Phoenix Suns için 2013-14 sezonunun tanking'le geçeceğine dair hemen hemen herkesin elinde çok net sebepler vardı. Nasıl olmasın? Takımın tamamen dağıtılmasının yanında koçluk koltuğuna oturan Jeff Hornacek bile çaylak sezonunu yaşayacaktı. Zaten sezon başlamadan önce ekibiyle yaptığı kısa konuşma durumun vahametini gözler önüne seriyordu...
Hornacek'in ekibiyle toplantı yaparken, elimizde ne var sorusuna aldığı yanıt çoğu koçun henüz ilk sezonunda pek duymak isteyeceği cinsten değildi,
''9 yeni oyuncu grubu ya da ona benzer bir şey... İçlerinden biri geçtiğimiz sezon sadece 55 dakika oynadı ( Plumlee), bir başkası kalp rahatsızlığı nedeniyle tüm sezonu kaçırdı (Frye), ilk 5 başlayacak oyunculardan biri ise geçtiğimiz sezonu yedek guard olarak geçirdi (Bledsoe)....''
Geçmişin İz Düşümü...
Açıkçası sezon başlamadan kağıt üstünde Hornacek için durum pek de parlak değildi. Ancak çaylak koç bunu ilk defa yaşamıyordu. Jonathan Abrahams'ın From the Ashes yazısında detayları bulabilirsiniz ama ben yine de kısaca anlatayım: Phoenix Suns, 1987 yaşanan doping skandalıyla önemli oyuncularından yoksun kalıyor bununla birlikte uçak kazasında takımın pivotu Nick Vanos hayatını kaybediyordu. Bu travmatik ve trajik olaylardan sonra takım 1988 yılında yeniden yapılanmaya gitme zorunluluğu içine düşüyordu. İşte o sıralarda Hornacek sadece iki yıldır Suns forması giymesine rağmen takımın en eskisi konumunda bulunuyordu. Koçluk görevine ise Cotton Fitzsimmons getiriliyordu. Şutör guard oynayan Hornacek'in yanına bir önceki sezonu Cleveland Cavaliers'ta yedek guard olarak geçiren bugünün Sacramento Belediye Başkanı Kevin Jonhson geliyordu... Bununla birlikte bir çok yeni oyuncu da tıpkı bu sezon olduğu gibi takıma katılıyordu. Hikaye çok tanıdık geliyor değil mi? Tıpkı bugünün Suns'ı gibi, genç bir kadro, isim isim bakıldığında rakiplerine oranla çok daha düşük profilli oyuncular... Ancak 26 yıl önceki tecrübesiyle Hornacek yine aynı formayla, benzer bir rekabete girmek için hazırdı. Tek fark ise bu sefer oyunu kenardan yönetecekti...Yeni Dönem Moneyball
''I'm a math guy. I was an accounting major. So ı like numbers...''
Jeff Hornacek, matematiği, rakamları sevdiğini dolayısıyla basketbolda istatistiğe ne kadar önem verdiğini yukarıdaki cümlesiyle belirgin bir şekilde açıklıyordu. İşin içine sayılar, kendini kanıtlamamış oyuncular topluluğu girince Oakland Athletics'in Genel Menajeri Billy Bean aklıma geldi. Çaylak koçun ve elindeki oyuncu topluluğun ilk gerçekleştirmesi gereken de Billy Bean'in yaptığı gibi kendilerini kanıtlamak olduğu aşikardı.
Slovenya milli takımıyla mükemmel bir şampiyona geçiren Goran Dragic'e ne kadar güvendiğini söylemişti. Muhtemelen onda, 1988'deki Hornacek'i görüyordu. Takımın oyun felsefesini Dragic'in ve Los Angeles Clippers'tan gelen Eric Bledsoe'nun üzerine kuracaktı.
Guard ve şutör guard pozisyonları tamamdı. Sırada kısa forvet vardı. Jeff Hornacek'in elinde ise 2005'te Toronto Raptors'ta NBA'e adım atmış ancak sadece bir sezon burada kalıp 2012'ye kadar kariyerini ABD dışında geçirmiş PJ Tucker'dan daha iyi bir seçecek yoktu. Ama zaten bu takımın temelinde de bireyler değil ekip ön plandaydı. Kısa forvet pozisyonu artık geçtiğimiz sezon kadroda bulunan üç oyuncudan biri olma özellliğine sahip Tucker'ındı...
Forvet pozisyonu ise en kritik yerlerden biriydi. Çünkü Hornacek'in kafasında üçlüklerin çok büyük önemi vardı. Böyle bir düşünce için en ideal forvetlerden biri olan Frye'a sahipti. Ancak problem tecrübeli oyuncunun geçtiğimiz sezon kalp rahatsızlığı nedeniyle oynayamamasıydı. Fakat en büyük şans Suns'ın sağlık ekibiydi belki de... Sonuçta Frye talihsiz hastalığından geri dönmüştü. Bundan böyle forvet pozisyonu da ona emanetti...
Pota altı için aday çok yoktu zaten. Takımın belkide en önemli oyuncusu Gortat sezonun başlarında Wizards'a takas edilmişti. Geriye, Pacers'tan gelen ve koca sezonu sadece 55 dakika süre alarak geçiren Plumlee ve çaylak Alex Len kalmıştı. Kenardan ise son yıllarda oynadığı hiçbir takımda rotasyonun diplerinden yukarı gidemeyen Gerald Green, Markieff ve Rockets'ın 2. tur draft hakkına bıraktığı ikizi Marcus Morris'le vahşi batıda savaşmaya hazırlardı...
Bir Varmış, Bir Yokmuş...
Sezon başlamadan önce ben de dahil birçok kişi Phoenix Suns'ı tüm ligde sonlarda gösteriyordu. Hatta ESPN rakam bile vermişti. Değerlendirmelerine göre 30 takımın içinde Suns 29. sırada yer alıyordu. Tüm bu kötümser öngörülerle birlikte sezon başladı ve Phoenix Suns arka arkaya galibiyetler aldı. Ama çok şaşılacak bir durum yoktu. Çünkü baş altı takımlar genelde ilk günlerinde diğerlerine göre daha çok konsantre olduğu için bu sonuçlar normaldi. Böylelikle ''Suns bir yerde düşüşe geçecektir, böyle gidemezler'' döneminin içine girdik. Ancak günler ilerledi, maçlar oynandı, Sixers düştü, Celtics düştü, Lakers düştü fakat Suns ilk gün olduğu yerden bir türlü inmiyordu... İç sahada oynadıkları maçlarda kim gelirse gelsin paramparça etmeye başladılar. Haliyle bir süre sonra dikkatler bu ekibin üzerine yöneldi, maçları izlenmeye başlandı ve farkedildi ki bu adamların etkileyici bir havası vardı. Maç boyunca bitmeyen enerji, yüksek tempo, potaya giden kısalar, top paylaşımıyla bulunan boş üçlükler ve ilham verici bir basketbol...
O günlerde Suns'ı izlediğimde aklıma bal porsuğu gelmişti. Bal porsuğu bazı yırtıcı hayvanlara göre çok daha küçüktür. Ancak o kadar fazla enerjisi vardır ki aslan vs gibilerinin bal porsuğundan aldığı besin, onu avlarken sarfettiği enerjiye yetmez ve bu nedenle onunla uğraşmazlar. İşte Suns'ın enerjisine de ligdeki hiç bir takım cevap veremiyordu. Halbuki herkes sezonun tanking'le geçeceğini bekliyordu. Muhtemelen sadece Jeff Hornacek dışında...
17 Temmuz Röportajı...
Sezon başlamadan önce çaylak koç Jeff Hornacek'in, Zach Lowe'la yaptığı röportajı okuduktan sonra o gün kafasında yer alan tüm planlanları bugün sahaya yansıtabildiğini, oyuncularına aktarabildiğini görmek aslında hiçbir şeyin tesadüf olmadığını ortaya çıkarıyordu...
Zach Lowe'ın, kafanda nasıl bir oyun planı var sorusuna karşılık, Hornacek hem Mike D'Antoni zamanına hem de 1988 yılında oyuncu olduğu Suns takımına atıfta bulunuyordu.
''Kevin Johnson'la yanyana oynadığımız dönemlerle kafamdaki oyunu benzetiyorum. Hücuma çabuk çıkıyorduk, ilk bulduğumuz fırsatta posta top indiriyorduk ya da penetre ediyorduk. Yani ilk 7 veya 8 saniyede şut kullanıyorduk.''
Jeff Hornacek 1988 yılında kendisinin ve Kevin Johnson'ın sürüklediği hücumun bir benzerini Dragic ve Bledsoe üzerinden kurmayı ve ilk 7-8 saniyede şut kullanmak istediğini anlatıyordu. Çünkü yine kendi ifadesine göre en efektif şutlar hücumun ilk 7-8 saniyesinde bulunuyordu. Nitekim koç planladığının aynısını bugünlerde sahaya yansıtmış durumda. Bledsoe ve Dragic'in başını çektiği Suns hücumunda şutların %41 ilk 10 saniyede kullanılıyor ve %54 isabetle oynuyorlar...
Gelen ikinci bir soru ise takımın geçtiğimiz sezonki üçlük performansı oluyordu. Suns, 2012-13 sezonunda üç sayılık atışta lig 22.'si, yüzde olarak ise lig 28.'siydi. Soru bunu değiştirmeyi düşünüyor musun şeklindeydi. Hornacek'in cevabının temelinde ise çok net bir şekilde üç sayılık atışların ne kadar önemli olduğu vardı. Bunu değiştirecekti ve değiştirdi de. Sezon başlamadan önce verdiği röportaj sonrası Suns şu anda üç sayı denemesinde ligde 4. sırada yer alıyor. Yüzde olarak ise 8. sırada. Bu istatistikte asıl kritik olan ise şu anda kendilerinden daha çok üçlük deneyip de isabet oranı anlamında onlardan daha iyi olan sadece tek bir takım var. O da Portland Trail Blazers....
Yine aynı röportajda Hornacek geçtiğimiz sezon 95.6 olan maç başına sayı ortalamasını bu sezon 102.9'un üzerine çekmek istediğini söylüyordu. Nitekim bunu da başarmış durumda. Çünkü Suns an itibariyle maç başına 104.9'la sayı buluyor.
''We Realy Believe in Jeff''
Tüm bu istatistiki anlamdaki gelişimin üstüne Phoenix Suns, takımdan sonra en çok parlayan varlık olan Eric Bledsoe'nun ciddi sakatlığına kadar hücum verimliliğinde 9, savunma verimliliğinde ise 11. sıradaydı. İki departmanda ise ilk 10'da olan sadece dört takım bulunuyordu Thunder, Heat, Clippers ve Spurs... Ve evet tüm zorlukların dışında bir de Bledsoe sakatlanmıştı. Artık herkesin Suns'tan beklediği düşüşün gerçekleşmesi gerekiyordu... Çünkü görece en iyi oyuncularını da kaybetmişlerdi. Neyse ki yine yanılttılar. Takıma eski yıldızları Barbosa katıldı. Anında da uyum sağladı. Suns sanki içine çektiği her şeyi yukarı taşıyan, iyi yapan sihirli bir makina gibiydi. Bledsoe sonrası çıktığı 17 maçın 10'unu kazandılar. Son 10 maçta ise zirve yapıp sadece ikisini kaybettiler. Şu anda beş maçlık bir galibiyet serileri var. Geçtiğimiz günlerde evinde sadece bir yenilgisi bulunan Pacers'ı Bankers Life Fieldhouse'ta devirdiler. Ve tahmin edin bu sezon Pacers'ı iki kez mağlup etmeyi başaran tek takım kim? Bildiniz, Suns!
Oyuncularının tamamı kariyerlerinin en iyi dönemini yaşıyor diyebiliriz. İşin sırrı basit ama takım sporlarında ve özellikle NBA'de uygulaması zor. Bencil olmadan, kendine değil takım için oynamak. Jeff Hornacek her fırsatta bunu dile getiriyor. Tıpkı Dragic'in her fırsatta Jeff'e inanıyoruz dediği gibi. Sadece o değil tüm oyuncular böyle.
Mesela Gerald Green koça olan inancını Denver Nuggets maçında 21 sayı gerideyken yaşadıklarını anlatarak gösteriyor:
''Maçta asla paniklemedi, bize bağırmadı. Sadece plana sadık kalmamızı ve bunun işe yarayacağını söyledi''
Karşılaşma sona erdiğinde ise Jeff Hornacek'in dediği olmuş ve plan işe yaramıştı. Phoenix Suns, maçı 21 sayıdan gelerek 103-99 kazanmıştı. Belli ki artık oyuncular da koçları gibi soğukkanlı ve plana sadık kalıyorlardı. En büyük güvenceleri de Hornacek'in sanki her şey kontrolü altındaymışçasına hafif gülümsemesiydi belki de...
Phoenix!
Phoenix'in anlamını bilenler vardır elbet. Anka kuşu demektir. Anka kuşu da küllerinden doğar. Tıpkı şu sıralar Phoenix Suns'ın yaptığı gibi. 1988 yılındaki Suns'la şimdiki Suns'ın benzerliğini anlatarak girmiştim yazıya. Phoenix Suns'ın o sezonu nasıl bitirdiği yukarıda yazmıyor. Söyleyeyim, 1988 yılının Suns'ı onca atlattığı olaydan sonra, yeni kurulmasına rağmen sezonu 55 galibiyetle tamamladı ve Batı'da konferans finali oynadı. O takımın en önemli isimlerinden Jeff Hornacek tam 26 yıl sonra yine Suns'ın en önemli figürlerinin başında geliyor. 2014'te Hornacek ve takımı aynı başarıyı gösterir mi orası zor. Şu anda Batı Konferans'ında 6. sırada yer alıyorlar. Sonuç ne olur bilinmez ancak emin olduğum tek bir şey var ki o da sezonun hikayesinin Hornacek ve oyuncuları tarafından yazılmaya başlandığı. Sonunu ise onlardan başka kimsenin belirlemeyeceği...
Sağlıcakla kalın...
Not: Yazıyı yazdığım sırada Chicago Bulls maçı oynanmamıştı...




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder