billups artık eski günlerine yakın bile değil. Ama sanırım hala şut atma özelliğini kaybetmemiştir. Onun da bu tarafından yararlanılması yanında Pistons'ın tarihinde yer aldığı ve çok iyi bir profesyonel olduğu için takımdaki abi görevini üstlenecektir. Daha fazla katkı vermesini beklemek biraz iyimser kalır. Adıgüzel ise skor ve şut yönüyle öne çıkan bir çaylak. Hakkında uzun uzun yazmaya gerek yok. Öncelikle NBA arenasında izlemek lazım. Ancak bu şut özelliğini az çok yansıtmasının bile önemli bir avantaj olacaktır.


Ve tabii ana rotasyonda son olarak Drummond ve Monroe var. İki çok iyi ve sürekli gelişen uzun. İkisi de all-star kapasitesine sahip ve olacaklar da. İkisi de çok atlet ve koşmayı seven uzunlar. Burada Drummond savunma özellikleriyle bir adım öne çıkıyor. Ancak kesin olan şu ki bu yapı bozulmazsa önümüzdeki 1-2 sezon içerisinde en iyi pota altına sahip takım haline gelebilir Pistons. Zaten şu haliyle bile rahatlıkla ilk 5 takım arasına girip yukarıyı bile zorlayabilirler.

Pistons potansiyele sahip olsa da, geçtiğimiz sezondan çok daha iyi bir takım haline gelse de ortada bir kaç tane tıpkı ön alanları gibi büyük soru işaretleri var.


Alan Paylaşımı

Yaşayacakları en büyük problem bu: Alan Paylaşımı. Son günlerde içinde Ömer Aşık'ın da olduğu için çok gündemde olan Howard-Ömer'in konusunun bir benzeri burada yaşanıyor. Ancak Pistons kararlı ve Josh Smit, Monroe ve Drummond üçlüsünü aynı anda oynatacak. Bu da hem bildiğimiz hücum basketbolunun temeline hem de değişen, kısaların daha çok ön plana çıktığı basketbola biraz aykırı gibi duruyor. Öncelikle bu üç oyuncunun boyalı alan dışında sayı üretimi yerlerde. Josh Smith bu konuda o üçlüden ön plana çıkan oyuncu. O bile vasatın altında bir şutör ve maç içerisinde cidden berbat seçimleri var. Böyle bir ön alanla hücum etmek için gerekli olan, kusursuz bir top paylaşımı sonucu boş dış adamları bulmak ya da Monroe veya Drummond'tan birini iyi yerde topla buluşturmak. Tabii bunu yapmak için top paylaşımına uygun bir guard'a sahip olmak elzem. Pistons'ın guardlarından hiçbirinin bu tarz özelliği yok. Hele geçtiğimiz sezonlarda Bucks'ta izlediğimiz Brandon Jennings aynı kafada devam edecekse bu kadroda Pistons için intihar olur. Ya da o büyük ön alandan dayak yer. Çünkü içeride sürekli beslenmesi gereken iki büyük pota altı oyuncusu + Josh Smith var. Aslında Jennings pas yönünü zaman zaman ortaya çıkardığında gördük ki bu konuda hiç de fena değil. Özellikle ikili oyunlarda da oldukça etkili olabiliyor. Ancak bugüne kadar Bucks'ta bunu çok az gördük. Tabii bu takımın içinde bulunduğu durumla da ilgili olabilir. Koç Cheeks, Brandon Jennings'in skorer ve oyun kurucu özellikleri dengelemesini vereceği telkinlerle bir şekilde sağlamalı. Pistons, bu başarılması halinde bile zor işleyecek bir hücuma sahip olacakken Jennings aynı devam ederse tüm plan çöker ve takım dengesiz hücumlara mahkum olur. Bir diğer çözüm de Jennings'in 2 numaradan süre almasını sağlamak. Bu şekilde yine belli oranda Jennings'e özgürlük vermek. Onun dış şut özelliğinden yararlanmak. Ancak burada Will Bynum ya da Stuckey'e ne kadar güvenilebilir orası da şüpheli. Zaten onların da herhangi bir organizasyon sağlayan özelliklerinin olmadığını biliyoruz.

Toparlayacak olursak Josh Smith, Monroe ve Drummond boyalı alan dışında etkili olamayan uzunlar. Söylediğimiz gibi bu kadronun hücumunu işletebilmek için çok iyi top paylaşımına ihtiyaç var. Ancak organizasyonu sağlayacak bir guardları yok. Mesela bir Jose Calderon şu yapıda çok başarılı olabilirdi. Ancak elde tutmadılar. Böyle bakınca yürümesi zor bir plana benziyor. Normal sezonda bir şekilde devam ettirip ilk 8'e girebilirler. Ancak play-off'lar başladıktan, tempo düşüp rakipler savunmaları sertleştirdikten sonra bir anda dibe vurabilirler. Bunun tehlike sinyallerini zaman zaman normal sezonda görebiliriz. Fakat eğer ki bu sistemin işlemediği yönünde hemfikir olunursa ellerinde çoğu takımda olmayan Greg Monroe gibi bir takas kartı var. Pistons, Monroe karşılığında oldukça değerli parçalar alıp ve istemedi kontratlardan da kurtulabilir. Nitekim sonucun böyle olacağını düşünüyorum. Sezon ortasına kadar bu kadro ve yapı denenecektir. Bana göre bu sistemin işlemesi, işlememesine göre daha düşük ihtimal. Bu yaşanırsa veya yaşandığında Joe Dumars, Monroe kartını ortaya sürecektir. Karşısında alacağı iyi bir ya da birkaç parçayla bir anda kendilerini kafaya oynarken de bulabilirler. Ancak Brandon Jennings bambaşka bir oyun kurucu haline döner, Josh Smith dış şutunu istikrarlı hale getirir ve yanlış tercihler yapmaz, yeni gelenlerden Datome, adıgüzel, tecrübeli Billups yeterli seviyede şut sokar ve diğer bench oyuncuları katkı verirse her şey başka olabilir. Ama gördüğünüz gibi 'her şeyin başka olması' için bir çok değişkenin Pistons'ın istediği şekilde gelişmesi gerekiyor....

Beklenti

Pistons elindeki bu takımla sakatlık yaşamazsa muhtemelen play-off yarışı içerisinde olacaktır. Ancak onlar Wizards ve Hawks'ın biraz gerisinde yer alıyor. Muhtemelen Cavs'le 8. sıra için çekişecekler. Hangisinin play-off'a kapak atacağını şimdiden söylemek zor. Ancak Cleveland Cavaliers sakatlık açısından problem yaşamazsa onların daha dengeli olduğu için avantajlı. Her şeyi bir kenara bırakırsak Blake Griffin geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaptı: 'Lob City bitti' diye. Fakat bizim de yeni bir tanesine ihtiyacımız var. Hoşgeldin Yeni Lob City!