Birazdan okuyacağınız ya da şimdi yazacaklarımı gördükten
sonra okumayı bırakacağınız yazı, Kobe Bryant’la ilgili olacak. Bu yazıda
istatistik vs. gibi bilgiler olmayacak.
Tamamen oturup aklıma ne geliyorsa yazacağım. Bazen durup, biraz
bekledikten sonra yazmaya devam edeceğim. Daha önceden ne yazsam diye düşünmediğim bir yazı olacak. Artkı ne hissediyorsam... Buraya kadar her şey
tamam. Peki ‘’neden bu yazıyı okumayı bırakabilirsiniz?’’ bölümüne gelirsek,
ben bu yazıda bildiğin taraflı, taraftar gibi yazacağım. Belki de taraf olduğum
için es geçtiğim, görmediğim şeyler olacak ama pek de umrumda değil açıkçası.
Bunu bilin dilerseniz devam edersiniz...
Geçtiğimiz gün (Kobe’nin sakatlandığı gün) erken
kalkmam gerektiği için Lakers’ın Golden State’le oynadığı maçı izleyemedim.
Sabah uyandığımda her zamanki gibi haberlere baktım ne var ne yok diye. ‘’Kobe
sakatlandı’’ başlığında bir linke rast geldim. Çok da önemsemeden tıkladım.
Çünkü ben Kobe’nin ciddi bir sakatlık yaşadığını hiç görmedim. En azından bize
çaktırmadığı kesindi. 17 yıldır NBA’deydi ve ben son 13-14 yılını yakından
takip ediyor, etmeye çalışıyordum. O hep vardı. Arada birkaç maç kaçırsa da çoğunlukla
parkedeydi. Haberi yavaş yavaş okumaya başladım. Pek de ciddiye almayacağım
şeyin aslında nasıl boktan bir duruma dönüşeceğini düşünememiştim. Normal olarak etkisi çok büyük oldu. 5-10 dakika ekrana bakakaldım. Yanlış anlamayın ‘’Lakers’ın
sezonu bitti’’ diye bir an bile aklımdan geçirmedim. Şu NBA’i izlemeye
başladığım gün hayran olduğum adamla ilgili ilk defa böyle bir haber okuyordum.
Kobe’nin bu kadar uzun süre hem de onu hiçbir zaman durduramayan sakatlıktan
dolayı oynayamayacağını okuyordum… Alışkın değil işte insan dumur oluyor. İlk
günden beri izlediğim adam karşısına çok büyük engel çıksa da yenilse de hep
uğraşmıştı, sonuna kadar denemişti öyle yenilmişti. Bu sakatlık ona bile
izin vermiyordu. En azından şimdilik.
Kobe basına yürüyemediğini söylerken o gözleri daha önce öyle gören oldu mu? Yenilmenin getirdiği
sinir bozukluğu, kızgınlık, üzüntü… Hepsi bir yerde toplanmıştı. Belki de içten
içe bu yaşadığının çok büyük bir haksızlık olduğunu da düşünüyordu. Bu kadar
savaşıp berbat geçen sezonun sonunda bunu yaşamak… Belki de Jerry Buss’a
verdiği takımın play-off yapacağına dair söz de aklına geldi… Hatta insanları
hayal kırıklığına uğrattığını düşünecek kadar ileri gitmiş bile olabilir, hiç alakası yokken…
Sonra kendi sözcükleriyle ne düşündüğünü, nasıl hissettiğini
yazdı Kobe. Çelik gibi görünen adam ilk defa bu kadar açmıştı dışarıya kendini.
İhtiyacı olduğunu söylüyordu. Nasıl olmasın ki? Uzun mesajında, karışık
duygular, öfke, hayal kırıklığı ne ararsanız vardı. Gelecekte ne olacağından
emin değildi. Yaşı artık 35’ti ve genç bir sporcunun bile altından zor
kalkacağı bir sakatlık yaşıyordu.
Ama yazının sonuna doğru neden Kobe olduğunu özetledi: ‘’Beni
bir ayıyla kavga ederken görürseniz ayı için dua edin…’’ yine savaşmadan,
uğraşmadan bırakmayacaktı Kobe. Bu da bir şekilde üstesinden gelecek anlamına
geliyordu benim için.
Tüm bunlardan sonra biraz etrafta ne var, neler yazılmış
diye bir göz atmak istedim. Amnesty’e kadar yorumlar okudum. Şaka gibi geldi,daha doğrusu ancak şaka olabilirdi. Kobe ve Amnesty’i kelimesini en
son birlikte kullanıldığında Kobe’nin neler yaptığını hala hatırlıyorsunuzdur sanırım.
Hani ‘’amnesty that’’ olanı… Pek ciddiye almasam da bu amnesty muhabbetlerini
yine de herkesin bildiğini bir kere daha yazayım: Kobe ben bırakıyorum demeden
o takımdan gönderilmez, yaşlandığı için takas edilmeye çalışılmaz, hele
sakatlandığı için amnesty edilmez.
Kaç adam daha var ki çok uzaklarda yaşayan benim gibi bir
sürü insanı bunların olAmayacağına inandırıyor? Şu anda ligde oynayan bu
yaşlara yakın kaç kişi için bunların olmayacağına güvenerek rahatlıkla
yazabilirsiniz ki?
Bir de en çok sorulan soru var: Geri döndüğünde eskisi gibi
olacak mı? Nasıl olacak? Diye… Düşünsenize 35 yaşında bir adamın aşil tendonu
kopuyor ve hala etrafta bu sorular var… Normalde ‘’kariyeri bitti’’ ya da ‘’artık
çok zor’’ gibi yorumlar okumamız gerekirdi. Ama bahsettiğimiz adamın neleri gerçekleştirdiğine değinmeye hiç gerek bile yok.
Kısacası ben çok ama çok inanıyorum hatta eminin bu böyle
bitmeyecek… Yani son kararı o sakatlık
değil Kobe verecek, her zaman her yerde her şartta olduğu gibi…
Sağlıcakla kalın...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder