12 Kasım 2012 Pazartesi

D'Antoni:''Çocuklar Hızlı Hızlı, Çabuk Çabuk''


Herkes yazıyor çiziyor benim ne eksiğim var diye giriştim Lakers - Mike D'Antoni birlikteliğine. Son günlerde yaşananlar üzerine kısa özet geçmek gerekirse Mike Brown'a yol verildi, efsane Phil Jackson'a gidildi daha sonra da Mike D'Antoni üzerinde karar kılındı. O arada yaşananlarla ilgili çeşitli söylentiler var... Phil Jackson'ın çok para istediği ama Lakers'ın vermediği vs...

Mike D'Antoni'nin Lakers'a getireceklerini yazmadan önce nasıl bir basketbol anlayışı olduğunu belirlemek gerekiyor: Phoenix Suns tarihinin belki de en başarılı döneminde takımın başında bulunan D'Antoni'nin oyun felsefesindeki motta net belliydi:''7 saniye''. Hücumu bu kadar kısa sürede yapması için elinde bir çok imkan vardı ki en önemlisi de o dönemde iki yıl arka arkaya olan Steve Nash ki ona şuanda da sahip ayrıva P & R'yi belki de o zamanlarda en iyi oynayabilen uzun Amare Stoudemire ve kenarlarda bekleyen keskin şutörler... Bu oyun anlayışına uygun bir bench de cabası... Phoenix Suns'a konferans finalini getiren bu anlayış: Steve Nash'in ve her hangi biriyle bu genellikle Amare oluyordu P&R'lerinden sonra ya en kısa zamanda en doğru tercihin yapılmasıyla sonuçlanan hücumlar... İşin başında Nash olunca doğru tercih oranı tavan yapıyordu tabii... Kimler kimler acayip istatistikler yapmadı ki... Nash'le beraber oynayıp o takımın ekmeğini de yiyenler çok oldu tabii... O dönemde Phoenix Suns'ın adı şampiyonluk favorilerinin içinde hep geçmiş ancak hiç konferans finalinden öteye gidememişlerdi.  Bunun belki de en büyük nedeni savunmada yeterli sertliğin olmamasıydı. Bu durum play-off'larda normal sezondan daha çok ön plana çıkıyordu. O takımla beraber D'Antoni hep ''hücum profesörü'' şeklinde anılmaya başlandı. Ama kendisine göre savunmaya da aynı derecede önem veriyor.

Mike D'Antoni'nin kariyeri Suns'tan sonra Knicks'te devam etti. Ancak takım mühendisliklerindeki aksaklıklar, sakatlıklar, New York bir yerde koçluk yapmanın getirdiği dezavantajlar derken başarılı olunamadı ve yollar ayrıldı.

Bir kere D'Antoni'nin NBA'de elit koçların arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Bu Lakers gibi bir takımda koçluk yapmak için önemli çünkü Mike Brown'ın en büyük sorunu insanların ismini ilk duyduğunda verdiği tepkiler. En azından D'Antoni'nin şimdilik öyle bir algıyı yok ettiği aşikar. Ayrıca Kobe Bryant'ın sevdiği koçlardan birisi. ABD'nin Olimpiyat Takımı'ndan muhabbetleri var (D'Antoni o takımda yardımcı koçluk görevini yapıyor). Bu iki basketbol dışı gibi gözüken ama saha içini etkileyecek nedenler Mike Brwon'ın aleyhindeydi. D'Antoni için ilk etapta lehine bir durum var. Öncelikle Lakers'ın sezon başından hatta öncesinden bu yana problemi hücumdu. Hücumdaki dengesizlik, yanlış tercihler ve top kayıpları savunmanın da düşmesine sebebiyet veriyordu. Şu ünlü princeton hücum olmadı, yemedi yani. ''Aga nedir bu princeton hücum'' diyenler tık . D'Antoni'nin anlayışıyla beraber P&R oynanacak Steve Nash var e bir de Howard olunca korkutucu oluyor tabii. Sadece bir kısa bir de uzun olarak bakmamak gerek Gasol ve Kobe gibi sahanın her yerinden isabet bulabilecek iki oyuncu da cabası. E hücum bir düzene girince savunmada da o paralel olarak bir artışın olacağı kesin... İlk etapta D'Antoni'ni getirecekleri için bunları söyleyebilirim.

Peki endişeler? Bir kere Lakers 7 saniye olmasa da eskisi kadar hücumda vakit kaybetmeyecek (iddaa'cılar Lakers maçlarının alt/üst oranları değişmeden ilk günlerde yüklenin üste). Bu kadar çok yıldız adamın olduğu bir takımda zaten top paylaşımı sorun yaratacakken bir de hücum süresinin kısalması sonucu dengeler nasıl olacak çok önemli. Tamam Nash ve Howard P&R için bulunmaz nimet ama o takımda unutulmaması gereken adam Kobe. Sistem ne olursa olsun hücumun merkezinde Kobe yine kendi olmak isteyecektir. D'Antoni'nin hücum anlayışını düşündüğümüzde Kobe'nin oynadığı pozisyon daha çok ceza şutlarını sokan köşede Nash'i bekleyen bir anlayışa sahipti. Tamam Suns'taki sistemin aynısı olmayacaktır ancak Kobe'nin olduğundan normalleşmesi ve hücumun merkezinden az da olsa kayması sorun getirebilir mi? Göreceğiz. Şayet D'Antoni bu dengeyi ayarlarsa her şey güzel olur düşüncesindeyim.

Ancak hedef şampiyonluk ve o ünlü söz akıllara geliyor: ''Hücum maç kazandırır, savunma şampiyonluk''. D'Antoni'nin elinde savunma için önemli malzemeler ve bazı handikaplar var. Howard ve MWP'nin özellikle Howard'ın Nash'in açığını kapatması hayati önem taşıyor. Şu oyun anlayışında Kobe de savunmaya enerji saklayabilir. ''Gasol yumuşak oyuncu'' geyiklerine girmiyorum.

Peki Bench? Sanırım Steve Blake'in sürelerinde azalma olabilir. Çünkü bu oyun anlayışıyla uzaktan yakından alakası yok. Bundan böyle genç Darius Morris, diğer Darius ve Ebanks daha çok süre alabilir. İkinci 5'te de hücumun merkezi Meeks ve 4 numara oynayacak Jamison olacaktır. Jamison konusuna bir parantez açmak lazım. Brown 3 oynatıyordu. D'Antoni Jordan Hill'in yanında 4 oynatacaktır malum kısa koşan bir oyuncu grubu istiyor parkede. Bu durumda Jamison için iyi bir gelişme...

D'Antoni'nin gelişi kısa vadede takımı ayağa kaldıracaktır. Derseniz ki ''Lan daha ne kadar kötü olabilir ben gelsem ben de kaldırırdım'' bir şey diyemem ama uzun vadede şampiyonluk için konuşmak erken. Dediğim gibi öncelikle saha içinde hücumda dengeyi bulması önemli, ardından şampiyonluk için gerekli savunma sertliğini getirmesi şart.

Bir de ondan önce görüşmeye gidilen Phil Jackson'ın gölgesi hep Staples Center'ın üzerinde olacak...









8 Kasım 2012 Perşembe

Los Angeles ''The Others''


NBA'de sezonun başlamasıyla beraber elimden geldiğince maçları kaçırmamaya çalıştım. İzlediklerim olduğu kadar da izleyemediklerim de mevcut. Ancak gözüme en çok takılan takım Los Angeles Clippers. Zaten sezon öncesi kadrolarına baktığımda gayet komple bir durum vardı. Ve sanırım bana hep iyi oynadıkları karşılaşmalar denk geldi. Örnek olarak: Spurs'ü darmadağın ettikleri maç.

NBA'deki tüm takımların kadrolarını düşünün, gözünüzün önüne getirin. Hangisi komple bir kadroya sahip?

Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Miami Heat? Değil tabii ki. Ellerinde pivot yok ve artık pivotsuz oynuyorlar. O derece yani. Bir de guard sorunu var. Hatta geçtiğimiz sezon bir kaç kişi ''guard'a ne gerek var? Wade-Lebron getirir işte'' minivalinde fikirler ortaya atmıştı.  Resmen ellerinde güvenebilecekleri bir guard bulunmuyor (zaten durmadan fırçalıyorlar çocuğu) ve güvenemedikleri bir pivotları bile yok.

Peki Los Angeles Lakers?  Oldukça dengeli bir ilk 5 var tamam. Steve Nash gibi bir guard, Kobe Bryant'ı tanımlamıyorum hiç, Dwight Howard, Gasol, Artest ... Hakikaten rüya gibi bir Beş. Şayet ki teknoloji gelişip bu oyuncular 82 maç ve play-offların tamamında 48 dakika oynasalardı tamam ama bench şuan için Lakers'ın hanesine eksi yazıyor. He bunun sorumlusu Mike Brown mı yoksa bench gerçekten kötü mü? O yine ayrı bir tartışma konusu.

Oklahoma City? Evet en komple takımlardan biriydi belki de ama James Harden'ın gidişi sanki yaşamak için ihtiyacı oldukları elementlerden birini kaybetmek gibi oldu. Bir de saha içi etkisi var tabii ki...

Diğerlerinden pek bahsetmeye gerek yok sanırım. En azından ilk anda benim aklıma gelen bir takım yok.

Peki Los Angeles Clippers?

Teker teker üzerinden gidecek olursak: Bir kere hiç tartışmaya gerek yok şuanda yaşadığımız Dünya'nın en iyi oyun kurucusuna sahipler. Yanındakileri oynatan, kendisi şutunu yaratabilen ve belki de şuanda son pozisyonda, kader anlarında ki play-off'ta çok yaşayacaklar topu teslim edebileceğiniz en iyi adam o. Hele maçın sonuna 14-15 saniye varsa... Neyse bir şey demiyorum videoda izleyin




İki pota altı oyuncusuna sahipler: Biri Blake Griffin diğeri DeAndre Jordan. Blake Griffin için ''Süper yıldız'' tanımlaması yapmak sanırım biraz erken olurdu benimle aynı fikirde olanlarla birleştiğimiz bir nokta var ki o da: Arkadaş çok uçup-kaçtığı için olduğundan iyi gösteriliyor ya da görünüyor gibi... Evet öyle ancak onu zaten olduğundan iyi yapabilecek adamı bir üst paragrafta anlattım. DeAndre Jordan ise ligin iyi uzunlarından, sanırım 30 takımın 25'inde rahatlıkla ilk 5 başlayabilir ve yararlı da olur.

İlk 5 kenara geldiğinde ''second unit''in işleri bir şekilde devam ettirmesi gerekir. Bu durum takımlarda genelde hücumda problem yaratır. Savunmada ise üç aşağı beş yukarı performans aynı kalabilir hatta zaman zaman kenardan gelen enerji ile seviye yukarıya çıkar. Clippers bu problemi de NBA'deki bu göreve uygun en iyi adamlardan biri belki de en iyisiyle Jamal Crawford'la çözdü. Yani ikinci 5 sahadayken skor anlamında sorun yaşamayacaklarına dair ellerinde sigorta var. He sadece ikinci 5 için de değil maç sonlarında köşede bekler boş kalırsa maçı alır kalmayınca da aldığına çok şahitlik ettik.

Eric Bledsoe gibi içeriye penetre eden, güçlü, gerektiğinde savunma yapan, şut atan yani gerçekten komple bir arka alan oyuncusu var ki ''X factor'' tanımlamasına cuk oturuyor.

Bu takımın hedefi belli ki ilerleyen yıllar da şampiyon olmak en azından finale çıkmak ve bu yolda takımda bulunması gereken en önemli şey: Tecrübe. Takımda 3 isim Caron Butler, C. Billups ve Lamar Odom. Bu adamların üçü de şampiyonluk yolunda yaşanabilecek her şeyi yaşamışlar. Sevinçler, üzüntüler, mucizeler, hayal kırıklıkları ve daha nicesi... Bir adam daha var ki o şampiyonluk yaşamamış ama tecrübenin kralına sahip olan Grant Hill...

Bunlarla beraber iyi bir tamamlayıcı Ryan Hollins, sağlam bir görev adamı Matt Barnes ve sezona çok acı bir sekansla başlayan Ronny Turiaf var. Videodaki pozisyonla ilgili bir iki şey söylemek isterim adamda mangal gibi yürek var. O bloğu yedikten sonra kaç kişi geriye koşar ve poster olur ki? Ben olsam havluyu falan alır soyunma odasına giderdim mesela...




Peki Takımda sorunlar yok değil mi var. Koç Del Negro var mesela. Şu yazının sonunda ''Clippers konferans finali hatta final favorimdir'' diyemememin tek sebebi kendisidir. Takıma istikrarı aşılayacak olan görev onda ne kadar başarabilir? Sadece ben değil herkes şüpheli ve bu şüpheler çok ama çok büyük. Öncelikle, ''konferans finali ya da final yaparlar'' demiyorum ama başarırlarsa da şaşırmam

Tarihe not düşülsün: ''Bu satırları yazan bir Lakers taraftarı''