9 Şubat 2019 Cumartesi

I Will Always Remember Us This Way

''When the sun goes down and the band won't play, i will always remember us this way''

''Aşk nedir?'' sorusuna verilebilecek binlerce cevap var. Sanıyorum ki benim için doğrusunu A Star is Born veriyor. Cevap ise Ally'nin (Lady Gaga) filmde söylediği Always Remember Us This Way şarkısındaki yukarıda yazdığım sözlerde gizli. Birisine aşık olduğunu nasıl anlarsın? Her şey berbat giderken, dibe vurmuşken, yani şarkıdaki gibi ''Güneş battığında, grup müzik çalmayı bıraktığında'' sadece gözünü kapat ve onu nasıl hatırladığını düşün. ''O Gün''ü hatırlıyorsan, onu ilk tanıdığın, en mutlu olduğun gün gözünün önündeyse, tebrikler! Aşıksın... 



İşte A Star is Born böyle bir aşkın hikayesi. Her şeyin rüya gibi başladığı ancak işlerin yolunda gitmediği... Jack Maine (Bradley Cooper) milyonlarca hayranı olan ünlü bir rock şarkıcısı. Parıltılı gözüken hayatında psikolojik ve fiziksel sorunlar yaşayan, alkol bağımlısı bir yıldız. Bir tesadüf sonucu Ally'nin sahne aldığı bara giden Jack aşık olacağı kadını ilk defa orada görüyor. Ally ise çok yetenekli olmasına rağmen henüz üne kavuşamamış bir şarkıcı, hayata karşı kızgın, dışarıya kapalı ve güçlü bir karakter. Ancak Ally'nin en önemli özelliği korumacı ve anaç tavrı. Jack'i onu rahatsız eden hayranlarından korumak istemesi, eve geldiğinde ise babasıyla arkadaşlarının arkasını toplamasından Ally'nin bu özellikleri çok net verilmeye çalışılmış. Ve tabii ki Ally'nin bu korumacı ve anaç hali bir tesadüf değil. Çünkü diğer tarafta hayatı oldukça dağınık olan, sürekli arkasının toplanması gereken, doğar doğmaz annesini kaybeden ve bunun eksikliğini hisseden Jack var. 



Hikaye ilerledikçe Ally'nin Jack'e ne kadar iyi geldiği sürekli gösteriliyor. Filmde uzun bir süre boyunca Jack hiç olmadığı kadar mutlu, hiç olmadığı kadar iyi söylerken karşımıza çıkıyor. Çünkü artık hayatında ona çeki düzen vermeye çalışan, eksiklerini gideren Ally var. Tüm bunlar yaşanırken Ally'nin de Jack'le verdiği konserlerde ne kadar yetenekli olduğunu anlaşılıyor ve kariyeri giderek yükselmeye başlıyor. Zaten tüm sorunlar da burada başlıyor.

Filmin bu bölümünde Ally'nin popüler kültürün gerekliliklerinden çabuk tüketilebilecek içi boş şarkılar söylediğini, saç rengini, giyim tarzını değiştirdiğini görüyoruz. Ancak buradaki ayrıntı şu; Ally de bu değişimden pek mutlu değil. Unutmadan söylemek gerek; burada popüler kültüre de getirilen büyük bir eleştiri var. Çünkü popüler kültürün sonucu olarak aralarındaki saf duyguların ortadan kaybolmaya başladığı verilmeye çalışılıyor. En azından Jack için durum böyle. Ancak bu tarz filmlerin aksine A Star is Born'da kariyeri yükselişe geçen Ally'nin Jack'e karşı olan saf duyguları hiç kaybolmuyor. Hala Jack'in yanında olmaya, onun hayatını düzeltmeye çalışıyor. 


Jack ise en başından beri hem ailesiyle hem de Ally'le yaşadıklarında sürekli gerçeği görmeyi reddetmekte ısrar ediyor. Babasının en yakın arkadaşı olduğuna, ona iyilik yaptığına, abisinin işe yaramaz bir ayak bağı olduğuna ve son olarak da Ally'nin kendisini geri plana attığına, kendisinin Ally'i kaybettiğine inanıyor. Ne var ki bunların tamamı yanlış. Ancak özellikle Ally konusunda kendisine itiraf edemediği gerçekler onun dibe vurmasına neden oluyor. Zaten ödül törenindeki sahnelerde Jack'i izledikçe ben bile kendimi berbat hissettim. Fakat biraz yukarıda da yazdığım gibi Ally'nin duygularında hiçbir değişiklik olmuyor. İşler ne kadar berbat giderse gitsin Jack'e olan aşkında ufacık bir eksilme bile görmüyoruz.

Filmin son bölümlerine girilirken iki sahnede Jack'in artık gerçekleri kendine itiraf ettiğini görüyoruz. İlki Ally'le iyileşmek için gittiği kampta yaptığı ve özür dilediği konuşmada. İkincisi ise abisiyle arabada yaptığı ve onu idolü olarak gördüğünü söylediği anda. Ancak ne kadar gariptir ki Ally'nin kendisini ne kadar sevdiğini anlaması onun için sona giden yolun başlangıcı oluyor. Menajeriyle yaptığı konuşmadan sonra Ally'nin hayatında bir yük olduğunu ve kendisinden asla vazgeçmeyeceğini düşünerek yaşamına son veriyor. Çünkü ancak bu şekilde Ally'nin kendisinden kurtulacağına inanıyor. Fakat atladığı en önemli nokta ise Ally'nin ona olan aşkı. Yazının ilk başında bahsettiğim  ''When the sun goes down, and the band won't play. I will always remember us this way'' sözleri Ally için öylesine söylenen kelimeler değil, gerçeğin ta kendisi. Çünkü Ally o kadar aşık ki Jack'i kötü hatırlamasına imkan yok. Çünkü yaşanabilecek en kötü şeyler ortaya çıksa da Ally gözünü kapattığında muhtemelen ilk tanıştıkları geceyi, beraber şarkı söyledikleri anları hatırlıyor. Abisinin de filmin sonunda söylediği gibi burada tek hata yapan Jack. 



A Star is Born gerçek aşkın çok çok çok kötü anlarda çok daha net bir şekilde anlaşıldığını gösteren bir film. Jack işleri ne kadar berbat etse de Ally'nin ondan vazgeçmeyişi aşkın ne kadar gerçek olduğunu gösteriyor. Filmin sonunda Ally ''I'll never love again'' şarkısını söylüyor ve ben de izlerken onun gerçekten başkasını sevmeyeceğine adım gibi emin oluyorum. 

Bradley Cooper'ın performansı, Lady Gaga'nın doğallığı, hikayenin kendisi, hiç sıkılmadan izlenmesi ve filmde çalan şarkılarla A Star is Born son yılların en iyilerinden bir tanesi. Muhtemelen de bir klasik olarak sinema tarihindeki yerini alacak. 



















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder