Sahada basketbol oynarken, her şeye inanabilmeyi, her şeyi anlamlı ve imkanlı kılabilmeyi nasıl başarabilirdiniz ki? Sanki insanlık için bir hediye misyonu üstlenmiş bu adam arka arkaya şampiyonlukları da kazanıyordu.
Her şey o kadar güzeldi ki bu film devam etmeliydi... İşte o şampiyonluklardan birinde 1996'da hikayenin devam edeceği yine bilinmese de aslında resmileşmişti. 23 Ağustos 1978'de Philadelphia'da doğan bir adamın NBA'e girişinde de hiçbir şey öngörülebilmiş değildi. Demiştik ya sıradan olmayan, olağan olmayan zaten tahmin edilemezdi. Hatta o kadar edilemedi ki draft edildiği takımından daha o gece Los Angeles Lakers'a takasla gönderilmişti. İşte 1984'te bize bahşedilen hediyenin taşıyıcısı küçük bir dokunuşla artık yerini almıştı. 20 yıl sonra kendisi o gün draft edildiği için teşekkür edecekti ve bizler de...
Bu iki adamın basketbola yönelmesi, birinin kariyeri sona ererken diğerinin yukarı çıkması, şampiyonluklara giden yolları oluşturan tesadüflerin, rastlantıların tamamı spor tarihi için tartışılmaz bir kıyaktı ve tabii herkes için de öyle...
Michael Jordan ve Kobe Bryant spor tarihinde aynı suda iki kez yıkanmanın imkanı sağlamıştı. Tarih de zaten tekerrürden ibaretti...