Draft geceleri genelde sürpriz takaslar olur. Dün de onlardan biri yaşandı. Sezonun sona ermesiyle akıbeti belli olmayan Celtics'in önünde artık daha net bir resim var. Büyük resme geçmeden önce, Boston Celtics ve Brooklyn Nets arasındaki takasa bakalım:
Boston Celtics, Nets'e Kevin Garnett, Paul Pierce ve Jason Terry'i gönderirken, Celtics karşılığında Gerald Wallace, Kris Humphries, Reggie Evans, Shengellia ve 2014, 2016, 2018 draft haklarını aldı.
Her takasta olduğu gibi kimin karlı çıktığına bakacak olursak: Tabii ki iki -yaşlansa da- iki süper yıldızı + Jason Terry'i kadrosuna katan Nets kısa vadede takasın karlısı. Basitçe bakıldığında D. Williams - Joe Johnson - Paul Pierce - Kevin Garnett - Brook Lopez 5'i şampiyonluk adayı olarak gösterilebilir. Özellikle yaşlandığı için artık pivot pozisyonunda yıpranan Garnett'in Nets'te Brook Lopez'in de varlığıyla 4 numaraya çekilecek olması performansını bir kademe artıracaktır. Joe Johnson ve Paul Pierce arasındaki top paylaşımını dengelemek için Deron Williams gibi bir guard'a sahip olmak her ne kadar geçtiğimiz sezon beklenileni vermese de önemli. İşin savunma kısmında ise Brook Lopez'in önemli bir gelişimi var. Kevin Garnett'i konuşmaya gerek yok. Boyalı alana gelebilecek penetreleri bu iki oyuncunun karşılaması arka alandaki savunma handikaplarını da bir nebzede azaltacaktır.
Kısacası minimum, herhangi bir sakatlık yaşanmaması durumunda önümüzdeki iki yıl NBA'de bir şampiyonluk adayı daha var. New York Knikcs için üzülmemek elde değil.
İşin bir de Boston Celtics yönü var tabii. Takas olduktan sonra bir çok Celtics taraftarının üzgün olduğunu gördüm. İşin duygusal yönünün de etkili olması normal. 2008'de kurulan, büyük üçlü - Paul Pierce - Kevin Garnett - Ray Allen- ve koç Doc Rivers artık takımda değil. Kısacası o proje sona erdi. Beklenilenden fazla sürdüğü de açık. Öncelikle düşüncemi söyleyeyim belki de konuya objektif baktığımdan da olabilir ama takası gerçekleştiren Ainge çok iyi bir hamle yaptı.
Takasın olmadığı bir senaryoyu düşünelim: Doc Rivers gitmiş, sezon başından beri sürekli Kevin Garnett ve Paul Pierce hakkında takas dedikoduları çıkmış ve belli bir yıpranmışlık olacaktı. Ayrıca Rondo dönse bile sanırım artık bu takımın tavanı belliydi. O da şampiyonluk değil. Önümüzdeki 2 yıl boyunca muhtemelen bu kadroyla play-off'a kalmayı başaran ilk veya ikinci tura kadar çıkabilen bir Celtics izleyecektik. Üstelik Doc Rivers olmadan nasıl bir kimya yakalanabileceği büyük soru işareti. He olsa bile daha ilerisinin pek de mümkün olacağını sanmıyorum.
Peki takas sonrası Celtics'in önünde nasıl bir resim var: Bir kere uzun vadede bakacak olursak yeni gelen kurallar dahilinde Cap'te inanılmaz bir boşluk yaratacaklar. Biraz matematiğe gireceğim ama şöyle ki: Paul Pierce, Kevin Garnett ve Jason Terry'nin toplam 32 Milyon $, Kris Humphries 12 Milyon $ kontratları önümüzdeki sezonun sonunda olmayacak. Net sonucu vermek gerekirse Celtics'in önümüzdeki sezon bittiğinde oyuncalara ödediği toplam maaş 50-55 milyon $ civarında olacak. Üstüne Rajon Rondo gibi bir all-star ve Avery Bradley, Jeff Green, Courtney Lee, Brandon Bass, Sullinger, Gerald Wallace gibi şampiyonluğa gidecek bir takımın yan parçalarını oluşturan çok genç bir nüve kadroda olacak. Yaklaşık 50-55 milyon $'lık bir Cap ne demek?
Şu demek, Celtics'in büyük bir market olduğunu da düşünürsek yapacağı bir kaç hamle ile cap'i daha da boşaltarak 1 süper yıldız artı imzalama imkanı ortaya çıkacak.
Gelecek sezonun sonunda FA olacak oyunculardan dikkat çekenleri:
Luol Deng (Chicago Bulls)
Dirk Nowitzki (Dallas Mavericks)
Paul George (Indiana Pacers - Sınırlı)
Kobe Bryant (Los Angeles Lakers- Cidden serbest kalacak ama buraya şaka olsun diye yazdım)
Pau Gasol ( Los Angeles Lakers )
Zach Randolph (Memphis Grizzlies - Oyuncu Opsiyonu)
Celtics taraftarları pek sevmese de
Lebron James (Miami Heat -Oyuncu Opsiyonu)
Chris Bosh ( Miami Heat - Oyuncu Opsiyonu)
Dwyane Wade ( Miami Heat - Oyuncu Opsiyonu)
Carmelo Anthony ( New York Knicks - Oyuncu Opsiyonu)
Marcin Gortat ( Phoenix Suns)
Ayrıca Rudy Gay, Jrue Holiday gibi oyuncular da var ama buraya yazma gereği duymadım. Kısacası NBA'de son yılların en büyük Free Agent pazarına Boston Celtics Cap'i bomboş bir şekilde girecek. İki yıl Kevin Garnett ve Paul Pierce oynasaydı da iki sonra boş Cap'imiz olsaydı denilebilir. Ancak Ainge'in bu takastaki amacı bu sezonun sonunda olacak bu FA pazarına boş Cap'le girmekti. Başardı da. Yukarıdan seçeceğiniz herhangi bir iki oyuncu kombinasyonu artı Celtics'in geride kalan kadrosuyla tekrar şampiyonluk adayı bir takım yaratmak muhtemel.
Kabul edersiniz ki Celtics'in FA pazarında diğer takımlara göre bir artı özelliği de Celtics olması. Bunlar net kazanımlar. Diğer önemli olan konu ise draft. Önümüzdeki sezon muhtemel rebuilding yapacak olan Celtics çok iyi değil ama fena olmayan bir yerden oyuncu seçecek. Ancak benim gözüme takılan Nets'in 2016 ve 2018 için verdiği draft hakkı. Muhtemel Nets'in bu yıllarda yaşayacağı bir düşüş Celtics'e sürpriz bir şekilde geri dönme ihtimali çok yüksek. Oradan da bir iki oyuncu bulabilirlerse uzun vadede inanılmaz karlı bir iş çıkartmış olacaklar.
Kısacası Ainge bu takasla: Rebuilding denen zor bir işi -mesela Cleveland hala rebuilding yapıyor- sadece bir sezonda tamamlayacak ve yukarıda belirttiğim gibi son yılların en kabarık Free Agent pazarına bomboş bir Cap ve genç, iyi oyunculardan kurulu bir takımla girecek.
He bir de Reggie Evans var tabii...
Sağlıcakla kalın...
28 Haziran 2013 Cuma
22 Haziran 2013 Cumartesi
NBA'de 2012-2013 Sezonu Alternatif Ödülleri (Bu Saçmalık Tamamen Bana Aittir)
Uykusuz gecelere uzun bir ara. NBA 2012-2013 sezonu efsanevi bir serinin ardından Miami Heat'in şampiyonluğuyla sona erdi. Şimdi ise yapılacak şeyler belli: Ne kadar insider varsa -özellikle Woj baba- hepsini takibe alıp, Kasım'a kadar takas kovalamak. Söylediğim gibi şampiyon Heat oldu. Ama geride kalan sezon yaşanılanlara da bir göz atmak gerek.
NBA'in bitişiyle beraber içinde bulunduğumuz boşluk dolayısıyla alternatif 'enler' listesi hazırlamak istedim. İlk defa böyle bir denemeye girişiyorum. Listede neler olacağıyla ilgili bir kaç fikrim var ama gerisini, biraz düşünüp, geriye gidip yerleştirmeye çalışacağım. Sizin de aklınıza gelirse listeye ekleriz. Lafı kısa kesip listeye başlıyorum.
1- En renkli takım
Bu ödüle iki adayım vardı. Bunlardan biri Houston Rockets. Sezon boyunca sürekli koştular. 110'lu-120'li maçlar izledik. Büyük keyif yaşattılar. Play-Off'a da girip Thunder'ın karşısında yine aynı tempo ve zevk veren oyunla durabildikleri kadar durdular.
Evet, onlar ligin en renkli takımı olabilirlerdi anca Steph Curry ve arkadaşları olmasaydı. Buradan da anlayacağınız gibi bu ödül Golden State Warriors'a gidiyor. Rockets'ın biraz daha dengeli hali Warriors. Savunmada da varlar. Sezon boyunca onlar da büyük keyif verdi. Ancak bu ödülde Rockets'ın bir adım önüne geçmelerini sağlayan şey şüphesiz unutulmayacak bir Spurs serisinin içerisinde yer almaları oldu. Ve çılgın Steph Curry, zaman zaman Klay Thompson ve ödüle yakışan renkli formalarıyla, Kaliforniya'nın çocukları sezonun ''en renkli takımı''
2- En 'Saçma' Performans
Saçma kelimesini aslında burada olumsuz olarak kullanmıyorum. Kelimenin kullanılış amacı olağan dışı şeklinde de tanımlanabilir. Bu ödülü kafamda kurduğumda tek bir aday oluştu. Doğu Konferansı ilk tur, serinin 4. maçı son periyot? Evet, Nate Robinson! Lige girdiğinden bu yana hep sorgulanan ki kim sorguluyorsa hakkıdır. Giden maçı son çeyrekte attığı 23 sayıyla çevirip Chicago Bulls'un kazanmasını sağladı. Hem de tek bir tane doğru şut kullanmadan. İşin saçmalığı da biraz buradan kaynaklanıyor. Bu arada maçın 3 uzatmaya gitmesi, 276 sayı olması (takımlardan biri Chicago Bulls!), Bulls'ın rotasyonunun dar olması nedeniyle adamların 50'li dakikalar alması falan tamamen başka bir boyutta oynanan bir maçtı. O maçın yıldızı da şüphesiz Nate Robinson oldu. 10-15 sene sonra o performansı büyük ihtimalle NBA maçlarında molalarda kısa kesitler halinde izleyeceğiz. Olsun en ''saçma'' performans Nate Robinson'un. Tebrikler.
3- En Keyifli Maç
Yine bu ödül için aklıma gelen üç maç vardı. Bunlardan ilki final serisi 6. maçı. Ama hem liste alternatif olduğu için hem de o tarihi maçı bu başlık altına almak istemediğim için liste dışı bıraktım. Diğer adayım yukarıdaki Chicago Bulls - Brooklyn Nets maçıydı. Ama orada da yine yukarıda anlattığım gibi farklı durumlar söz konusuydu. En çılgın maç ödülü 10 Aralık'ta Teksas'ta oynanan San Antonio Spurs - Houston Rockets karşılaşmasına gider. İki uzatma sonucu 134-126 Spurs'ün kazandığı maç artık basketbol zevkinin doruğa çıktığı anlar oldu. Son zamanlarda bir maçtan bu kadar keyif aldığımı hatırlamıyorum. Mesela son Heat-Spurs serisinin 6. maçında başka hisler de devreye giriyor ama normal sezonda oynanan Houston Rockets - San Antonio Spurs maçında kendini sadece basketbola bırakıyorsun. İzleyenler hatırlayacaktır, normal sezonun açık ara en keyifli maçıydı.
4- En Çok Duyulan Cümle
''Rose ne zaman dönecek?''
Bu konuda daha fazla bir şey yazmak istemiyorum. Bir kere daha okuyun size yeter.
5- En Ciğerden Oynayanı
Bu ödülün herhangi bir Chicago Bulls oyuncusundan başkasına gitmesi mümkün değildi. Joakim Noah ve Jimmy Butler arasında kaldım. Ama Noah bildiğimiz Noah, Jimmy Butler ise hiç bilmediğimiz bir çocuktu. Geldi Miami karşısında Lebron'u savundu, attı, attırdı bir de 3 maç arka arkaya hiç oyundan bile çıkmadı. Artık siz ''ne ciğer varmış be birader'' mi dersiniz bilemem ama adamın ciğerden oynadığı kesin.
6- En ''yok artık Lebron James'' Performansı
Bu ödül bu sezon ilk defa verilmiş olup, direkt olarak isim babasına gidiyor. Çok fazla bir şey yazmayacağım: Normal sezonda, 7 maç üst üste yüzde 60 isabetle 30+ sayı attı. E öeeh be birader!
7- En Komik Demeç
''En iyi 10 Guard'ın içerisindeyim'' by Mario Chalmers
8- En Bahtsız Takım
Aslında burada tek takımdan söz etmek güç. Sezona sakatlıklar damga vurdu diyebiliriz ama bazı sakatlıklar, bazı takımlara da vuru. En bahtsız takımlar: Los Angeles Lakers, Boston Celtics, Minnesota Timberwolves. Tabii bunlar arasından en şanssız olan takım da Los Angeles Lakers. Neden mi? Çünkü ben bir Los Angeles Lakers taraftarıyım ve yazıyı da ben yazdığım için, en bahtsız olarak: Los Angeles Lakers'ı seçtim. İdare ediverin...
9- En Güzel Veda
New York Knicks - Boston Celtics serisinin 6. maçıydı. Fark 20'li sayılardaydı ve artık maç sona eriyordu. Yavaş yavaş ekrandan uzaklaştık, Celtics'in sezonu bittiği konuşuluyordu ama böyle olmamalıydı. Sonra bir kaç tivit düştü timeline'a ''lan maçı açın lan'' temalı. Açtık. Boston Celtics'in sezonu yine bitti ama 2008'de kurulan takımın adına yakışır bir şekilde. Kabullenerek değil, sonuna kadar savaşarak. Tüm yaşanan şanssızlıklara rağmen Celtics'i Celtics yapan özelliklerle veda ettiler. Bu sezon takım dağılacak gibi duruyor, rebuilding konuşuluyor. Onu ilerleyen zamanda göreceğiz. Ama En Güzel Veda ödülü Celtics'in.
10- En Bıkkınlık Getireni
Sevgili hakemimiz Joey Crawford? Adam artık şova dökecek işi. Kimse de demiyor ki ''aga sen napıyon?'' Bir bırak artık Joey amca. Bir uzaklaş. Git balık falan tut, kafanı dinle. Ne bileyim...
11- En Karmaşık Duygular
Bu kategoride birinci NBA oyuncusu değil. Sevgili Rihanna. Biliyoruz melankolik bir tavrın var, karmaşık duygular yaşıyor olabilirsin ama her maçta varsın be ablacığım. Kafamızı nereye çevirsek sen. Bir safını belli et. Ayrıca senin için en uygun yer hiç tartışmaya gerek yok Staples Center yani Los Angeles Laker. Gel seni Lakerslı yapalım...
12- En Güzel Röportaj
Kahramanlarımızdan biri tabii ki Gregg Popovich ve diğeride David Aldridge
Konuşma:
D.A.: Maçın ilk yarısı hakkında neler söyleyeceksin?
G.P.: (Maçla ilgili yorumlar....)
D.A. (ikinci sormadı): Teşekkürler
G.P: Başka soru yok mu?!?!?
D.A.: Hayır, yok.
G.P.: Wow! Şaşırdım!
Tabii böyle yazınca güzel olmayabilir. İzlemek lazım. Bu arada çok büyüksün Pop!
13- En Acımasızı
DeAndre Jordan bu kategoride birinci sıraya Brandon Knight'ın üzerinden yaptığı smaçla oturuyor. Bak aklıma geldi tüylerim ürperdi yine. İkinci sıraya da Lebron'un Splitter'ı blokladığı pozisyonu koyalım. O da bambaşkaydı....
14- En Çok Merak Edilenler
En iyi 6. adam ödülünde L. Babbit'e oy veren, son bir kaç yıldır En İyi Savunma oyuncusunu, Ligin en iyi savunma 5'ine seçmeyi bizimle kafa yapanlar çıksın ortaya?
15- En Alternatif Ödül Ödülü
C. Billups'ın aldığı ''En iyi takım arkadaşı'' ödülü nasıl bir icattır arkadaş? Ne gibi özellikler gerektirir?
İlk anda benim aklıma gelen şu şekilde 15 maddelik bir liste çıktı. Ama yaz boyunca durduk yere aklıma gelir, günceller paylaşırım. Sizin de fikrinize düşerse bir şeyler yazın Twitter'dan ekleyelim. ''ya bununla mı uğraşacağım işim gücüm var'' derseniz, orası ayrı.
Sağlıcakla kalın...
20 Haziran 2013 Perşembe
Küçük Bir Teşekkür ve Eyvallah...
Yazıya başladığım şu anda Miami Heat - San Antonio Spurs final serisinin 7. maçının ilk yarısı sona ermiş durumda. Baya da kafa kafaya giden güzel bir maç oluyor ve kimin kazanacağını, normal olarak henüz bilmiyoruz. Farkında olduğumuz tek şey ise ikinci yarının ardından, kim şampiyon olursa olsun NBA sezonu sona erecek.
Harika bir final serisi ve izlediğimiz unutulmaz 6. maç benim aklıma 2010 Lakers - Celtics final serisinin 7. maçını getirdi. O da benim için unutulmaz, büyük bir klasikti hala da öyle. Ama o gün o maçı izlerken içimde bir burukluk yok değildi. Çünkü yalnız izleme durumunda kalmıştım ve o manyak maçı biriyle paylaşamamak, biriyle yorum yapamamak da hafif dokunmuştu. Tarihin en iyi maçlarından biri oynanıyor ve bu şampiyonluğu belirleyecek ama kimseyle konuşamıyorsun falan... İyi değildi yani. Şu Twitter'ın getirdiği en güzel özellik benim açımdan da bu oldu. NBA izleyenler genelde sabaha karşı yalnız başına oturup maçını izlerle ama bu Twitter sayesinde iki yorum yapıyorsun, tartışıyorsun yeri gelince sağlam da goy goy yapıyorsun. En önemlisi seninle aynı anda aynı maçı izleyenlerle bir şeyler paylaşıyorsun ki anlamlı oluyor. ''Lan ne büyüttün en nihayetinde maç'' diyenler de olacaktır, anlarım ama NBA izleyen adamın kanına fazlaca, bu şekilde işlemiş durumda bu oyun. Kısaca anlatmaya çalıştığım bu sezon yani 2012-2013 sezonu benim açımdan doya doya geçti. O bakımdan farklı hatırlayacağım kesin.
Pazar günleri erken başlayan maçlardaki kalabalık da, salı-çarşamba gecesi sabaha karşı timeline'da 2-3 kişi kaldığında da, All-Star hafta sonunda her yer NBA olduğunda da ve bu gece Final serisinin 7. maçında da her şey, herkes 10 numaraydı.
Hayatım boyunca geceleri çok fazla uyumadım, küçüklüğümden beri de belki NBA bu yüzden takip etmeye başladım, sevdim. Gece uyumayan insana da bir yakın hissederim ezelden beri kendimi. O yüzden tüm sezon boyunca, gece oynanan maçlarda NBA muhabbeti yaptığım, zaman zaman NBA'den çıkıp geyik yaptığım herkese teşekkürlerimi de borç bilirim. Cidden güzel bir sezon oldu.
Bir kez daha tekrarlayacağım: Benim için yaz mevsiminin gelmesi demek, NBA'de bir takımın şampiyonluk şapkalarını takması demektir. Kısacası ben yazıyı paylaştığım sırada yaz gelecek, sonra 4,5-5 ay ara ardından umarım kış mevsiminde yine buralarda görüşürüz, bu sefer daha fazla kişi olarak.
Herkese tekrardan teşekkürler, herkese de eyvallah...
Sağlıcakla kalın.
Can Hasgör...
Harika bir final serisi ve izlediğimiz unutulmaz 6. maç benim aklıma 2010 Lakers - Celtics final serisinin 7. maçını getirdi. O da benim için unutulmaz, büyük bir klasikti hala da öyle. Ama o gün o maçı izlerken içimde bir burukluk yok değildi. Çünkü yalnız izleme durumunda kalmıştım ve o manyak maçı biriyle paylaşamamak, biriyle yorum yapamamak da hafif dokunmuştu. Tarihin en iyi maçlarından biri oynanıyor ve bu şampiyonluğu belirleyecek ama kimseyle konuşamıyorsun falan... İyi değildi yani. Şu Twitter'ın getirdiği en güzel özellik benim açımdan da bu oldu. NBA izleyenler genelde sabaha karşı yalnız başına oturup maçını izlerle ama bu Twitter sayesinde iki yorum yapıyorsun, tartışıyorsun yeri gelince sağlam da goy goy yapıyorsun. En önemlisi seninle aynı anda aynı maçı izleyenlerle bir şeyler paylaşıyorsun ki anlamlı oluyor. ''Lan ne büyüttün en nihayetinde maç'' diyenler de olacaktır, anlarım ama NBA izleyen adamın kanına fazlaca, bu şekilde işlemiş durumda bu oyun. Kısaca anlatmaya çalıştığım bu sezon yani 2012-2013 sezonu benim açımdan doya doya geçti. O bakımdan farklı hatırlayacağım kesin.
Pazar günleri erken başlayan maçlardaki kalabalık da, salı-çarşamba gecesi sabaha karşı timeline'da 2-3 kişi kaldığında da, All-Star hafta sonunda her yer NBA olduğunda da ve bu gece Final serisinin 7. maçında da her şey, herkes 10 numaraydı.
Hayatım boyunca geceleri çok fazla uyumadım, küçüklüğümden beri de belki NBA bu yüzden takip etmeye başladım, sevdim. Gece uyumayan insana da bir yakın hissederim ezelden beri kendimi. O yüzden tüm sezon boyunca, gece oynanan maçlarda NBA muhabbeti yaptığım, zaman zaman NBA'den çıkıp geyik yaptığım herkese teşekkürlerimi de borç bilirim. Cidden güzel bir sezon oldu.
Bir kez daha tekrarlayacağım: Benim için yaz mevsiminin gelmesi demek, NBA'de bir takımın şampiyonluk şapkalarını takması demektir. Kısacası ben yazıyı paylaştığım sırada yaz gelecek, sonra 4,5-5 ay ara ardından umarım kış mevsiminde yine buralarda görüşürüz, bu sefer daha fazla kişi olarak.
Herkese tekrardan teşekkürler, herkese de eyvallah...
Sağlıcakla kalın.
Can Hasgör...
18 Haziran 2013 Salı
Geldik Zurnanın...
Yine koskoca sezon bitmek üzere, yaz geliyor yani. En az bir olmadı iki maç sonra NBA'e yine uzak kalacağız. İşin dramatik tarafını seri bittikten sonra uzun uzun yazmakla beraber burada bir virgül koyup seriye geçiyorum.
Son yılların en kaliteli, çıtanın çok yukarıya çekildiği final serilerinden biri oynanıyor. Zaten finalin iki tarafından birinin Spurs olması seviyeyi ister istemez artırıyor. Sezon başından beri Spurs'ün finale çıkacağını düşünenlerden biriydim (sezon başı dediğim Lakers'ın durumundan sonra) yanlış anlaşılmasın 'basketbol gurusuyum da Spurs'ün finale çıkacağını tahmin ettim' demiyorum. Zaten tüm sezon Spurs'ü biraz dikkatle izleyenler takımın tavanının ne kadar yukarıda olduğunu görebilirdi. Geçtiğimiz sezon Batı Finali oynayan aynı kadroda ne değişti de bu yıl finalde ve 3-2 önde.
Öncelikle pota altında Tim Duncan'ın yanına istikrarlı bir isim koyamamışlardı. Splitter'dan bu sezona kadar beklenilen verim alınamamıştı. Ancak Splitter'ın yükselen grafiği bu açığı kapattı. Spurs'ün de en büyük açığı onarılmış oldu. Bir diğer kazanım, Dany Green, Kawhi Leonard ve Gary Neal gibi adamların ilk sezon konferans finali oynamasıyla tecrübe elde etmesi oldu. Ve aradan geçen bir sezondan sonra takımın parçalarının birbirine daha iyi oturması kusursuza yakın bir oyunun da ortaya çıkmasını sağladı. Yani: zaten çok iyi hücum eden Spurs bunu mükemmelleştirerek üstüne NBA'de bir takımın final oynaması için gerekli olan savunma düzenini de kurmuş oldu. He bir de Tim Duncan ve Tony Parker 'ne top oynadı be birader'i de unutmamak gerek. Geçen Twitter'da da muhabbeti döndü. Spurs bu gece şampiyon olsa kime MVP ödülünü vereceklerini ben kestiremiyorum. Zaten takımın kusursuzluğu, mükemmelliği bundan belli olmuyor mu? Neyse ileride yine uzun uzun Spurs güzellemesi yapacak vaktimiz olacak.
Yazı aslında genel final değerlendirmesi şeklinde olacaktı ama biraz Spurs üzerinden gittim. Çünkü benim düşünceme göre şampiyonluğu belirleyecek olan taraf Heat'in performansı değil, Spurs'ünki. Açıkçası konferans finallerine kadar Heat'in Spurs karşısında favori olduğunu ligde Heat'i durdurabilecek tek takımın Spurs olduğunu düşünüyordum. Ancak iki takımı da finallerde izleyince şansların yüzde 50-50'ye geldiğini anladım. Buna da ışık tutan da daha çok Heat - Pacers serisi ve Hibbert'ın pota altını sürklase etmesiydi. Spurs açısından ise tek çekincem gençlerin finalde duvara çarpma ihtimaliydi ama bırakın çarpmayı adeta yıkıp geçtiler Green, Leonard ve Neal üçlüsü.
Kısacası ipler Spurs'ün elinde. Bunu serinin 3-2 olmasından bağımsız söylüyorum. O ipleri biraz gevşetmeleri durumunda kopar ve 4-3'le Heat arka arkaya ikinci şampiyonluğunu kutlar. Serinin Miami'ye dönmesi tabii ki de Heat'in avantajı ama o kadar da büyük değil. Bu yazıyı 6. maçta yazmamın nedeni ise: Bu gece şampiyonun belli olacağını düşündüğümden. Seri başlamadan önce 4-3 Spurs diye tahminde bulunmuştum. Ancak dengeler benim kafamda da değişti. 2-1 olduktan sonra kafamdaki senaryo serinin Miami'ye 3-2'lük üstünlükle gideceği ve 6. maçta şampiyonun kuvvetle muhtemel belli olacağı yönündeydi. Bunu Spurs kazanır anlamında söylemiyorum. Olur da kazanırlarsa zaten bu gece şampiyonluğu kutlayacaklar. Ancak seri 3-3'e gelirse son maçta çok ağır bir şekilde Heat favori duruma geçer ve büyük ihtimal yüzükleri de takarlar kanısındayım.
He gönlünden ne geçiyor diye merak edenler varsa: Bu Spurs'ün şampiyonluğa çok yakışacağını düşünüyorum. Ve yüzükleri takmalarını gerçekten çok istiyorum. Spurs'ü istediğin için bu kadar dilendiğim algısı ortaya çıkmasın lütfen. Sahada son yılların en iyi basketbolunun oynandığını düşündüğüm için durum böyle...
Sağlıcakla kalın ve bir tavsiye: Bu gece uyumayın...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
