12 Kasım 2012 Pazartesi

D'Antoni:''Çocuklar Hızlı Hızlı, Çabuk Çabuk''


Herkes yazıyor çiziyor benim ne eksiğim var diye giriştim Lakers - Mike D'Antoni birlikteliğine. Son günlerde yaşananlar üzerine kısa özet geçmek gerekirse Mike Brown'a yol verildi, efsane Phil Jackson'a gidildi daha sonra da Mike D'Antoni üzerinde karar kılındı. O arada yaşananlarla ilgili çeşitli söylentiler var... Phil Jackson'ın çok para istediği ama Lakers'ın vermediği vs...

Mike D'Antoni'nin Lakers'a getireceklerini yazmadan önce nasıl bir basketbol anlayışı olduğunu belirlemek gerekiyor: Phoenix Suns tarihinin belki de en başarılı döneminde takımın başında bulunan D'Antoni'nin oyun felsefesindeki motta net belliydi:''7 saniye''. Hücumu bu kadar kısa sürede yapması için elinde bir çok imkan vardı ki en önemlisi de o dönemde iki yıl arka arkaya olan Steve Nash ki ona şuanda da sahip ayrıva P & R'yi belki de o zamanlarda en iyi oynayabilen uzun Amare Stoudemire ve kenarlarda bekleyen keskin şutörler... Bu oyun anlayışına uygun bir bench de cabası... Phoenix Suns'a konferans finalini getiren bu anlayış: Steve Nash'in ve her hangi biriyle bu genellikle Amare oluyordu P&R'lerinden sonra ya en kısa zamanda en doğru tercihin yapılmasıyla sonuçlanan hücumlar... İşin başında Nash olunca doğru tercih oranı tavan yapıyordu tabii... Kimler kimler acayip istatistikler yapmadı ki... Nash'le beraber oynayıp o takımın ekmeğini de yiyenler çok oldu tabii... O dönemde Phoenix Suns'ın adı şampiyonluk favorilerinin içinde hep geçmiş ancak hiç konferans finalinden öteye gidememişlerdi.  Bunun belki de en büyük nedeni savunmada yeterli sertliğin olmamasıydı. Bu durum play-off'larda normal sezondan daha çok ön plana çıkıyordu. O takımla beraber D'Antoni hep ''hücum profesörü'' şeklinde anılmaya başlandı. Ama kendisine göre savunmaya da aynı derecede önem veriyor.

Mike D'Antoni'nin kariyeri Suns'tan sonra Knicks'te devam etti. Ancak takım mühendisliklerindeki aksaklıklar, sakatlıklar, New York bir yerde koçluk yapmanın getirdiği dezavantajlar derken başarılı olunamadı ve yollar ayrıldı.

Bir kere D'Antoni'nin NBA'de elit koçların arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Bu Lakers gibi bir takımda koçluk yapmak için önemli çünkü Mike Brown'ın en büyük sorunu insanların ismini ilk duyduğunda verdiği tepkiler. En azından D'Antoni'nin şimdilik öyle bir algıyı yok ettiği aşikar. Ayrıca Kobe Bryant'ın sevdiği koçlardan birisi. ABD'nin Olimpiyat Takımı'ndan muhabbetleri var (D'Antoni o takımda yardımcı koçluk görevini yapıyor). Bu iki basketbol dışı gibi gözüken ama saha içini etkileyecek nedenler Mike Brwon'ın aleyhindeydi. D'Antoni için ilk etapta lehine bir durum var. Öncelikle Lakers'ın sezon başından hatta öncesinden bu yana problemi hücumdu. Hücumdaki dengesizlik, yanlış tercihler ve top kayıpları savunmanın da düşmesine sebebiyet veriyordu. Şu ünlü princeton hücum olmadı, yemedi yani. ''Aga nedir bu princeton hücum'' diyenler tık . D'Antoni'nin anlayışıyla beraber P&R oynanacak Steve Nash var e bir de Howard olunca korkutucu oluyor tabii. Sadece bir kısa bir de uzun olarak bakmamak gerek Gasol ve Kobe gibi sahanın her yerinden isabet bulabilecek iki oyuncu da cabası. E hücum bir düzene girince savunmada da o paralel olarak bir artışın olacağı kesin... İlk etapta D'Antoni'ni getirecekleri için bunları söyleyebilirim.

Peki endişeler? Bir kere Lakers 7 saniye olmasa da eskisi kadar hücumda vakit kaybetmeyecek (iddaa'cılar Lakers maçlarının alt/üst oranları değişmeden ilk günlerde yüklenin üste). Bu kadar çok yıldız adamın olduğu bir takımda zaten top paylaşımı sorun yaratacakken bir de hücum süresinin kısalması sonucu dengeler nasıl olacak çok önemli. Tamam Nash ve Howard P&R için bulunmaz nimet ama o takımda unutulmaması gereken adam Kobe. Sistem ne olursa olsun hücumun merkezinde Kobe yine kendi olmak isteyecektir. D'Antoni'nin hücum anlayışını düşündüğümüzde Kobe'nin oynadığı pozisyon daha çok ceza şutlarını sokan köşede Nash'i bekleyen bir anlayışa sahipti. Tamam Suns'taki sistemin aynısı olmayacaktır ancak Kobe'nin olduğundan normalleşmesi ve hücumun merkezinden az da olsa kayması sorun getirebilir mi? Göreceğiz. Şayet D'Antoni bu dengeyi ayarlarsa her şey güzel olur düşüncesindeyim.

Ancak hedef şampiyonluk ve o ünlü söz akıllara geliyor: ''Hücum maç kazandırır, savunma şampiyonluk''. D'Antoni'nin elinde savunma için önemli malzemeler ve bazı handikaplar var. Howard ve MWP'nin özellikle Howard'ın Nash'in açığını kapatması hayati önem taşıyor. Şu oyun anlayışında Kobe de savunmaya enerji saklayabilir. ''Gasol yumuşak oyuncu'' geyiklerine girmiyorum.

Peki Bench? Sanırım Steve Blake'in sürelerinde azalma olabilir. Çünkü bu oyun anlayışıyla uzaktan yakından alakası yok. Bundan böyle genç Darius Morris, diğer Darius ve Ebanks daha çok süre alabilir. İkinci 5'te de hücumun merkezi Meeks ve 4 numara oynayacak Jamison olacaktır. Jamison konusuna bir parantez açmak lazım. Brown 3 oynatıyordu. D'Antoni Jordan Hill'in yanında 4 oynatacaktır malum kısa koşan bir oyuncu grubu istiyor parkede. Bu durumda Jamison için iyi bir gelişme...

D'Antoni'nin gelişi kısa vadede takımı ayağa kaldıracaktır. Derseniz ki ''Lan daha ne kadar kötü olabilir ben gelsem ben de kaldırırdım'' bir şey diyemem ama uzun vadede şampiyonluk için konuşmak erken. Dediğim gibi öncelikle saha içinde hücumda dengeyi bulması önemli, ardından şampiyonluk için gerekli savunma sertliğini getirmesi şart.

Bir de ondan önce görüşmeye gidilen Phil Jackson'ın gölgesi hep Staples Center'ın üzerinde olacak...









8 Kasım 2012 Perşembe

Los Angeles ''The Others''


NBA'de sezonun başlamasıyla beraber elimden geldiğince maçları kaçırmamaya çalıştım. İzlediklerim olduğu kadar da izleyemediklerim de mevcut. Ancak gözüme en çok takılan takım Los Angeles Clippers. Zaten sezon öncesi kadrolarına baktığımda gayet komple bir durum vardı. Ve sanırım bana hep iyi oynadıkları karşılaşmalar denk geldi. Örnek olarak: Spurs'ü darmadağın ettikleri maç.

NBA'deki tüm takımların kadrolarını düşünün, gözünüzün önüne getirin. Hangisi komple bir kadroya sahip?

Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Miami Heat? Değil tabii ki. Ellerinde pivot yok ve artık pivotsuz oynuyorlar. O derece yani. Bir de guard sorunu var. Hatta geçtiğimiz sezon bir kaç kişi ''guard'a ne gerek var? Wade-Lebron getirir işte'' minivalinde fikirler ortaya atmıştı.  Resmen ellerinde güvenebilecekleri bir guard bulunmuyor (zaten durmadan fırçalıyorlar çocuğu) ve güvenemedikleri bir pivotları bile yok.

Peki Los Angeles Lakers?  Oldukça dengeli bir ilk 5 var tamam. Steve Nash gibi bir guard, Kobe Bryant'ı tanımlamıyorum hiç, Dwight Howard, Gasol, Artest ... Hakikaten rüya gibi bir Beş. Şayet ki teknoloji gelişip bu oyuncular 82 maç ve play-offların tamamında 48 dakika oynasalardı tamam ama bench şuan için Lakers'ın hanesine eksi yazıyor. He bunun sorumlusu Mike Brown mı yoksa bench gerçekten kötü mü? O yine ayrı bir tartışma konusu.

Oklahoma City? Evet en komple takımlardan biriydi belki de ama James Harden'ın gidişi sanki yaşamak için ihtiyacı oldukları elementlerden birini kaybetmek gibi oldu. Bir de saha içi etkisi var tabii ki...

Diğerlerinden pek bahsetmeye gerek yok sanırım. En azından ilk anda benim aklıma gelen bir takım yok.

Peki Los Angeles Clippers?

Teker teker üzerinden gidecek olursak: Bir kere hiç tartışmaya gerek yok şuanda yaşadığımız Dünya'nın en iyi oyun kurucusuna sahipler. Yanındakileri oynatan, kendisi şutunu yaratabilen ve belki de şuanda son pozisyonda, kader anlarında ki play-off'ta çok yaşayacaklar topu teslim edebileceğiniz en iyi adam o. Hele maçın sonuna 14-15 saniye varsa... Neyse bir şey demiyorum videoda izleyin




İki pota altı oyuncusuna sahipler: Biri Blake Griffin diğeri DeAndre Jordan. Blake Griffin için ''Süper yıldız'' tanımlaması yapmak sanırım biraz erken olurdu benimle aynı fikirde olanlarla birleştiğimiz bir nokta var ki o da: Arkadaş çok uçup-kaçtığı için olduğundan iyi gösteriliyor ya da görünüyor gibi... Evet öyle ancak onu zaten olduğundan iyi yapabilecek adamı bir üst paragrafta anlattım. DeAndre Jordan ise ligin iyi uzunlarından, sanırım 30 takımın 25'inde rahatlıkla ilk 5 başlayabilir ve yararlı da olur.

İlk 5 kenara geldiğinde ''second unit''in işleri bir şekilde devam ettirmesi gerekir. Bu durum takımlarda genelde hücumda problem yaratır. Savunmada ise üç aşağı beş yukarı performans aynı kalabilir hatta zaman zaman kenardan gelen enerji ile seviye yukarıya çıkar. Clippers bu problemi de NBA'deki bu göreve uygun en iyi adamlardan biri belki de en iyisiyle Jamal Crawford'la çözdü. Yani ikinci 5 sahadayken skor anlamında sorun yaşamayacaklarına dair ellerinde sigorta var. He sadece ikinci 5 için de değil maç sonlarında köşede bekler boş kalırsa maçı alır kalmayınca da aldığına çok şahitlik ettik.

Eric Bledsoe gibi içeriye penetre eden, güçlü, gerektiğinde savunma yapan, şut atan yani gerçekten komple bir arka alan oyuncusu var ki ''X factor'' tanımlamasına cuk oturuyor.

Bu takımın hedefi belli ki ilerleyen yıllar da şampiyon olmak en azından finale çıkmak ve bu yolda takımda bulunması gereken en önemli şey: Tecrübe. Takımda 3 isim Caron Butler, C. Billups ve Lamar Odom. Bu adamların üçü de şampiyonluk yolunda yaşanabilecek her şeyi yaşamışlar. Sevinçler, üzüntüler, mucizeler, hayal kırıklıkları ve daha nicesi... Bir adam daha var ki o şampiyonluk yaşamamış ama tecrübenin kralına sahip olan Grant Hill...

Bunlarla beraber iyi bir tamamlayıcı Ryan Hollins, sağlam bir görev adamı Matt Barnes ve sezona çok acı bir sekansla başlayan Ronny Turiaf var. Videodaki pozisyonla ilgili bir iki şey söylemek isterim adamda mangal gibi yürek var. O bloğu yedikten sonra kaç kişi geriye koşar ve poster olur ki? Ben olsam havluyu falan alır soyunma odasına giderdim mesela...




Peki Takımda sorunlar yok değil mi var. Koç Del Negro var mesela. Şu yazının sonunda ''Clippers konferans finali hatta final favorimdir'' diyemememin tek sebebi kendisidir. Takıma istikrarı aşılayacak olan görev onda ne kadar başarabilir? Sadece ben değil herkes şüpheli ve bu şüpheler çok ama çok büyük. Öncelikle, ''konferans finali ya da final yaparlar'' demiyorum ama başarırlarsa da şaşırmam

Tarihe not düşülsün: ''Bu satırları yazan bir Lakers taraftarı''

6 Ekim 2012 Cumartesi

Çok özledik be hocam...

Geçtiğimiz günlerde Tevfik Lav hocanın Konyaspor'la anlaştığında basın toplantısında söylediklerini okudum. Evet futbol üzerine konuşuyordu ama anlattıkları sadece futbolla alakalı değildi. O konuşma tüm takım sporları için bir bulunmaz sözlük niteliğindeydi.

İşte o basın toplantısından alınan konuşma:

''Konyaspor Kulübünün olmazsa olmaz
 ve vazgeçilmez değerlerini belirlemek, herkesçe benimsenen ve kabullenilen ilke ve prensiplerin etrafında omuz omuza vermek, tek yürek olmak. Kulübün ligdeki vizyonunu oluşturmak ve üstleneceği misyonu belirlemek. Takıma yeni bir imaj oluşturmak ve fark yaratan diğerlerine benzemeyen bir marka olmasının adımlarını atmak. Takım ruhunu geliştirmek “ biz“ duygusunu kuvvetlendirmek, saçından tırnağına kadar kelimesinin tam anlamıyla takıma yansıması ve o şekilde bir takım olmak Belirlediğimiz amaçlar ve ulaşmak istediğimiz hedefler uğrunda her türlü zorluğa katlanılacak, göğüs gerilecek bir ortam yaratmak. 

Takımdaki meslek ahlakını, görev bilincini, sorumluluk duygusunu, takım sevgisini ve sadakatini en üst seviyeye çıkarmak, herkesin işine dört elle sarılmasını sağlamak Oynayan yada oynamayan tüm oyuncuların takım için gerekli ve önemli olduklarını hissettirmek, özellikle de takıma giremeyen oyuncuların yabancılaşmalarını, kendilerini dışardan biriymiş gibi düşünmelerini önlemek. 

Rekabetçi, yarışçı , her an göreve hazır olmalarını sağlayacak ortam yaratmak, potansiyellerinin neleri başarabileceklerinin farkına varmalarına katkıda bulunmak Futbolcuların özgüvenlerini, emin olma duygularını yükseltmek, baskı ve stres altında duygularını kontrol yetenekleri ile geliştirmek, problemlerle baş edebilme, gerçeklerle yüzleşebilme yeteneklerini geliştirmek.Oyuncuların sadece bedenlerini değil, yüreklerini de işin içine katmak, coşkularını arttırmak , heyecan yaratmak ,yaptıklarını içten keyif almalarını, haz duymalarını sağlamak. Bir arada olmaktan Konyaspor da oynamaktan memnun oldukları bir atmosfer oluşturmak. 

Tüm futbolcuların yeteneklerini takımın yararına ve oyun planına uygun kullanmalarını teşvik edecek bir ortam yaratmak. Kendi çıkarını takımın başarısından önde tutmayan , keyfi davranışlara göz yummayan taviz verilmeyen bir atmosfer oluşturmak. Konyaspor taraftarının maçlara gelmelerini hak edecek, onların katlandıkları fedakarlıklara layık olacak takıma olan inançlarını yükseltecek haz duyacakları bir gururla başları dik dolaşacakları bir oyun sergilemek. Bilim ve teknolojiyi son sınırına kadar kullanmak, araştırma ve geliştirmeye önem vermek, transfer kriterleri, performans kriterleri oluşturmak, toplam kalite ve insan kaynakların kavramlarını kulübe taşımak. Yeni FIFA ve UEFA standartlarına ulaşılmasına katkıda bulunmak. Sosyal faaliyetler aracılığı ile halkla samimi ve içten ilişkiler geliştirmek, Seminerler aracılığı ile bilgilendirmek. Beyin fırtınası ve arama konferansları yoluyla kulübün geleceğini belirlemede ortak akıl oluşturmak.''

Tevfik Lav çok büyük bir teknik direktördü. Her şeyden önce de çok büyük bir insandı. 

Rahat uyu hocam...



27 Eylül 2012 Perşembe

Philadelphia 76’ers: Sezon Öncesi Değerlendirmesi



 Geçtiğimiz Sezon
Philadelphia 76’ers geçtiğimiz sezonu beklentilerin- playoff’ta Chicago Bulls’la eşleştikten sonra- kendi beklentilerinin de üstünde tamamlamayı başardı. Hatırlayacağınız gibi ilk turda NBA’in en formda takımlarının başında gelen Chicago Bulls’la eşleşmişler rakibin en önemli oyuncusu Derrick Rose’un sakatlanmasının da önemli payıyla seriyi kazanmışlardı. Ancak bu sakatlık, gerçekleştirdikleri başarının önüne geçti. ‘’Derrick Rose sakatlanmasaydı’’ ile başlayan bir çok cümle okuduk hatta yazdık bile. Evet Rose’un sakatlanması etkili oldu ancak o olmadan da Chicago’nun seriyi geçebileceğini düşünenlerin sayısı az değildi. Sonuçta geçtiğimiz sezon önemli bir işe imza atmış oldu 76’ers. Bir sonraki turda finale çıkabilecek mücadeleyi gösterip en nihayetinde 7. Yani son maçta konferans finaline çıkma şansını yitirmişlerdi.

Gelecek Sezona Hazırlık
Andrew Bynum, 76'ers traftarlarıyla
Philadelphia 76’ers gelecek sezona hazırlık döneminde en köklü değişiklik yapan NBA takımlarından biri oldu. Gelenler de çok önemliydi gidenler de aynı derecede önemli. Son 1-2 yılda NBA’deki en çok konuşlan konu olan Dwight Howard takasında en etkin olan taraflardan biri 76’ers oldu. 4’lü takasta Lakers’tan Andrew Bynum’ı alan Philadelphia takımın en büyük yıldızı Andre Igoudala’yı Denver Nuggets’a gönderdi. Ayrıca Orlando Magic’ten forvet Jason Richardson ve Golden State Warriors’tan Dorrel Wright’ı ekibe dahil ettiler. Geçtiğimiz sezon benchten gelip yüksek katkıda bulunan ve takımın benchine ‘’gece vardiyası’’ ismi verilmesinde en büyük pay sahibi olan Lou Williams takımda tutulmadı. O görevi yeni transfer Nick Young üstlenecek gibi duruyor. Evet ilk bakışta korkutucu gibi geldiğinin farkındayım. Ama Nick Young Clippers’ta oynadığı geçtiğimiz sezonda o Washington Wizards’taki kötü şöhretini biraz olsun silmiş durumda. Ancak Hala her şutu düşünmeden potaya gönderiyor mu gönderiyor…. Philadelphia 76’ers son olarak da geldiğinden itibaren sadece adıyla sahada yer alan Elton Brand’i ve yüklü kontratından amnesty hakkını kullanarak kurtuldu. Bir de Kwame Brown pota altına takviye edildi çünkü 4’lü takasta Nikola Vucevic takımdan ayrıldı. Tüm hepsinin yanında bazı küçük değişiklikler de oldu gidenler ve gelenler anlamında. Ama Philadelphia 76’ers adına sezon öncesi ana hatlar bu şekilde oluştu

Gelecek Sezon
Evan Turner
Philadephia 76’ers hakkında her zaman konuşulan neydi? Biraz yakından takip edenler bilir. ‘’İyiler ama hiçbir zaman şampiyonluk ya da final oynayacak kadar iyi değiller’’ ya da ‘’Çok iyi takım ama bir şeyler eksik sanki lan?!?!’’ minivalinde yorumlar okuduk. Eksik olan takımın hücumda eline rahatlıkla güvenebileceği bir yıldızın olmayışıydı. Igoudala o rolü üstlenmeye çalıştı çok başarılı performanslar sergiledi ancak o kişi Igoudala değildi. Şimdi oraya aday birini aldılar: Andrew Bynum. Ligin en iyi ikinci uzunu. Philadelphia’nın o tıkanan hücumlarına net katkı sağlayacağı ortada. Aynı şekilde pota altını karartma anlamında Bynum yine aktif görev alacak doğru orantılı olarak takımın zaten iyi olan savunma gücü biraz daha artacak. Kısacası genel olarak Philadelphia , Philadelphia basını bu takastan mutlu. Ben de (bana n’oluyorsa) bu takastan 76’ers adına mutluyum. Sonuçta bir karar verdiler. Aynı takımla devam etselerdi playoff yaparlar mıydı? Yaparlardı. Yine yaparlar ama geçtiğimiz sezonki takımla mı bir adım daha ileri gitmek için daha çok umut var yoksa bu takımda mı derseniz kesinlikle bu sezonki takım derim. Olur olmaz orası ayrı.
Andre Bynum’ı konuştuk peki diğerleri? Bu sezon Philadelphia’da dikkat etmenizi istediğim isim Jrue Holiday. Biliyorum sanki yeni bir oyuncu keşfetmişim tavırlarındayım. Evet , iyi bir oyuncu. Daha 22 yaşında. Ancak fark şu ki geçtiğimiz sezon topa sahip olan Andre Igoudala ve Lou Williams artık yok. Artık koç Collins hücumda topu bir tek ona emanet edecek. Eğer her şey yolunda giderse (sakatlık vs. olmazsa) bu sezon  seviyesinin çok yükseleceğini ve iyi bir hikaye yazacağını düşünüyorum.
Andrew Bynum ve Jrue Holiday’in yapacakları katkı tahmin edilebilir gibi duruyor. Asıl soru bu takımın düşünüldüğü gibi bir adım daha ileriye gidebilmesi için gerekli olan ne? Cevapsa kesinlikle: Yeni tranferler Jason Richardson, Dorrel Wright ve Nick Young yapacakları. Nick Young’ı biraz dışarıda bırakıyorum çünkü muhtemelen ikinci beşte olacak ve ona ‘’Sen kafana göre takıl baba’’ diyecekler. Jason Richardson ve Dorrel Wright’ın özellikle şut yüzdeleri çok belirleyici olacaktır. Philadelphia’nın en büyük sorunu net bir şutörlerinin olmayışıydı. Şimdiyse kenarlardan şut atmalarını bekledikleri iki isim var. Şayet istikrarlı sokarlarsa Philadephia 76’ers için gelecek günler parlak gibi duruyor. Çünkü bu durum rahat oynayabilmesi için Andrew Bynum için alan yaratacaktır. Onun katkısı artarsa yanında oynayan Thadeus Young’ın, Spancer Hawes’ın ve diğerlerinin de etkisi üst seviyede olacaktır.
Jrue Holiday
Philadelphia 76’ers adına tümünü toparlayacak olursak:
Andrew Bynum belirli bir katkı verecektir, Jrue Holiday’ın performansı ve rakamları muhtemelen artacaktır. Ancak belirleyici olan Dorrel Wright ve Jason Richardson’un oyunu olacaktır. Diğerlerinin performansı takımı bir adım öne götürecek olanlarsa onlarınki takımı istenen seviyeye getirecek olanlar.
Son olarak geçtiğimiz sezon playoff ikinci turu evet başarıydı. Ancak extrem durumlar yaşandı örnek olarak: Derrick Rose’un sakatlanması gibi… Ya da Boston Celtics’in tecrübeli olmasına rağmen zaman zaman eksik kalması zaman zaman yorulan ayaklar Philadelphia 76’ers için avantajdı. Demem o ki çıta yukarıda ama Philadelphia’nın bu sezon 1. Turda elenmesi başarısızlık sayılmaz. Asıl merak ettiğim nasıl oynayacakları. Bu bir bilgisayar oyunu olsaydı muhteşem oluşmuş bir kadro diyebilirdim ama gerçekte parçalar birbirine uyacak mı ? Göreceğiz. Ben umutluyum orası ayrı


Gidenler
G Lou Williams (Serbest Oyuncu)
F Edin Bavcic (Takas)
F
 Elton Brand (amnesty)
F
 Craig Brackins (Avrupaya transfer oldu)
G
 Andre Iguodala (Takas)
F
 Nikola Vucevic (Takas)
G
 Jodie Meeks (Serbest Oyuncu)


Gelenler
F Maurice Harkless (draft, )
F
 Arnett Moultrie (draft)
F
 Dorell Wright (takas)
C
 Darryl Watkins (takas)
C
 Kwame Brown (Serbest Oyuncu)
G
 Nick Young (Serbest Oyuncu)
G
 Royal Ivey (Serbest Oyuncu)
G
 Maalik Wayns (Serbest Oyuncu)
C
 Andrew Bynum (Takas)
G
 Jason Richardson (Takas)

26 Eylül 2012 Çarşamba

Memphis Grizzlies: Sezon Öncesi Değerlendirmesi



Geçtiğimiz Sezon

7 maçlık Clippers - Grizzlies serisinden Randolph ve Gasol
NBA’de güçlü batı konferansının en iyi 4-5 takımından biri olarak karşımızda olan Memphis Grizzlies, geçtiğimiz sezonu beklentilerin altında tamamladı diyebiliriz. Konferans finali uzak görünse de 1. Turda elenmeyi sezon başında çok fazla düşündüklerini sanmıyorum. Tabii elenmelerinde önce Los Angeles Clippers gibi zor bir takımla ilk turda eşleşmek ve bununla beraber 1. Maçta tam 20 küsür sayılarda öndeyken kendi seyircisinin önünde yenilip, demoralize olmak da etkili oldu. Gerçekleşmemiş ihtimaller üzerine konuşmak yanlış ancak Clippers’ı eleyip bir sonraki turda Spurs’le eşleşmeyi başarabilselerdi: Gregg Popovich’in makine düzeyinde işleyen hücumunu en azından Clippers’tan daha çok zorlayabilirlerdi. Gerçi sezon içerisinde 4 kere karşılaşmışlar 4’ünü de Spurs kazanmıştı ancak Clippers kadar da çaresiz kalacaklarını sanmıyordum. Kısacası Memphis Grizzlies 2011-2012 sezonunu beklediğinin bir tık altında bitirdi diyebiliriz.


Gelecek Sezona Hazırlık

Grizzlies gelecek sezon öncesi zor ama önemli bir karar verdi. Takımın en büyük eksiklerinden biri ikinci 5’ten istikrarlı şekilde verim alamamasıydı. Normal olarak bu görevi üstlenen O.J. Mayo beklentileri karşılayamıyordu. İyi bir kumaşının olduğu kesin olan ancak istikrardan yoksun oyuncudan sonunda vazgeçmeye karar verdi Grizzlies ve kontratını karşılamadı (Mayo, Dallas Mavericks’le anlaştı). Bu kararın doğru mu ya da yanlış mı olduğunu önümüzdeki sezon göreceğiz. İkinci 5’in hücumu yükünü çekmesi için takıma takasla Wayne Ellington ve serbest oyuncu Jared Bayless katıldı. Zaten dolu olan uzun rotasyonunda Dante Cunnigham de Ellington karşılığında Minnesota Timberwolves’in yolunu tuttu.  Grizzlies’in ikinci 5’i artık Jarryd Bayless, Wayne Ellington ve çaylak Tony Wroten’in eline bakacak gibi duruyor. Bu oyuncuların bekleneni göstermesi takım adına önemli unsurlardan biri olacak.  Bu hamlelerle en azından ‘’lan Mayo bu akşam nasıl oynar’’ sorusundan kurtuldular. He adam çıkar Dallas’ta çatır çatır oynarsa  Mayo ile çeşitli yaratıcı! başlıklar atar mı gazeteler bilmem. (Bence atarlar)
O.J. Mayo: Memphis'ten Dallas'a



Gelecek Sezon

Rudy Gay
Yazının girişinde de bahsettiğim gibi Memphis Grizzlies zaten güçlü Batı Konferansının en iyi 4-5 takımından biriydi. Kadrosunda  çok da fazla verim alamadıkları O.J. Mayo haricinde pek de bir kayıp yaşamadıklarından hala aynı seviyedeler. NBA’in en iyi pota altına sahip takımlar sırasında Lakers’ten sonra sizi bilmem ama ikinci sıraya Marc Gasol ve Zach Randolph’lu Grizzlies’i yazarım. Marc Gasol her sezon oyununu bir seviye daha geliştiriyor. Memphis’te yeniden doğan Zach Randolph’da ise korkulan olmadı ve kontratı aldıktan sonra (sakatlanmasına rağmen) bıraktığı yerden devam etti ki bu gelecek sezon için bir mesaj niteliğinde. Bu iki oyuncunun sağlıklı kalması en önemli önceliklerden biri.  Ancak Grizzlies için hayati önem taşıyan bir unsur var ki o da Rudy Gay’in ne yapacağı? Memphis şuanki kadrosuyla batıda 2. Tur oynayabilir ve finalin en büyük adayları Oklahoma City Thunder ve Los Angeles Lakers’la sonuna kadar mücadele edebilir. Tabii tüm bunlar Rudy Gay’in neler verebileceğine bağlı. Hiçbir zaman aldığı kontrat düzeyinde basketbol oynamadı. Günümüz basketboluna kısaların yön verdiğini düşündüğümüzde takım arkadaşları Rudy Gay’in eline korkmadan güvenerek topu verebilirse (tabii bunu sağlayacak olan yine Rudy Gay) Grizzlies adına her şey çok daha güzel olur. Gay’in gelecek sezon nasıl oynayacağınıysa kestirmek zor şimdiden zor.

Memphis Grizzlies adına tümünü toparlayacak olursak:
Kadroda çok fazla değişiklik olmamasından gelişimi kendi içlerinde yaratmak istedikleri açık. Rudy Gay’in performansına göre bir adım öne çıkacaklar ya da aynı yerde sekecekler. Geçtiğimiz sezon sakatlıktan dolayı uzun süre Zach Randolph’tan yararlanamamışlar bir önceki sezon da en kritik yerde Rudy Gay’i kaybetmişlerdi. Gasol, Randolph, Gay ve guard Conley’nin sağlıklık kalmaları şart. Geçtiğimiz sezona göre bir adım geriye gideceklerini sanmıyorum. Playoff yapacaklardır ama ligi nerede bitirecekleri onların beklentilerini yakalaması için cevap. Lakers ve Oklahoma’yı batının ilk iki sırasında düşünürsek 3. Sıra Memphis’in sezon öncesi en önemli hedefi olabilir. Buradan da 2. Tura çıkabilirler. Bu da onlar için ideal bir sezon sonu olur.  

45- 50 arası galibiyet alacaklarını tahmin ediyorum.

Gidenler
O.J. Mayo (Serbest Oyuncu)-G
Jeremy Pargo (Takas)-G
Dante Cunningham (Takas)-F

Gelenler
Jerryd Bayless (Serbest Oyuncu)-G
Wayne Ellington (Takas)-F
Tony Wroten (Draft)-G
D.J. Kennedy (Takas)- G



2 Ağustos 2012 Perşembe

Belki de zirvede bırakmak budur...

Aslında bu blogu yazmak bir kaç saat öncesine kadar aklımda bile yoktu. Ta ki Pops Mensah Bonsu'nun Maccabi Electra'yla anlaştığının resmen açıklanması ve Bonsu'nun tivitinden sonra. Hawkins, Ersin Dağlı, şimdi de Bonsu... Aynı sözlerle taraftara ve kulübe veda etti. Her ''hoşçakalın'' yazısının teması ise belliydi: Taraftarın, takımın her zaman kalplerinde olacağı ve tabii ki hiç bir zaman unutulmayacağına dair sona eren mesajlar...

Nasıl unutulsun ki? Bir sezon içerisinde iki ayrı milat yaşadı Beşiktaş. Deron Williams'ın gelişi ve gidişi. İkinci dönüm noktasının ardından kader birliği yapıldı adeta. Herkesin ancak masallarda bekleyebileceği sonu gerçeğe dönüştürdüler. Hem de D- Will gittikten sonra öyle çok da büyük bir yıldız olmadan. Takımın temel taşlarından Arroyo, kısa bir Utah macerasından beri hiç bu kadar ön plana çıkmamıştı. Ersin Dağlı, Efes'te hiç bir zaman beklenileni verememişti. Pops- Mensah Bonsu, kariyerinde belki de ilk defa bu kadar etkili olmuştu. David Hawkins liderliği eline bu kadar hiç almamıştı. Erceg, Kemp, Mehmet Yağmur, Can Akın, Serhat Çetin, Barış Hersek, Kartal,diğerleri... Son olarak tabii ki de Ergin Ataman ve ekibi... Hani izleyip de etkilendiğimiz genelde ''based on a true story'' ibaresini gördüğümüz Hollywood filmleri var ya, işte onlardan birini o kadro yarattı, kıyısından köşesinden şahit olduk bizler de. Aslında parlayan yıldız da takımın ta kendisiydi.... Tam üç kupa etkileyici! Kesinlikle etkileyici. Benim etkilendiğim bir diğer nokta ise: Öz güven... Hiç bir zaman geri adım atmamak... Sanırım bunu nasıl başardıklarını hiç bir zaman anlayamayacağım. Bu takımın geçtiğimiz sezon her antrenmanını izleyebilmeyi dilerdim açıkçası...

Çoğu dağılıyor artık bu kadronun. Koç da dahil... Teker teker selam ediliyor taraftara, takıma geçtiğimiz sezona... Eminim onlar hiç bir zaman unutamayacağı anlar yaşadılar. Yıllar sonra anlatacakları çok hikayeleri olacaktır buna da eminim. Ama öyle bir sezon geçti ki bundan yıllar sonra onlar yaptıklarını anlatırken ben şahit olduklarımı anlatacağım. Bir basketbol taraftarı olarak bu takımın sadece koç ve oyunculara değil baştan sona her ekibine teşekkür etmek istiyorum. 2011-2012 sezonu Beşiktaş basketbol takımı ne zaman hatırlansa, yüzlerde tebessüm yaratacağının da farkındayım. En azından benim için öyle olacak...

Belki de şartların getirdiği sonuç. Öyle ya da böyle ayrılanlar zirvede bırakıyor. Ötesi yok onlar, yani geçtiğimiz sezon ki 'O' Beşiktaş hem parkenin üzerindekilerin hep kalbinde olacak hem de onları izleyenlerin.

Tekrardan teşekkürler....




9 Temmuz 2012 Pazartesi

Yaşlılara Yer Var

NBA'de bu sezon ''yaşlı'' denilebilecek oyunculara verilen kontratlar oldukça ön planda. Furya dün de Knicks'in 38 yaşındaki Marcus Camby'e 3 yıl için verdiği 12 milyon $'la devam etti. Tabii Camby'nin dışında da yaşına göre oldukça önemli kontrat alanlar oldu. Hatta bazı takımlar cap'i bile aşıp daha fazla lüks vergisi ödeme uğruna bu anlaşmaları yaptı. Örnek olarak Steve Nash'in, Los Angeles Lakers'tan alacağı 3 yıl için 25 milyon $'ı gösterebiliriz. Peki başka kimler yavaşlayan dizlerine rağmen oldukça iyi kontratlar aldı dersek ?

Kevin Garnett yine çıldırmış
1- Kevin Garnett(36): Boston Celtics'ten tam 3 yıl için 34 milyon $ alacak. Konu dizlerden açılmışken her zaman Kevin Garnett'in vücut olarak yorgunluğunun yaşından da fazla olduğu dile getirilir. Çünkü NBA'de onu izlemeye başladığımız dönemden beri gördük ki mart ayında ligin en kötü takımına karşı oynarken bile aynı hırs aynı mücadele... E bunun sonucunda da yılların getirdiği bir yıpranma oluyor. KG şuanda 36'sında. Tabii aldığı kontratta geçen sezon oynadığı özellikle playofflardaki performansı önemliydi. Sonuç olarak şu yaşta pek fazla NBA oyuncusunun göremeyeceği bir kontrat aldı. Doc Rivers'ın onu takımda tutmak istemesinin sebebi büyük üçlüyü (Pierce-Garnett-Allen) bozmamak ve devam etmekti. Ancak Ray Allen bildiğiniz üzere Miami Heat'le anlaştı. Açıkçası bu yaştan sonra oyunun önemli bir tarafının savunma ve fizik mücadeleye dayanan Garnett kendi açısından baktığımızdaa 34 milyon $'lık iyi bir kontrata imza attı. Hayırlısı olsun.

Nash Hollywood'ta. 
2-Steve Nash(38): Yukarıda da bahsetmiştik aşağıda konuyu biraz daha açmakta fayda var. Şurada zaten Nash transferiyle ilgili görüşlerimi belirttim. Bir kez daha tekrarlamakta fayda var: Yararlı olmama gibi bir ihtimal çok fazla yok. Ama Suns'ın açık alan/erken hücum basketbolundaki gibi efektif olabilir mi soru işareti. Sonuç olarak Nash 41 yaşına kadar 25 milyon $ daha kazanacak. Eğer Lakers'a gitmeseydi ona çok daha yakın olan takım Toronto Raptors'tı. Belki de Kanada'da bir fenomen olmasının da etkisiyle Raptors kendisine 3 yıl için 36 milyon $ önerdi fakat tecrübeli guard belki de harika kariyerine bir yüzük eklemek için Hollywood'u seçti. Öyle ya da böyle 41 yaşındaki bir basketbolcunun hele NBA gibi bir ligde 7-8 milyon $ kazanması her baba yiğidin harcı değil. Sırt ağrılarını da hesaba katarsak çok iyi bir kontrat aldı.


Jason Kidd
3-Jason Kidd (38): 3 yıllık kontrat alan bir diğer veteran isim. Dallas'tayken '' Gerekirse gelecek sezon geri planda kalabilirim'' şeklinde açıklaması. Yüzük istediği açık ve net ortaya koyduğu bu sözleri ise Deron Williams'ın takıma gelme ihtimali karşısında söylemişti Kidd. Ancak D-Will, tercihini Brooklyn Nets'ten yana kullandı Jason Kidd de New York'un yolunu tuttu. 3 yıl için 9 milyon $ alacak. Jeremy Lin'e mentorluk yapması ve 15-20 dakika arasında oynayıp fayda vermesi muhtemel bir oyuncu için New York gayet makul bir ücret vermiş. Sonuçta aldığınız adam Jason Kidd.


Ray Allen'a Miami formasını giydirmişler
4- Ray Allen (37): Veteranlar arasında en çok aranan isimlerden birisi de Ray Allen'dı. Clippers, takımı Boston ve Miami Heat serbest kalan oyuncuya kontrat önerdi. Onun seçimi Florida oldu. Boston'un 2 yıl için verdiği 12 milyon $'ı redderek Heat'le 3 yıl için 9.5 milyon $'a anlaştı. Büyük ihtimalle Kariyerinin son kontratında 3 milyon $ az kazanmayı tercih etmesinin nedeni belki de bir yüzük daha elde etmek veya takım içerisinde Rondo'yla yaşadığı iddia edilen anlaşmazsızlıklar olabilir ya da ikisi de kim bilir? Net olan şey şu ki: Ray Allen gelecek sezon büyük üçlünün yanında çembere şampiyonluk için şutlarını gönderecek.


Camby yıllar sonra tekrar New York'ta
5-Marcus Camby(38): Yukarıda bahsettiğim diğer isimlerden ve en yakın anlaşma sağlayan oyuncu. New York Knicks'ten 3 yıl için 12 milyon $ alacak. Camby'nin iyi bir kontrat almasının nedeni NBA'in bir çok iyi takımının Spurs, Dallas vs. onun peşinde olmasından kaynaklanıyor olabilir. Tecrübesiyle ve parke üzerinde kaldığı bölümlerde fayda vereceği kesin. Sonuçta pota altı rotasyonu zayıf takımlardan biriydi Knicks. Artık Tyson Chandler'a iyi bir yedek buldular. Bana öyle geliyor ki Camby'e verilen bu kontratın saha içi kadar saha dışında takıma getireceklerinin de çok etkisi var.


Tim Duncan beklemede
Son beklediğim isim Tim Duncan'ın Spurs'le ne kadara anlaşacağı. Geçen sezon gösterdiği performansa ve takımının ligi bitirdiği yere bakarsak ayrıca yukarıdaki kontratlarla karşılaştırırsak. 3 yıl için 8-9 milyon $ civarı bir rakam ortaya çıkıyor. Ama tabii normal şartlarla. Takım Tim Duncan'dan anlayışlı davranmasını ister Duncan da bunu kabul ederse daha az bir ücrete imzalayabilir de.



Yazının sonuna geldiğim bu anlarda biranda aklıma gelen ismi yani Juwan Howard'ın da (39) serbest kaldığını ve veteran olduğunu hatırlatır, saygı ve sevgilerimi sunarım.


8 Temmuz 2012 Pazar

Rob 'Magic' Hennigan

30 yaşında bir GM'siniz elinizde bir adet takım var ve şartlar şu şekilde:

1- Takımınız franchise oyuncusu yani Dwight Howard her fırsatta ve her yerde kalmak istemediğini söylüyor.

2- Çalkantılı bir sezonda sürpriz çıkışıyla yüzleri gülümseten ve ''En çok gelişme kaydeden'' oyuncu ödülünü alan Ryan Anderson da takımdan ayrılmak istediğini dile getiriyor.

3- Son olarak da daha önceden imzalanmış bol sıfırlı kontratlar.

4- Her şeyi geçtim gelecek sezon takmda kalsa 7.3 Milyon $ alacak olan Jameer Nelson bile serbest kalmayı seçti.
Dwight Howard :''Brooklyn sevdalısıyım''

Rob Hennigan'ın işi oldukça zor. Yani Orlando Magic için yakın gelecek pek de parlak görünmüyor. Net olan şu ki: Dwight Howard takas edilecek. Büyük ihtimalle bu takım Brooklyn Nets olacak az olan olasılık ise Los Angeles Lakers. Howard'ın inatla Brooklyn Nets'i istemesi Hennigan'ın elini kolunu bağlayan önemli bir etken. Brooklyn Nets dışında diğer takımlardan çok daha işine yarabilecek parçalar alabilirdi. Eğer Howard, Brooklyn'e giderse gelecek oyuncular belli Brook Lopez ve Marshon Brooks (Ne kadar çok ''Brook'' yazdığımın şuanda farkına vardım). Ligdeki iyi denilebilecek uzunlardan bir tanesi. Marshon Brooks da yeterli bir görev adamı diyebiliriz. Tabii Nets'ten alınacak draft hakları var ancak Howard oraya gittikten sonra o haklar ne kadar işe yarar merak konusu. 

Takastan gelen son haberler ise şu şekilde: 
1- Brooklyn Nets serbest oyuncuları Brook Lopez'i sign and trade'le Magic'e göndermek için görüşmelere başladı.(Eğer takas yatarsa Nets'te kalacak)

2-Takasın Brooklyn Nets tarafından gelecek olan bir diğer isim Kris Humphries'i Orlando Magic istemiyor ve onu göndermek için üçüncü bir takım arıyorlar.

Kısacası öyle ya da böyle takas Nets'le ya da başka bir takımla olsa bile önümüzdeki 3-4 yıl içerisinde Orlando Magic'i yeni bir yapılanma bekliyor. Başarılı olup olamayacakları ise drafttan yapacakları seçimlere bağlı. E konu draft olunca biraz da olsa şansa ihtiyaçları var. Ama ben bu adamdan umutluyum. 

Rob Hennigan ve çaylaklar: Sağda Andrew Nicholson - Solda  Kyle O'Quinn
Not: Bu yazıyı Dwight Howard'ın gitmek istediğini söylemesi üzerine yazdım. Geçtiğimiz takas döneminde de ''Gitmek istiyorum'' demişti kalmıştı. Hatta gelecek sezon da takımda kalacağını bile söylemişti ama şimdi ''Gitmek istiyorum'' diyor. Hani yarın bir gün olur da kafasına eser ''gitmek istemiyorum, kalıyorum'' derse diye yani...

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Ray Allen Yüzük İçin Heat'te


Arkadaki abla bakmasa da harika şut stiliyle Ray Allen

Ray Allen için bir çok tanımlama yapabilirsiniz: Kendisi şuanda hali hazırda NBA Tarihinin en çok üçlük isabeti bulan oyuncusu. Tam 9 kez all-star oldu. İnanılmaz şut stilinden bahsetmeye gerek yok. Bu kadar büyük bir yıldız olmasına rağmen inanılmaz düşük bir ego harika bir profesyonel. Takımı bir arada tutan lider...

Hatta onu en iyi tanımlayan olaylardan biri geçtiğimiz sezon yaşandı. Ray Allen kontrat senesinde olmasına rağmen koçu Doc Rivers'a kendisini ikinci 5'e çekmesinin takım adına daha yararlı olacağını söylemişti. Çünkü sakatlık yaşadığı dönemde Avery Bradley ilk 5'e yerleşmiş takımın zaten iyi olan savunma direncini artırmıştı. Ray Allen da kenardan gelerek benchten önemli sayı katkısı yapmıştı. Düşünün 36-37 yaşındasınız kontrat seneniz ve bundan sonra kuvvetle muhtemel bir kez daha sözleşme imzalayacaksınız ama takım için benche oturmayı göz alıyorsunuz. Kısacası böyle de mükemmel bir insan.

R. Allen yüzük için Florida'da son kez sahne alacak
Neresinden bakarsanız bakın Miami Heat, hem harika bir oyuncu hem harika bir insan hem de çok büyük bir tecrübeyi kazandı. All-star guard Heat'ten 3 yıl için 9 milyon $ alacak. Boston Celtics'in önerdiği 2 yıl, 12 milyon $'lık kontratı reddetti. Bunun bir kaç sebebi olabilir. Belki de geçtiğimiz sezon içerisinde hakkında çıkan takas iddiaları... Belki de bir tane daha şampiyonluk yüzüğü kazanma isteği... Yeni takımında oldukça verim sağlayacağı kesin. Wade ve Lebron gibi boyalı alana ligdeki en iyi penetre eden oyunculardan ikisine sahip. Allen'ın dışarıdan bulacağı üçlükler takım arkadaşlarına alan açacağı kesin. Miami Heat final serisinde muazzam üçlük yüzdesiyle oynasa da o çizginin gerisinden topu eline aldığında güvende hissettiren biri yok. Mike Miller'ın sağlık durumu ortada, James Jones'un da basketbolu bırakabileceği konuşuluyor. Heat, şampiyon olan kadrosunu daha da güçlendirerek takımı bir seviye daha yukarı çıkartmak için tabiri caizse ''nokta transfer'' yaptı diyebiliriz.

İçeriye sürekli penetre eden iki oyuncunun yanında üçlük çizgisinin gerisinde bekleyen bir Ray Allen'ı izlemek eğlenceli olacaktır. Bir de pota altı oyuncuları gerekli perdelemeleri yaparsa tadından yenmez bir oyun olur. Artık rakipler düşünsün.
Lebron-Wade-Bosh ve Ray Allen

6 Temmuz 2012 Cuma

Canadian Kid Son Filmi İçin Hollywood'ta

Kobe ve Nash: Fazla asist fazla sayı, fazla sayı fazla asist
Son iki sezondur beklentilerin oldukça altında kalan Los Angeles Lakers artık daha heyecanlı. Çünkü ligin gördüğü en iyi guardlarından biri Steve Nash gelecek sezon bir Laker olacak. 2005-2007 yılları arasında Suns forması giyerken Lakers'ın başına bela olan bu adam, basketbol yaşamının sonlarına doğru Los Angeles'la yüzük takmanın yollarını arayacak. Aslında sürpriz bir anlaşma oldu diyebiliriz çünkü bu sezon serbest kalan Nash'in peşinde bir çok takım vardı. Miami Heat, New York Knicks gibi. Ancak bu takımların kadrosunda yüksek kontratlı çok oyuncu vardı ve Steve Nash geçtiğimiz günlerde paranın kendisi için hala önemli bir faktör olduğunu belirtmişti. Bu sözden sonra Toronto Raptors'un 3 yıl 36 Milyon $ teklifi ve Nash'in de Kanadalı olması oraya daha yakın durduğunu düşündürmedi değil. Ancak takas dönemi NBA'in en güzel yönlerinden biri ortaya çıktı Canadian Kid adı diğer takımlara göre çok da öne çıkmayan Lakers'a gitti.

Lakers Koçu Mike Brwon'ın işi hiç de kolay değil
LA Lakers, 38 yaşındaki Nash'e 3 yıl için 27 milyon $ gibi bir ücret verecek. Zaten cap'te yeri olmayan Lakers için bu kontratı karşılama kararı hiç de kolay olmamıştır (Lamar Odom takasından trade exeption'u kullandılar). Steve Nash'in takıma katılışı Kobe dahil herkeste bir heyecan yaratmışa benziyor ki en önemlisi Lakers'ta heyecanını kaybeden Gasol'da. Çünkü hepsi biliyor ki Nash sahadayken hücumda her şey çok daha kolay olacak. Amaç ise belli şampiyonluk. Bunun uğrunda Nash'in sezon içerisinde dakikalarının sınırlı tutulması şart. Çünkü 38 yaşında ve sırtındaki/belindeki problemler biliniyor. Savunmadaki yaratacağı handikap da Mike Brown'un çözmesi gereken bir diğer problem. Ancak en büyük soru işaretiyse şu: Nash, Phoenix Suns'ta hatta daha öncesinde Dallas Mavericks'te açık alan basketbolu oynadı, Lakers ise yıllardır tam tersi set oyununun NBA'deki en büyük temsilcisi. Bu iki farklı basketbolun anlayışının birbirine ne ölçüde adapte olup olamayacağı Lakers'ın gelecek sezon yapacaklarının cevabı. Bir orta yolun bulunması gerek.

Sonuç olarak Lakers artık bir karar verdi yola Nash'le devam edecek. Bundan sonra Howard konusunda yeterince ısrarlı olacaklarını sanmıyorum. En azından gelecek sezon onun serbest kalmasını bekleyecek ve Nash'le neler yapabileceğine bakacaktır. Eğer Canadian Kid, Lakers'a, Lakers da ona uyum sağlarsa şampiyonluk çok da uzak değil.
Gasollu ve Kobeli güzel günler

3 Temmuz 2012 Salı

Yaz geldi NBA'e içimiz kıpır kıpır

Artık yaz dönemine girdiğimize göre NBA'de de yok efendim x basketbolcuyu y takımı istiyormuş. Z oyuncu bilmemne takımıyla imzalayacakmış gibi böyle bin tane dedikodu çıkar. Bunların arasında gerçekleşen takaslar ve doğruluğu olan dedikodular yok mu ? Kesinlikle var. Ben de yaz döneminde gerçekleşen takasları olsun, imzalanan sözleşmeleri olsun elimden geldiğince buradan değerlendirmeye çalışacağım.(Arada dedikodular da olur)

İlk olarak en taze takasla (Atlanta Hawks - Brooklyn Nets) başlamak lazım.

Takas: 

Atlanta Hawks - Jordan Farmar, Johan Petro, Anthony Marrow, Jordan Williams, DeShawn Stevenson ve Brooklyn Nets'e daha önce Houston'dan gelen 2013 yılı korumalı draft hakkını aldı

Brooklyn Nets- Joe Johnson'ı ve 'boru' gibi kontratını aldı. (Nets, JJ'e 4 yıl için 90 milyon dolar ödeyecek)

90 milyon$ kontratlı Joe Johnson
Geçtiğimiz günlerde Atlanta Hawks'ın takıma getirdiği yeni GM'si Danny Ferry'nin bu ekibin temel taşlarını tamamen yerinden oynatıp tekrardan yapılanmaya gideceğini düşünmüştüm. Daha önce de Spurs'te çalışan Ferry geldiği ilk günlerde hemen icraata geçti ve takımı 0'dan oluşturmanın yollarını aramaya başladı (Kendisi 0'dan oluşan bir başka takım Oklahoma City'de de görev yaptı). Net söylemem gerekirse bu takastan karlı çıkan taraf Atlanta Hawks oldu.
Atlanta Hawks'ın yeni GM'si Danny Ferry


Neden mi: Yukarıda da söylediğim gibi Nets öyle böyle bir kontrat almadı. 31 yaşındaki Joe Johnson'un 90 milyon dolarlık kontratı korkutucu. Hawks hem bu kontrattan kurtuldu, hem heyecanını kaybetmiş bir ''yıldız oyuncudan'' hem de Anthony Marrow gibi iyi bir görev adamı, yeni kurulacak yapıda ceza şutörü olabilecek bir oyuncu aldı. Son olarak korumalı draft hakkını da unutmamak gerek.

Peki Nets bu takası neden yaptı ? Cevabı basit Deron Williams'ı kaybetmemek için. Takasın yapıldığı gün Dallas Mavericks'le görüşen Deron Williams'ı takımda tutmak adına yapılan bu hamlenin nasıl işe yarayacağını izleyip göreceğiz. Nets'in D-Will savaşlarındaki avantajlarından biri  ona 5 yıl için 100 milyon dolar önerebilecek tek takım olması. Dallas ise en fazla 4 yıllık  kontrat imzalayabiliyor. D-Will'in 28 yaşında olduğunu ve 4 yıl sonra 32'sine geldiğini düşünürsek o saatten sonra 20 milyon dolarlık bir kontrat daha alması çok zor. Kısacası Deron Williams, Brooklyn Nets'le imzalarsa artı 20 milyon daha cebine koyacak. Dallas'ın elindeyse şampiyonluk için daha uygun ve oturmuş bir kadro var. Onların da cezbedici tarafları bu.
Deron Williams: Dallas mı ? Brooklyn mi?

Nets'in ise kadro anlamında sıkıntı yaşaması muhtemel çünkü
Joe Johsson - 4 yıl (90 milyon $)
Gerald Wallace - 4 yıl (40 milyon $)
Eğer Deron Williams imzalarsa - 5 yıl (100 milyon $)

Yani 3 oyuncu Salary Cap'in 50 milyon dolarını kapatacak. Böylelikle Nets'in hamleleri sınırlanacak. Dwight Howard'ın, Brooklyn Nets hayali zora girecek. E Deron Williams da bunların tamamanın farkında.

Kısacası D-Will kendine  güvenir ve 32 yaşında da 20 milyon $ değil ama iyi bir kontrat imzalayacağına inanırsa Dallas Mavericks forması giymesi hiç de uzak değil. İşte bu durumda Nets'in yaptığı takas daha da berbat bir hal alabilir.

Dwight 'takas ol artık' Howard
Bu arada muhtemelen tüm olup bitenleri odasında, ayaklarını uzatarak, keyifle izleyen biri daha var ki o da Orlando Magic'in genç GM'i Rob Hennigan. Çünkü: Geçtiğimiz günlerde Dwight Howard'la ilgili çıkan bir haberde Howard'ın ''Aklımda sadece bir yer var ve eğer oraya değil de başka bir takıma takas edilirsem gelecek sezon oynar daha sonra da serbest kalır ayrılırım'' şeklinde bir konuşma yaptığı yazılmış. Rob Hennigan, Howard'ın aklındaki takımın Nets olduğunu kabul etmişti. Hal böyleyken elinde daha iyi parçaları olan takımlar bu açıklamadan sonra Dwight Howard konusunda geri adım atmıştı. Bu durum muhtemelen Rob Hennigan'ın elini kolunu bağlıyordu. Son takastan sonra Nets'in Deron Williams'la da imzalayacağını düşünürsek salary cap'ten dolayı Dwight Howard'tan vazgeçmesi büyük ihtimal gibi görünüyor. Nets, D-Will'le imzalamazsa zaten Howard oraya gitmez. Böylelikle genç GM oldukça tecrübeli davranarak beklemeyi seçti. Şuanda elinde daha çok seçenek olan taraf o.

Kısacası Atlanta Hawks -  Brooklyn Netts takasına en çok sevinen isimlerden biri de Magic'in GM'i Rob Hennigan olmalı..
Akıl yaşta değildir baştadır: Rob Hennigan