4 Şubat 2013 Pazartesi

Brandon Jennings'e Göre ''Unreal'' Ama Bu Bildiğin Gerçek



NBA'de 2010-2011 sezonu sona erdiğinde ağzınızdan çıkan kelimeler ne oldu? Dallas Mavericks'in Miami Heat'i geçip şampiyon olduğu maçın sonunda... Süre dolduğunda ya da Mavericks'in şampiyon olduğu haberini aldığınızda ne demişseniz demiş olun aklınızdan geçen ilk şey şuydu: Lebron James... Biraz şaşkınlıkla beraber e adamın antipatik olduğunu düşünenler de az değil ''iyi olmuş lan'' gülümsemesini çok gördüm...

Evet, hep eleştirildi... Bu tenkitlerde doğruların payı da yadsınamayacak kadar büyüktü ama kendinizi Lebron James'in yerine koysanıza be abi deyip durumu dramatize etmek istemesem de adamın üzerindeki baskı büyüktü. Lige girdiğinden 2-3 yıl sonra rakibi belliydi Michael Jordan. Bu yetmezmiş gibi üstüne bir de hali hazırda oynayan bir Kobe Bryant karşılaştırması... Yani Kobe'nin kariyerinin zirve noktasında cevaplaması gereken sadece MJ soruları vardı. Lebron James bu iki efsanenin karşısında kendini bulurken zaman zaman verdiği kararlar baskının büyümesine neden olmadı değil. İster maç içerisinde son çeyreklerde verdiği, ister televizyonda milyonların önünde verdiği... Hep büyüdü ve 2010-2011 final serisinde çoğu sporcunun altından kalkamayacağı bir hale geldi.

Sonrasını aslında başka bir yazının konusu. Lebron James başardı. Kendisine hep vurdukları yerden: ''Sorumluluk almıyor, alsa da yapamıyor'' lafının üzerine gitti. Sorumluluğu aldı, üstesinden geldi ve yüzüğü taktı... Adeta 7-8 yılda o çığ gibi büyüyen baskı bir sezonda kül olmuştu bile. Artık o da kendisinin zamanının geldiğini biliyordu.

Bu sezon Lebron James'in oyununun nasıl olgunlaştığını izleyen bilir. Tripple-Double'a yakın istatistiklerde ortalaması var. Ama konu zaten kağıdın üzerindeki sayılar değil...

Ben bu yazıyı yazmadan önce Lebron James, Charlotte Bobcats karşısında kariyerinin en iyi maçlarından birini çıkardı. 31 sayı, 8 asist, 8 ribaund ve 2 top çalma. Bunlar alışık olduklarımız. En iyi maçlarından birisi olmasının nedeni ise kullandığı 14 şutta 13 isabet bulması... Harika bir performans.. Hatta Brandon Jennings maçtan sonra ''Lebron'un rakamları inanılmaz'' diye bir tweet attı. Sanırım o ara kendi istatistiklerine bakmış olabilir. Zaten etkileyici olan Lebron James'in bu rakamlarını -normal olarak Brandon Jennings hariç- hepimizin anlamlandırabilmesi. Ama bana daha çok bu yazıyı yazdırtan maç sonundaki röportajlar oldu.

Lebron sezonun başından beri söylediklerini tekrar etti. Özet olarak: ''Olay sayı atmak değil. Takım o anda neye ihtiyaç duyuyorsa ben onu yapıyorum'' dedi. Bunu bir çok oyuncudan duyabilirsiniz. Yani sonuçta Mario Chalmers da ben NBA'deki en iyi 10 oyun kurucudan biriyim dedi. Ama Lebron'un dedikleri takım arkadaşınınkiler kadar boş değil.

Aslında Koç Spoelstra'nın söyledikleri Lebron'un ne kadar değiştiğine işaret: '' Her maçta tripple-double'a yakın istatistikler yapıyor. Hep 1-2 ribaund ya da asist eksik kalıyor. Ama bu durum onun oyununu etkilemesine neden olmuyor. O anda yapması gerektiği şeyi yapıyor'' özet olarak diyor ki: İstese rahatlıkla tripple-double yapabilir ama kendisi için değil takımı için oynuyor... Lebron James'in yıllar önce bir all-star maçında MVP seçilmek için yaptıklarını gördükten sonra şimdi kendi koçunun bunları söylemesi şaka gibi geliyor ama doğru...

Uzun lafın kısası Lebron James geçtiğimiz sezon Boston Celtics serisinin 6. maçından sonra farklı bir seviyeye çıktı. Ve sanki o sezonun sonunda yıllardır kenarda beklettiği: Olgunlaşma, tecrübe vs... gibi kavramların hepsini bir anda cebine koydu. Şimdi onlarla beraber büyüyerek yola devam ediyor. İster sevin, ister sevmeyin ama: Belki de Lebron kariyerini bitirdiğinde ''komple'' ve ''oyuncu'' kelimelerinin en anlam kazandığı bir basketbol efsanesine tanıklık etmiş olacağız....

Not: Lebron maçtan önce biraz uykulu hissettiğini söylemiş...

Yattım ben, sağlıcakla kalın...














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder