27 Mart 2013 Çarşamba

Antipati, Lebron James ve Ezber...

Antipati çok net bir kelime. Direkt olarak birine karşı duyulan olumsuz hislerin en kestirme yoldan tanımı...



Peki insanlar, insanlara neden antipatik gelir? Kendini beğenir, bencil olur, sana uymayan konuşmalar yapar, jestine, mimiklerine ayar olursun, zaman zaman da başarılı oldukları için... Daha doğrusu başarmak için yapılanlar ki bu hırstan kaynaklanabilir... Antipati yaratır...

Lebron James antipatik olmasının sebebi nedir sorusuna yüzlerce farklı cevap alabilirim ama muhtemelen yukarıdakiler ilk sıraya oturur... Bu nedenleri söyleyene de haksızsın diyemem. Tamam all-star'da MVP seçilmek için bencilce davrandı, tamam bazı açıklamalar yaptı gibi gibi böyle milyon tane şey sayılabilir. Ancak sanki son bir kaç yıldır biraz ezberden konuşuluyormuş gibi geliyor.

Lebron ve antipati konusunda hemen öne çıkan konu: ''The Decision'' ve Miami Heat olduğunun farkındayım. Elimde olsa hiç bahsetmezdim de açıklık getirmek gerek tabii kendimce. Bir oyuncunun şampiyonluk kazanabileceği takıma gitmeyi seçmesi neden sevimsiz olmasına yol açar? Özellikle bu oyuncu hep Michael Jordan ve Kobe ile karşılaştırılırken tek eksiğinin şampiyonluk yüzüğü olduğunu düşünürsek... Yani bu seçimi yapmasını anlayışla karşılamaktan daha doğal bir durum yok. ''Neden televizyona çıkıp şov yaptı?'' diye sorarsanız, zaten izlediğimiz şeyin sporda ''show bussines''in zirve noktalarından biri olduğu cevabını veririm. Düşünsenize 24-25 yaşındasınız ve karşılaştırıldığınız efsaneler var. Günün birinde onlar kadar iyi olacağınızı hissediyorsunuz belki de biliyorsunuz kaçınız bu seçimi yapmazdınız?

Çok başarılı insanların her kesim tarafından sevilmesi genelde rastlanan bir durum değildir. Lebron'un da öyle olmasını beklemiyorum ama dediğim gibi artık ezber onun için ön planda sanki... Hani klasik ''Adı çıkmış 9'a inmez 8'e'' durumu...

Saha içinde ve dışında ego problemleri yaşadığı dillerden düşmez. Lebron'un son iki özellikle bu yıl istatistiklerine bakın. Her maç tripple-double'a yaklaştığını görürsünüz.

Bunu bir tarafa koyun bir de Heat'in koçu Spoelstra'nın açıklamalarına bakın: ''İstese her maç tripple-double'a ulaşabilir ancak Lebron o anda takım neye ihtiyaç duyuyorsa onu yapıyor''... Şimdi ''adam takımın koçu herhalde kendi oyuncusu bunları söyler diyebilirsiniz'' ancak ne zorunluluğu var ki? Söylemeyebilir de. Oyuncusunu övmek için boş goy goylara da girebilirdi ama bunları konuşuyor...

Şayet Lebron James şimdilerde bahsedildiği gibi bir bencilliğe sahip olsaydı emin olun bu sezon ortalık tripple-double'dan geçilmezdi.

Bu olayın saha içi tarafı bir de saha dışı var. Orası çok açık değil mi? Heat'in neredeyse geride kalan tüm oyuncuları Lebron'a saygı duyuyor. Açıklamalarından görebiliyoruz. Onun liderliği kabul etmiş durumdalar. Bu oyuncuların arasında Dwyane Wade ve Chris Bosh gibi iki süper yıldız var. Sizce çok fazla ego sorunu olan bir adamın böyle egosu büyük iki oyuncunun saha içinde ve dışında saygısını kazanması ne kadar mümkün?

Çok sivri açıklamalar yapmış olabilir zamanında ama oyunuyla beraber kendisinin de olgunlaştığı çok açık ve net ortada. Bu konuda kendisiyle karşılaştırılan Michael Jordan'la ilgili demeçlerine bakabilirsiniz. Kobe ile arasındaki iletişimi yaklaşık 45 dakikalık ''Dream Season'' belgeselinde görebilirsiniz. Ayrıca orada Lebron'un kendi özel hayatına dair kesitler de var ki ön yargıları bir anda silen cinsten.

Kendi sözüyle ''başında baba figürü olmadan'' yetişmiş, varlıklı olmayan gencecik bir çocuğun yapabildiği en iyi şey sayesinde dünyanın zirvesine geldiğini ve milyonlar kazandığını düşünün... O haldeyken şimdiki olgunluklarını beklemek çok haksızlık olmaz mı? Yıllar sonra hem oyunu hem de insan olarak olgunlaşması büyük saygıyı gerektirmez mi?



Seversiniz ya da sevmezsiniz orası çok ayrı bir konu. Kazanma hırsından dolayı ortaya çıkanlar antipati yaratabilir. Ancak Lebron James, saha içi ve dışında, hem karakteri hem de oyunuyla tam bir lidere dönüşmüş durumda. En azından ciddi bir saygıyı hak ediyor...






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder