Twitter hayatımıza girdi gireli bir çok şey de değişti. Bunu genişleterek sosyal medya yapmak en doğrusu olacak.
''Sen hep basketbol yazıyorsun ne anlarsın sosyal medya falan denmeden'' ben hemen olayı basketbola daha doğrusu NBA'e bağlıyorum.
Geçtiğimiz gün Twitter alemine büyük koç Phil Jackson da katıldı. Kullanıcı adı da @philjackson11... 11'in nereden geldiğini tahmin ediyorsunuz... Kazanılan tam 11 şampiyonluk yüzüğü... Sadece başarılarıyla değil, basketbola getirdiği üçgen hücum sistem, uzak doğu felsefesini bu oyunla harmanlaması gibi bir çok şey sayılabilir neden efsane olduğuyla ilgili...
Tabii böyle dolu ve şöhretli bir adam Twitter'a girince ''ilk tweet ne olacak?'' merakı iyiden iyiye büyüdü büyüdü ve sonunda beklenen an geldi: ''11 champ;ipnsikp[ ringhs'' şeklinde bir şey yazdı Zen Master... Sanki 11 yüzükle ilgili bir şey yazmaya çalışmış ama başaramamış gibiydi. Haliyle çok büyük bir konu oldu dünyada. Amerika'da aklınıza gelebilecek en büyük medya kuruluşlarında bile haberleştirildi..
Ve yazılanlar ''Twitter'ı kullanamadığı'' şeklindeydi...
İşin aslı bugün ortaya çıktı. İhtiyatlı davranmanın gerekli olduğunu söylemiştim. Çünkü o Phil Jackson... Kısacası kazanan taraf yine Zen Master oldu...
Şuradan dün neden öyle anlamsız bir tweet'in atıldığını izleyebilirsiniz...
Not: Bu yazı aslında Phil Jackson gibi bir adamın basketbolu izlediğimiz dönemim tam da içinde bulunmasına yönelik bir sevinç. Bu reklamı ya da virali kim kurguladıysa çok akıllıca ve büyük bir iletişim başarısı...
28 Mart 2013 Perşembe
27 Mart 2013 Çarşamba
Antipati, Lebron James ve Ezber...
Antipati çok net bir kelime. Direkt olarak birine karşı duyulan olumsuz hislerin en kestirme yoldan tanımı...
Peki insanlar, insanlara neden antipatik gelir? Kendini beğenir, bencil olur, sana uymayan konuşmalar yapar, jestine, mimiklerine ayar olursun, zaman zaman da başarılı oldukları için... Daha doğrusu başarmak için yapılanlar ki bu hırstan kaynaklanabilir... Antipati yaratır...
Lebron James antipatik olmasının sebebi nedir sorusuna yüzlerce farklı cevap alabilirim ama muhtemelen yukarıdakiler ilk sıraya oturur... Bu nedenleri söyleyene de haksızsın diyemem. Tamam all-star'da MVP seçilmek için bencilce davrandı, tamam bazı açıklamalar yaptı gibi gibi böyle milyon tane şey sayılabilir. Ancak sanki son bir kaç yıldır biraz ezberden konuşuluyormuş gibi geliyor.
Lebron ve antipati konusunda hemen öne çıkan konu: ''The Decision'' ve Miami Heat olduğunun farkındayım. Elimde olsa hiç bahsetmezdim de açıklık getirmek gerek tabii kendimce. Bir oyuncunun şampiyonluk kazanabileceği takıma gitmeyi seçmesi neden sevimsiz olmasına yol açar? Özellikle bu oyuncu hep Michael Jordan ve Kobe ile karşılaştırılırken tek eksiğinin şampiyonluk yüzüğü olduğunu düşünürsek... Yani bu seçimi yapmasını anlayışla karşılamaktan daha doğal bir durum yok. ''Neden televizyona çıkıp şov yaptı?'' diye sorarsanız, zaten izlediğimiz şeyin sporda ''show bussines''in zirve noktalarından biri olduğu cevabını veririm. Düşünsenize 24-25 yaşındasınız ve karşılaştırıldığınız efsaneler var. Günün birinde onlar kadar iyi olacağınızı hissediyorsunuz belki de biliyorsunuz kaçınız bu seçimi yapmazdınız?
Çok başarılı insanların her kesim tarafından sevilmesi genelde rastlanan bir durum değildir. Lebron'un da öyle olmasını beklemiyorum ama dediğim gibi artık ezber onun için ön planda sanki... Hani klasik ''Adı çıkmış 9'a inmez 8'e'' durumu...
Saha içinde ve dışında ego problemleri yaşadığı dillerden düşmez. Lebron'un son iki özellikle bu yıl istatistiklerine bakın. Her maç tripple-double'a yaklaştığını görürsünüz.
Bunu bir tarafa koyun bir de Heat'in koçu Spoelstra'nın açıklamalarına bakın: ''İstese her maç tripple-double'a ulaşabilir ancak Lebron o anda takım neye ihtiyaç duyuyorsa onu yapıyor''... Şimdi ''adam takımın koçu herhalde kendi oyuncusu bunları söyler diyebilirsiniz'' ancak ne zorunluluğu var ki? Söylemeyebilir de. Oyuncusunu övmek için boş goy goylara da girebilirdi ama bunları konuşuyor...
Şayet Lebron James şimdilerde bahsedildiği gibi bir bencilliğe sahip olsaydı emin olun bu sezon ortalık tripple-double'dan geçilmezdi.
Bu olayın saha içi tarafı bir de saha dışı var. Orası çok açık değil mi? Heat'in neredeyse geride kalan tüm oyuncuları Lebron'a saygı duyuyor. Açıklamalarından görebiliyoruz. Onun liderliği kabul etmiş durumdalar. Bu oyuncuların arasında Dwyane Wade ve Chris Bosh gibi iki süper yıldız var. Sizce çok fazla ego sorunu olan bir adamın böyle egosu büyük iki oyuncunun saha içinde ve dışında saygısını kazanması ne kadar mümkün?
Çok sivri açıklamalar yapmış olabilir zamanında ama oyunuyla beraber kendisinin de olgunlaştığı çok açık ve net ortada. Bu konuda kendisiyle karşılaştırılan Michael Jordan'la ilgili demeçlerine bakabilirsiniz. Kobe ile arasındaki iletişimi yaklaşık 45 dakikalık ''Dream Season'' belgeselinde görebilirsiniz. Ayrıca orada Lebron'un kendi özel hayatına dair kesitler de var ki ön yargıları bir anda silen cinsten.
Kendi sözüyle ''başında baba figürü olmadan'' yetişmiş, varlıklı olmayan gencecik bir çocuğun yapabildiği en iyi şey sayesinde dünyanın zirvesine geldiğini ve milyonlar kazandığını düşünün... O haldeyken şimdiki olgunluklarını beklemek çok haksızlık olmaz mı? Yıllar sonra hem oyunu hem de insan olarak olgunlaşması büyük saygıyı gerektirmez mi?
Seversiniz ya da sevmezsiniz orası çok ayrı bir konu. Kazanma hırsından dolayı ortaya çıkanlar antipati yaratabilir. Ancak Lebron James, saha içi ve dışında, hem karakteri hem de oyunuyla tam bir lidere dönüşmüş durumda. En azından ciddi bir saygıyı hak ediyor...
Peki insanlar, insanlara neden antipatik gelir? Kendini beğenir, bencil olur, sana uymayan konuşmalar yapar, jestine, mimiklerine ayar olursun, zaman zaman da başarılı oldukları için... Daha doğrusu başarmak için yapılanlar ki bu hırstan kaynaklanabilir... Antipati yaratır...
Lebron James antipatik olmasının sebebi nedir sorusuna yüzlerce farklı cevap alabilirim ama muhtemelen yukarıdakiler ilk sıraya oturur... Bu nedenleri söyleyene de haksızsın diyemem. Tamam all-star'da MVP seçilmek için bencilce davrandı, tamam bazı açıklamalar yaptı gibi gibi böyle milyon tane şey sayılabilir. Ancak sanki son bir kaç yıldır biraz ezberden konuşuluyormuş gibi geliyor.
Lebron ve antipati konusunda hemen öne çıkan konu: ''The Decision'' ve Miami Heat olduğunun farkındayım. Elimde olsa hiç bahsetmezdim de açıklık getirmek gerek tabii kendimce. Bir oyuncunun şampiyonluk kazanabileceği takıma gitmeyi seçmesi neden sevimsiz olmasına yol açar? Özellikle bu oyuncu hep Michael Jordan ve Kobe ile karşılaştırılırken tek eksiğinin şampiyonluk yüzüğü olduğunu düşünürsek... Yani bu seçimi yapmasını anlayışla karşılamaktan daha doğal bir durum yok. ''Neden televizyona çıkıp şov yaptı?'' diye sorarsanız, zaten izlediğimiz şeyin sporda ''show bussines''in zirve noktalarından biri olduğu cevabını veririm. Düşünsenize 24-25 yaşındasınız ve karşılaştırıldığınız efsaneler var. Günün birinde onlar kadar iyi olacağınızı hissediyorsunuz belki de biliyorsunuz kaçınız bu seçimi yapmazdınız?
Çok başarılı insanların her kesim tarafından sevilmesi genelde rastlanan bir durum değildir. Lebron'un da öyle olmasını beklemiyorum ama dediğim gibi artık ezber onun için ön planda sanki... Hani klasik ''Adı çıkmış 9'a inmez 8'e'' durumu...
Saha içinde ve dışında ego problemleri yaşadığı dillerden düşmez. Lebron'un son iki özellikle bu yıl istatistiklerine bakın. Her maç tripple-double'a yaklaştığını görürsünüz.
Bunu bir tarafa koyun bir de Heat'in koçu Spoelstra'nın açıklamalarına bakın: ''İstese her maç tripple-double'a ulaşabilir ancak Lebron o anda takım neye ihtiyaç duyuyorsa onu yapıyor''... Şimdi ''adam takımın koçu herhalde kendi oyuncusu bunları söyler diyebilirsiniz'' ancak ne zorunluluğu var ki? Söylemeyebilir de. Oyuncusunu övmek için boş goy goylara da girebilirdi ama bunları konuşuyor...
Şayet Lebron James şimdilerde bahsedildiği gibi bir bencilliğe sahip olsaydı emin olun bu sezon ortalık tripple-double'dan geçilmezdi.
Bu olayın saha içi tarafı bir de saha dışı var. Orası çok açık değil mi? Heat'in neredeyse geride kalan tüm oyuncuları Lebron'a saygı duyuyor. Açıklamalarından görebiliyoruz. Onun liderliği kabul etmiş durumdalar. Bu oyuncuların arasında Dwyane Wade ve Chris Bosh gibi iki süper yıldız var. Sizce çok fazla ego sorunu olan bir adamın böyle egosu büyük iki oyuncunun saha içinde ve dışında saygısını kazanması ne kadar mümkün?
Çok sivri açıklamalar yapmış olabilir zamanında ama oyunuyla beraber kendisinin de olgunlaştığı çok açık ve net ortada. Bu konuda kendisiyle karşılaştırılan Michael Jordan'la ilgili demeçlerine bakabilirsiniz. Kobe ile arasındaki iletişimi yaklaşık 45 dakikalık ''Dream Season'' belgeselinde görebilirsiniz. Ayrıca orada Lebron'un kendi özel hayatına dair kesitler de var ki ön yargıları bir anda silen cinsten.Kendi sözüyle ''başında baba figürü olmadan'' yetişmiş, varlıklı olmayan gencecik bir çocuğun yapabildiği en iyi şey sayesinde dünyanın zirvesine geldiğini ve milyonlar kazandığını düşünün... O haldeyken şimdiki olgunluklarını beklemek çok haksızlık olmaz mı? Yıllar sonra hem oyunu hem de insan olarak olgunlaşması büyük saygıyı gerektirmez mi?
Seversiniz ya da sevmezsiniz orası çok ayrı bir konu. Kazanma hırsından dolayı ortaya çıkanlar antipati yaratabilir. Ancak Lebron James, saha içi ve dışında, hem karakteri hem de oyunuyla tam bir lidere dönüşmüş durumda. En azından ciddi bir saygıyı hak ediyor...
18 Mart 2013 Pazartesi
Best Of...
NBA'de playoff'lar yaklaşırken adettendir sezonun bireysel
ödüllerini kendince dağıtmak... Geri kalmayalım ve başlayalım dedik...
MVP
Sezonun en iyi oyuncusu ödülü için sezon başında kağıt
üstünde iki aday vardı. Hepinizin bildiği gibi Lebron James ve Kevin Durant. Yarışa
her zaman geçerli olan ancak yazılı olmayan kurallar nedeniyle Kevin Durant az
da olsa daha avantajlı başladı. Neydi bu avantaj? Lebron James'in bu ödülü
geçen sene kazanması, dolayısıyla rakibinin bir değil iki olması. Yani Lebron
James'in önce Kevin Durant'le, daha sonra da çoğuna göre dünyanın en iyisi olan
Lebron James'le -ki en zor olan tarafı bu- yani kendisine karşı mücadele verip, geçmesi gerekiyordu.
Başa baş devam eden yarışta geçtiğimiz haftalarda Lebron'un çıtayı daha önce
hiç görmediğimiz bir seviyeye çekmesi (7 maç arka arkaya %60 isabetle 30 atmak ) kendisini az da olsa
ileriye taşıdı. Bir de oy verenler tarafından oyuncunun takımının normal sezonun
sonunu nerede bitirdiğinin önemli olması, Miami Heat'in hali hazırda NBA lideriliğinde oturması Doğu Konferansı'nda yer aldığı için görece güçsüz (aslında
görece değil net güçsüz) takımlarla karşı oynaması Lebron'u biraz daha öteye
attı. Son olarak da yakalanan 22 maçlık seri (yazı yazıldığında 22 maçtı.
Güncellemeyi siz yaparsınız artık) şimdiden Lebron'a ikinci kez MVP ödülünü
getirmiş gibi duruyor. Bundan sonra çok büyük bir mucize olmazsa Miami Heat'in
arka arkaya mağlubiyetler alması, Lebron'un çok kötü oynaması ya da insan üstü
oynayan Durant'in iki insan üstü oynaması gibi The King ödülü kazanacaktır.
Üzüldüğüm nokta ise bu iki adamın kapışmasına Tony Parker,
Kobe Bryant, C. Paul hatta Carmelo Anthony gibi normalde olsa direkt MVP'yi
alacak sezonlar geçirmelerine rağmen isimlerinin bile son zamanlarda geçmemeye
başlaması... Sağlık olsun yapacak bir şey yok. Yanlış yer, yanlış zaman...
En İyi Savunmacı
Bu alanda belli adamlar hep ön plana çıkar... Dwight Howard,
MWP, Tyson Chandler gibi... Üçünden ikisinin Lakers'ta olması konusuna çok
kısa değinip çıkacağım. MWP zaten eskisi gibi değil o hep öne çıkar diye
yazdım. Dwight Howard'ın belli ki sakatlık sorunları sürüyor. Her ne kadar
ribaundlarda etkili olsa da bu sezon o ödüle hem kendi performansı hem de
takımın savunma performansı nedeniyle uygun değil. Tyson Chandler'a gelince.
Aşağı yukarı aynı hatta ribaund ortalamasında artış var. Fakat yine takımın
genel savunma performansına gelince onun da büyük dezavantajı var. Bu sezon iki kişi arasında gidip gelecek belli: Joakim Noah ve Marc Gasol. İkisi de savunmada çok etkileyici. Joakim Noah'ın gelişimini de hayranlıkla izliyorum ancak Marc Gasol çok başka... Oyunu şu anda akıl ve fiziğin birleştiği en yüksek yerde. Yaptıklarını sayıyla
anlatmaya imkan yok. Sadece geçen
Prada'nın da yazdığı gibi bir çeyreğinizi ayırın ve Memphis savunma yaparken
takımı değil, Gasol'u izleyin. O zaman anlayacaksınız, nasıl bir savunma
yaptığını, oyun bilgisini ve takımını direktiflerle yönettiğini. Tabii kendi
takımının da savunma konusunda en iyisi olması çok önemli bir etken. Açıkçası savunmada öne çıkartılacak bir artı değil ama işin hücum tarafına da konsantre olurken bunları yapması etkileyici. Yani benim
buradaki ödülüm Marc Gasol'a gidiyor. Bir de Lebron James ismi geçiyor.
İstediğinde iyi savunma yapar tamam ancak uzak ihtimal olarak görüyorum.
En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu
Geldik kilidi yediğimiz yere... Bu ödül için ilk başta beş adayım
vardı Kyrie Irving, Jrue Holiday, Jr Smith, Paul George ve James Harden. Daha
sonra Kyrie Irving'in son günlerde geçirdiği sakatlık, Jr Smith'in, yine son
zamanlarda Jr Smith gibi oynamaya başlaması gibi nedenlerden üçe düştü. Şimdi
Bu üç adamın istatistiklerinde belli bir yükseliş var. Üçü de bu sezon
all-star olmayı hak ettiler ve oldular da... Yine üçü de takımlarının yıldızları.. İlk önce hem etkilerinden dolayı, hem de
takımının durumundan dolayı Jrue Holiday'i gösterdiği gelişime saygı duyarak
eliyorum. Kaldı iki. Paul George özellikle Granger'ın sakatlanmasından sonra
takımın yukarıya doğru tırmanmasında en önemli rolü oynadı.
Hep kendinden beklenen gelişimi yaptı. İyi bir oyuncuydu, çok iyi bir oyuncuya
dönüştü. Ancak James Harden, iyi bir oyunculuktan artık net olarak süper
yıldıza dönüşmüş durumda. Açıkçası Paul George'un gelişiminde takım sistemi de
etkili oldu. James Harden'ın durumu daha bireysel ve etkileyici olduğu için En
Çok Gelişme Gösteren Oyuncu ödülü benden sakal'a gidiyor...
En İyi 6. Adam
Burada muhtemel yarışmacılardan Ryan Anderson beklenen ya da Jr Smith ve Jamal Crawford kadar etkileyici olmayınca karşımızda iki
isim kalıyor. Öncelikle ikisinin rakamlarını karşılaştırmakta fayda var. Jr
Smith, 16.7 sayı, 5 ribaund, 2,8 asistle oynuyor. Jamal Crawford ise 16,8 sayı,
2,8 asist ve 1,7 ribaund ile... Ancak önemli bir nokta daha var ki o da Jr
Smith'in 33 dakika ortalamasına karşın Jamal Crawford'un 29 dakika ile
oynaması. Ribaundlarda Smith'in üstünlüğü görülüyor. Smith'in oynadığı takım
Knicks'te ribaunda konsantre olan oyuncular Jamal Crawford'un takımı Clippers'a
göre daha az. Bu da aralarındaki ribaund etkisini açıklıyor. Rakamların dışına
çıkarsak benim gözümde şu anda Jamal Crawford bir iki adım önde. Geçtiğimiz
aylara kadar kafa kafaya gitseler de yukarıda en çok gelişme kaydeden oyuncu
bölümünde bahsettiğim gibi Jr Smith'in bildiğimiz Jr Smith gibi oynaması da
Crawford'u öne çıkardı. Ayrıca Clippers maçlarını izlerken de Crawford'un
liderliğini yaptığı second unit'in oyuna girdikten sonra nasıl bir enerji
getirdiğini ve çoğu maçı 2. çeyrekte kopardıklarını göreceksiniz. Kısacası en
iyi 6. adam sensin Crawford...
En İyi Koç
Bu bölüm de aslında kolay değil. Tam üç sağlam aday var.
Tom Thibodeau (soyadını yazdıktan sonra Google'dan kontrol ettiğim doğrudur),
Frank Vogel ve fahri aday Gregg Popovich. Üçü de takımdaki handikaplara rağmen başarılı. Gregg Popovich'in çıtası zaten çok yukarıda olması, Tim Duncan ve Tony
Parker'ın da yine çok ekstra oynaması nedeniyle bu sezon ona vereceklerini
sanmıyorum. Thibs'in en büyük dezavantajı Derrick Rose'un sakatlanması, Frank
Vogel'in ise takım kadrosunun belli bir seviyede olması. Sezona iyi başlayan
Chicago Bulls, kötü başlayan taraf Indiana Pacers oldu. Sonlara doğru
yaklaştığımızda Pacers iyi giden, istikrarsız olan taraf ise Chicago Bulls.
Sezon sonu takımların nerede bitirecekleri tabii çok önemli. Ancak az da olsa
Frank Vogel önde. Bence takım kapasitesinden en çok ve en Thibs'e göre en faydalı yararlanan o. Açıkçası Sezonun En İyi Koçu ödülüm de onun
En İyi Çaylak Oyuncu
Sanırım çok fazla irdelemeye gerek yok. Sezon başında zaten
çok iyi oyuncuların geldiğini biliyoruz. Yine sezon başında bu ödülün en büyük
adayı Anthony Davis'ti. Ancak yaşadığı sakatlıklar, takımın durumu onu geriye
sürükledi. Öne çıkan adam ise Damian Lillard oldu. Blazers'ın çaylağı şimdiden
takımın lideri rolüne soyunmuş durumda. Hem istatistik anlamında hem de oyuna
etki anlamında bu ödülün sahibi şimdiden belli gibi: Kutlarım Lillard...
10 Mart 2013 Pazar
Havada Durdu! Üstelik Şahitleri de Var!
Varsa takip eden bilir genelde vaktim olduğunca (şu aralar yok) NBA'de sabaha karşı maçları izledikten sonra genel bir yazı yazarım o geceye dair. Video ve resim falan süslemeye çalışırım çok sıkmak istemeden...
Yazıyı şu saatlerde yazmaya akşamdan karar vermiştim. Arka arkaya adı çok güzel maçlar oynandı. Celtics-Thunder, Lakers-Bulls, Heat-Pacers gibi... Hatta Lakers bu sezon ilk defa yüzde 50 galibiyetin üzerine çıktı, ilk 8 yaptı derken blogun yüzde 90'ını ayıracağım konu da çıkmış gibi duruyordu. Ta ki Clippers - Pistons maçını izleyene kadar...
Blake Griffin'in geçtiğimiz sezon Perkins'in üzerinden vurduğu smaç hafızalarda... Carter'ın olimpiyatlarda vurduğu smaçtan sona bence en iyisi. Üstüne olur mu derken DeAndre Jordan ''olur'' dedi... O smacı yaptı, ben maçı kapattım (zirvede bırakmak lazım). Bugün yazı falan yok. Aşağıdaki videoyu arka arkaya zaten izleyeceksiniz. İzleyin. O smaca, DeAndre Jordan'ın havada bir süre durmasına falan kendinizi inandırdıktan sonra bir de diğer insanların tepkilerini izlemenizi tavsiye ederim...
Not: Brandon Knight (smaca konu olan diğer arkadaş) genç bir kardeşimiz... Kariyerinin henüz başında... Ve eminim ki bir daha böyle şeylere kalkışmayacaktır... Ne gerek var abi? Çekil işte adam yapsın smacını..
Yazıyı şu saatlerde yazmaya akşamdan karar vermiştim. Arka arkaya adı çok güzel maçlar oynandı. Celtics-Thunder, Lakers-Bulls, Heat-Pacers gibi... Hatta Lakers bu sezon ilk defa yüzde 50 galibiyetin üzerine çıktı, ilk 8 yaptı derken blogun yüzde 90'ını ayıracağım konu da çıkmış gibi duruyordu. Ta ki Clippers - Pistons maçını izleyene kadar...
Blake Griffin'in geçtiğimiz sezon Perkins'in üzerinden vurduğu smaç hafızalarda... Carter'ın olimpiyatlarda vurduğu smaçtan sona bence en iyisi. Üstüne olur mu derken DeAndre Jordan ''olur'' dedi... O smacı yaptı, ben maçı kapattım (zirvede bırakmak lazım). Bugün yazı falan yok. Aşağıdaki videoyu arka arkaya zaten izleyeceksiniz. İzleyin. O smaca, DeAndre Jordan'ın havada bir süre durmasına falan kendinizi inandırdıktan sonra bir de diğer insanların tepkilerini izlemenizi tavsiye ederim...
Not: Brandon Knight (smaca konu olan diğer arkadaş) genç bir kardeşimiz... Kariyerinin henüz başında... Ve eminim ki bir daha böyle şeylere kalkışmayacaktır... Ne gerek var abi? Çekil işte adam yapsın smacını..
5 Mart 2013 Salı
Biraz Savunma Beyler....
NBA'de play-off'lar yaklaşırken sezon içerisinde izleyeni etkileyen, maçları bol gollü geçen takımlar hafiften konuşulmaya başlanır...
X takım çok iyi oynuyor, Y takımı izlemek çok zevkli denilen ekiplerin geneliyle ilgili olarak play-off'ta endişelerim yok değil... Bunların hepsinin merkezinde de savunma yatıyor...
Savunma merkezli ortaya çıkacak olan sıkıntıların nedenlerini takım takım giderek anlatalım...
Houston Rockets
Play-off'larda savunma yönü ön planda olan takımların her zaman daha avantajlı olduğunu söylemeye gerek yok... Hani o ünlü söz ''hücum maç, savunma şampiyonluk kazanır...'' işte o savunmayla uzaktan yakından alakası olmayan bir takım görünümünde Rockets. Sıralamada 30 takımın içinde 23. sırada yer almaları da bunun göstergesi... Evet göze hoş geliyor olabilir ancak ''abi hadi attın da biz de hücum edelim'' kafası play-off'taki en büyük sorununuz olabilir. Savunmayı ayakta tutmaya çalışan adam Ömer Aşık. Ve düşünüyorum da ondan başka savunması ön planda olan oyuncusu yok geçtim hücumuyla orantılı kabul edilebilir bir savunma oyuncusu bile neredeyse yok. Normal sezonda rakibin karşısında koşabilirsiniz. Hele kendi evinde seyirciyi de arkana alınca çok da etkili görünebilirsin ama... Eğer Rockets, ilk 8'e kalırsa büyük ihtimalle ev sahibi avantajını kullanamayacak. Deplasmanda normal sezonda bile iyi performans veremeyen Rockets'ın savunmaların sertleştiği, temponun düştüğü anlarda ne yapacağı soru işareti ve daha önce hiç stresli maçta başrol oynanamamış oyunculardan kurulu olması hep handikap... Zaten ilk turda favori olacaklarını sanmıyordum da rakibini zorlayacaklarını da hiç düşünmüyorum. Normal sezonda bize gösterdiklerinden ve bunun soncunda ortaya çıkan beklentilerine yaklaşmaları zor....
Golden State Warriors
Warriors sezonun sürprizlerinden diyebiliriz. Son günlerde kötü gitseler de onlar için söylenen belliydi: Beklenenden iyi savunma yapıyor. Kağıt üstünde baktığımızda çok yumuşak bir takım duruyor - her ne kadar Stephen Curry, Pacers maçında Roy Hibbert'a atar, gider yapsa da- ancak sezonun ilk yarısında fena değillerdi. Hele ki koç Mark Jackson'ın savunmayı belki de üzerine kurmak istediği iki oyuncu Brandon Rush ve Bogut yokken. Ancak bir dönem sonra oyuncularda belli bir bıkkınlık ortaya çıktı ve beklenen düşüş gerçekleşti. Bogut'un dönmesine rağmen. Guardların yetersizliğinden kaynaklanan savunmaya yapılan penetreler vs. bu durumun bir göstergesi. Ancak benim gözümde Rockets kadar vahim değil. Mark Jackson'ın oturtmaya çalıştığı bir sistem var ve bunda savunmanın da yeri azımsanmayacak kadar var. Bogut'un (sağlıklı kalmasını diliyorum) oynadıkça pota altını kapatacağını varsayarsak bir adım atabilirler ama o kadar. Yine Warriors da sezon içerisindeki o yüksek grafiklerinden oldukça aşağıda kalacak ekiplerden bir tanesi olabilir.
Denver Nuggets
Denver adına play-offlar için belki de en önemli konu: Ev sahibi avantajını yakalamak. Çünkü kendi evlerinde farklı dışarıda farklı bir takım var. Bunda Dever'daki yüksek rakımın gelen takımları da etkilediği açık ki bunu da avantaja çevirebilirler. Nuggets da Rockets gibi oldukça yüksek tempoyu zorlayan bir takım. Bu zorlamayı içeride yapınca rakiplerini daha da çok bayıltıyorlar. Ancak Rockets'tan farklı olarak savunmada bir ana prensipleri var: Top çalma! Ligde bu kategoride ilk sıralardalar. Tabii bu top çalma arzusunun getirdiği riskler de yok değil. Alanını kaybetme gibi... Bu Nuggets'ın play-off'ta canını sıkabilecek bir durum. Hele Spurs ve Clippers gibi o handikapı değerlendirebilecek takımlara karşı. Yani bu iki ekiple karşılaşmak onlar için yıkım olabilir. Söylemek istediğimi daha iyi anlatmak için Denver'ın play-off'ta Thunder'a karşı Spurs ve Clippers'a oranla daha iyi bir performans sergileme ihtimalleri var. Ama diğer ikisi hele ki Spurs'e karşı oldukça kötü günler geçirebilirler. İlk 5'te kağıt üzerine baktığımızda ortalamanın üstünde 3 savunmacı var. Koufos, Igoudala ve Farried. Bunların içinden sadece Koufos pozisyonu, alanı savunmada ön plana çıkıyor ki ilk 5 başlamasının nedeni bu. Yoksa kenardan gelen McGee'nin Denver oyununa daha çok uyduğu açık. Ama alanı savunmak ve McGee kavramlarını yan yana düşünmek bile ürkütücü. Denver işlerin kızıştığı, her hamlenin daha dikkatliği yapıldığı anlarda topu çalmak adına değil de alanı korumak adına savunma yaparsa yine etkili olma şansları yüksek. Ancak bu felsefeyi bir anda oturtmak güç... O yüzden işleri zor gibi...
Brooklyn Nets
Hep Batı oldu bir tane de Doğu'dan yazalım mantığı değil bu. Brooklyn Nets için de ''ya iyi 5 ama savunma yapacak 1 tane adam yok'' yorumları dolaşıyordu ki doğruydu. Ancak sezonun yaklaşık ilk 2 ayında hiç de fena olmayan bir görüntü çizdiler bu konuda. Fakat yine oyunculardaki belli alışkanlıklar ortaya çıktı. Savunma bir anda geri plana düştü. Hakkını yemek istemediğim tek adam ise Brook Lopez. Kendisini bu konuda oldukça geliştirmeyi başardı. Savunma anlamında sezona başladığı şekilde devam etti. Bu Brookyln için bir artı. Ancak yukarıdaki diğer 3 takıma göre hücumları biraz da isolation yani bire birler üzerinden dönüyor. Hatta bu konuyla ilgili D-Will de eski koç Avery Johnson'ı da eleştirmişti. Sonrasında koç takımdan gönderilmişti bildiğiniz gibi yani yine oyuncu 1 - Koç 0... Neyse bu başka bir konu. Her ne kadar hücum istatistiklerinde 10. sırada olsalar da anlayış bakımından play-off'ta önleri açık değil. Yani hem savunmanın istenilen düzeyin çok altında olması hem de hücumun çok da harika olmaması sıkıntılı bir durum yaratabilir. Kısacası ilk turda Indıana, Boston hatta Chicago gibi üst seviye savunma yapan takımlara karşı tıkanmaları muhtemel...Bu tıkanıklı açacak olan D-Will'in oyunu ise iç açıcı bile değil...
Bunu okuduktan sonra e zaten bu takımlar şampiyonluğa ya da finallere oynamayacaklardı ne gerek var ki bu yazıya diyebilirsiniz. Ancak ben bu yukarıdaki takımların herkesin -belki Nets hariç- herkesin kafasında bir beklenti yarattığını düşünüyorum. Ve bu beklentileri karşılayacaklarını da pek sanmıyorum... Yazının amacı kısaca bu.
Son olarak bugün savunma yönünde play-off'ta sıkıntı yaşayabilecek takımları yazdım. Yarına hücum yönünden olanları yazarız. Arada geçiş olarak Nets var zaten.
Sağlıcakla kalın...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





