26 Kasım 2011 Cumartesi

ELBET, BİR GÜN DE , BİR GÜN GELECEKTİ


Amerikan Ulusal Basketbol Ligi, NBA’de 1 Temmuzdan itibaren başlayan lokavt takım sahipleri ve oyuncular birliği’nin sözlü  olarak  anlaşması sonucu sona erdi. Karşılıklı imzaların birkaç gün içinde atılacağı ve NBA’in 25 Aralık’tan sonra başlayacağı gelen bilgiler arasında.
Peki, lokavt nedeniyle NBA’den bir çok yıldız basketbolcuyu bünyesine katan Avrupa takımları  bu durumdan nasıl etkilenecek? Öncelikle kendi ligimize baktığımız da lokavtın bitişinden en çok zarar görecek  olan Beşiktaş Milangaz gibi duruyor. Siyah beyazlı ekip, Dünya’nın en iyi iki oyun kurucusundan biri olarak gösterilen Deron Williams ile beraber  Semih Erden’i  de kadrosuna katarken,son olarak bir başka yıldız oyuncu Lamar Odom’la anlaşmıştı. Lokavtın bitişiyle bu üç oyuncu da NBA’e geri dönecekler. Zaten  rotasyonda sıkıntı yaşayan Beşiktaş’ın takviye yapması kesin gibi gözüküyor. Euroleague’deki temsilcilerimizden en çok etkilenecek olan eğer dönerse Ersan  İlyasova’nın NBA’e gitmesiyle Anadolu Efes olacak. Forvet pozisyonunda takıma ribaund ve sayı konusunda önemli  katkılar sağlayan Ersan İlyasova,  Bucks’la olan sözleşmesi gereği NBA’e dönmek durumunda. Ancak Milli Basketbolcunun Amerika’ya dönmek istemediği ve takımıyla anlaşıp basketbol hayatına Avrupa’da devam etmek istediği de gelen bilgiler arasında.Mavi beyazlı ekibin diğer bir NBA patentli oyuncusu Vujacic’in ise Anadolu Efes ile 1 yıllık sözleşmesi bulunuyor. Galatasaray ve Fenerbahçe ise rakiplerine göre lokavtın bitişinden dolayı daha az etkilenecekler. Sarı kırmızılı ekip NBA’in oynanamaması nedeniyle Zaza Pachulia’yı kadrosuna katarken Fenerbahçe Thabo Sefholosha’yı takıma kazandırmıştı. Marko Tomas’ın sakatlıktan dönmesi ve yapılacak bir takviye ile sarı lacivertliler Sefholosha’nın gidişini ekarte edebilecek durumda. Aynı şekilde Galatasaray da Zaza’nın boşluğunu pota altına yapacağı bir transferle doldurabilir.

Avrupa’daki diğer takımlara bakacak olursak Lokavtın bitişi nedeniyle Euroleague’de mücadele eden ekiplerden en çok etkilenecek olanlar Anadolu Efes’le C grubunda mücadele eden takımlar olacak. Real Madrid, İbaka ve Rudy Fernandez gibi iki önemli ismi kaybederken, Maccabi Electra, bundan sonra yıldız oyun kurucusu Jordan Farmar’dan yoksun mücadele edecek. Emporio Armani Milano’da  ise önemli bir hücum silahı olan Gallinari Nba’e geri dönecek oyuncular arasında. Temsilcimiz Anadolu Efes’in değişen bu dengelerden sonra grupta, özellikle uzun rotasyonunda rakiplerinden  üstün bir konuma geleceği kesin. Fransa temsilcisi Sluc Nancy ise hücumda ve savunmada takımın lideri konumunda olan Batum’u kaybederek önemli bir yara alacak. Fenerbahçe’nin grubunda yer alan CAJA Laboral  Seraphin’in gidişiyle güç kaybedecek.Sezon başında Avrupa’dan ve NBA’den önemli oyuncuları renklerine katarak Euroleague’in şampiyonluk favorilerinden biri olan CSKA Moskova ise sanılanın aksine lokavtın bitişinden en az etkilenecek takım olabilir. Zaten Kristic ile 2 yıllık sözleşmesi bulunan Rus ekibi, Krilenko’dan gelecek haberi bekleyecek. Eğer yıldız oyuncu NBA’de oynamayı seçer ve oradan iyi bir teklif gelirse Amerika’ya dönecek ancak takımda kalmak istemesi halinde CSKA Moskova ile yola devam edecek. Euroleague’de mücadele eden diğer ekiplerden Partizan, Pekovic ile yollarını ayırmak zorunda kalacak. Zaten kötü giden Zalgiris Kaunas ise yıldız oyun kurucu Ty Lawson olmadan sahaya çıkacak. Bunun yanında KK Zagreb, TJ Ford ile Union Olimpija, Dany Green ile vedalaşacak. Lokavtın bitişi nedeniyle Fransa ekiplerinden Asvel iki önemli oyuncusu Tony Parker ve  Thuriaf’ı kaybederken, Bordeaux ise Diav’dan yoksun sezona devam edecek. Geçtiğimiz günlerde Roma ile anlaşan Tyreke Evans takımının formasını giyemeden ABD’ye geri dönecek isimler arasında.

C.H.

11 Eylül 2011 Pazar

Teşekkürler,12 Dev Adam !


 Eurobasket 2011 bizim için sona erdi. Bu yazıda taktik,teknik, savunma ya da hücum yazmayacağım. Bu yazıyı okuyanlara soruyorum Orhun Ene'nin basketbolu bilmediğini düşünüyor musunuz ? Evet , belki coach olarak tecrübesiz ama kimsenin anasının karnından Tanjevic olarak doğduğunu düşünmüyorum. Tanjevic demişken teknik bir konuya değinmek isterim. Her yenilgide ismini andığınız Tanjevic savunma yönüne çok şey kattı fakat hücumda bu kadar dağınık oynamamızın sebebi de ta kendisi. Zaten o da ölümsüz olmadığı için sonsuza dek bu takımın başında kalamayacaktı. Biz de Orhun Ene'yi getirdik. Ben de turnuva başladığında umutlu değildim fakat  başarılı olmak  günlük coachlar getirip günü kurtarmaktan değil, bir ekol yaratıp her turnuvada yarı finalin içinde olmaktan geçer. Bu turnuvada beklediğim gibi başarısız olduk, belki Orhun Ene ile gidersek diğer turnuvada da başarısız olacağız. Unutulmamalıdır ki istikrar basketbolda başarılı olmanın kuralıdır. Orhun Ene de milli takımla beraber gelişebileceğine inanıyorum bir ekol yaratacağına inanıyorum Umarım federasyon Orhun hocanın arkasında dururlar ama hiç sanmıyorum. Büyük bir ihtimalle Orhun Ene, İstanbul'da düzenleyeceği basın toplantısıyla istifa edecek.

   Şimdi bu milli takıma sallayan ve eleştiren insanlar. Bu adamlar 11 yıl önce Avrupa Şampiyonasında ikinci olduğun da dökmediler mi bizi sokaklara ? Hadi 11 yıl çok uzak daha geçen yıl Sırbistan maçında ' Kerem Tunçeri, Kerem Tunçeri ' diye ağlamadınız mı ? Bugün Ersan o son atışı atsaydı ve biz çeyrek finalde rakibimizi yenip yarı final oynasaydık aynı şeyleri söyleyebilecek miydiniz ? Bu adamlar geçen yıl yüklü primleri alırken canları sağolsun diyordunuz şimdi bir teşekkürü mü çok görüyorsunuz ? Tamam eleştiri her zaman iyidir fakat yiğidi öldürürken hakkını da vermeyi unutmayın. He, diyorsanız ki 'ben sadece iyi gün taraftarıyım' Neydi o insanların adı ? Riyakar ???

29 Haziran 2011 Çarşamba

Sakat ! Şampiyon.

Tyson Chandler

Dallas Mavericks'in şampiyonluğuyla sona erdi 2010-2011 Nba sezonu. Bu şampiyonlukta en büyük pay hiç kuşkusuz Dirk Nowitzki'ye aitti. Peki yan rollerde kim ya da kimler vardı ? Jason Kidd ? Jason Terry ? Peki ya Oklahoma City Thunder sağlık ekibi için ne düşünüyorsunuz ? Nba'yi yakından takip edenlerde çağrışım yapmıştır ama biraz uzaktan takip edenler '' ne alaka ? '' diye soruyor olabilirler. Alaka şu ki ; Bundan iki yıl önce Tyson Chandler, New Orleans Hornets takımında oynerken Oklahoma City takımına takas olmuş her konuda anlaşılmıştı, transferde son aşamaya gelindiğinde OKC sağlık ekibi takası Chandler sakat diye veto etmişti ! Takastan sonra New Orleans'a geri dönen Chandler, önce Charlote Bobcats'e ordan da Dallas'a gelip şampiyonluk yürüyüşüne başladı. Eğer Chandler , Oklahoma City'de iki yıl oynasaydı OKC'nin ancak bu yıl Kendrick Perkins'i alarak doldurabildiği  pivot pozisyonunu doldurmuş olacaktı ve belki de bu yıl Dallas'ı değil de şampiyon olarak Oklahoma City takımını konuşacaktık. Varsayımlar üzerine konuşmak, yazmak her zaman yanlış bunun farkındayım ama Chandler'ın geçen sezon pota altında Dallas'a yaptığı katkı yadsınamaz derecede ortada. Ayrıca Nowitzki'nin bir röportajında onun için söylediği '' emotional leader'' ( Türkçe'ye tam çevirisi olmadığı için takımı bir arada tutan kişi olarak çevirebiliriz ) sözü bu şampiyonluktaki payını açıkça ortaya koyuyor.OKC sağlık ekibi hala görevinin başında mı ya da  istifa mı ettiler onunla ilgili pek bir bilgim yok ancak bildiğim tek şey var ki bu ''sakat'' adamın şampiyonluk yüzüğünü parmağına taktığıdır.


28 Haziran 2011 Salı

'' Bakmam gereken çocuklarım var ! '' L. Sprewell

Evet, başlıkta söylediğim gibi daha doğrusu Sprewell'in söylediği gibi '' Bakmam gereken çocuklarım var ! '' sözüyle hatırlayacak onu basketbol severler. Neden mi ? İşte Nba'de oynamış en önemli oyuncularından birinin ders alınması gereken kariyeri : Sprewell, 1992 yılında Golden State Warriors tarafından ilk tur 24. sırada seçilmişti ve o sıradan seçilen bir oyuncu olarak beklentilerin çok üzerine çıkıp çaylak yılında 15 sayı, 3 asist , 3 ribaund gibi istatistiklere imza atıp tüm gözleri üzerine çevirmişti. Takip eden 93-94 sezonunda sophomore ( ikinci yıl ) takımına seçilen Sprewell ertesi yıl  (94-95)  en verimli yılını geçirdi ve  all-star olma başarısını gösterdi. Bunun yanında en iyi ikinci savunma takımına seçildi fakat burada dikkat etmemiz gereken en iyi ikinci savunma takımına seçilirken 20 sayı ortalamayla oynamasıydı ki bu istatistik onun ne kadar efektif bir sezon geçirdiğini anlatmaya yeter sanırsam. Buraya kadar anlattıklarımda evet tam da ders olarak gösterilecek bir oyuncu diyebilirsiniz ancak beklemenizi öneririm. Sprewell'in Golden State kariyeri 97-98 yılında sona erdi hem de çok çirkin bir olayla ; antremanda tartıştığı coach Carlisimo'nun üzerine yürüyen Sprewell onun boğazını sıkmıştı oyuncularının araya girmesiyle yatıştırılan Sprewell antremanı terk etti. Bu durumun bile bir oyuncunun kariyerini tehlikeye atması yettiği bir ligde Sprewell akşam yapılan antreamana tekrar katıldı ve bu sefer Carlisimo'yu yumrukladı ! Yaşananlardan sonra 10 gün hapis yattı ve Nba yönetiminden bir yıl men cezası aldı. O yıl Avrupadan gelen teklifleri kabul etmeyen Sprewell bir yıl dinlendikten sonra New York Knikcs forması altında kariyerinde beyaz ve temiz bir sayfa açtı. Beyaz ve temiz bir sayfayı laf olsun diye değil gerçek anlamda söylüyorum çünkü geçen sene bu olaylara imza atan oyuncu Newyork Knicks kadrosundaki en disiplinli oyuncusu oluvermişti biranda ve buna New York medyası başta olmak üzere herkes şaşırıyordu.Orada oynadığı beş sezonda 17 sayı, 4 asist, 4 ribaund gibi istatistiklerde oynayıp takımının Nba finaline çıkmasında en önemli rolü oynadı. New York'tan sonra doğduğu yer olan Minesota Timberwolwes'a takas oldu Sprewell. Minesota'da da aynı istatistiklere yakın oynayıp KG ve Sam Cassel ile birlikte takımını konferans finaline çıkardı. Kısacası Golden State'ten ayrıldıktan sonra skandallar ile değil basketbolu ile anıldı her zaman Sprewell ya da yaşadığı olayları basından güzel saklamıştı. İşte hikayemizdeki en önemli yere geldik ; Minesota, ikinci yılının sonunda Sprewell'e 34 yaşında olmasına rağmen sırf konferans finaline çıkmış takımı bozmamak adına 3 yıl için yılda 26 milyon dolar teklif etti ! Bu teklife Sprewell'in cevabı açık ve net oldu : '' Bakmam gereken çocuklarım var ! '' diyerek bu inanılmaz teklifi geri çevirdi. Kendisine o ara bir değil bir kaç kişinin birden aslansın, kaplansın diyerek gaz verdiklerini duyar gibiyim.Teklifi reddettikten sonra normal olarak hiç bir takıma ona böyle bir servet sunmadığı için boşta kaldı. Daha sonraki yıllarda karısıyla yaşadığı sorunların yanı sıra borç batağına girdiği haberleri ayyuka çıkmaya başladı. Şuanda Sprewell nerede yaşıyor, ne iş yapıyor bunla ilgili bir fikrim yok ama tek bildiğim şey beş parasız kaldığı için çocuklarına bakamadığıdır. Bundan sonra ne zaman birileri Sprewell hakkında konuşurken konuşma çok güzel şeylerle başlayıp çok kötü ve acı bir şekilde bitecek tıpkı yukarıda soldaki New York zamanlarındaki resim ve yukarıdaki sağda olan basketbolu bıraktıktan sonra çekilen bir resim arasındaki fark gibi...